27 Eylül 2021 Pazartesi


 



KANTOLAR

XXII

Şili’nin Marxman’ı Neruda’ydı demek, Türkei’nin Westman’i kim peki, Kavalalı Paşa Ali mi, yok, filyasyonu geçtin mi?.. İsviçre inanılmaz derecede temiz, bakımlı bir ülke, yaygaradan çok sıkılanlara iyi gelir ve tımarhaneye çok benziyor, sessizlik, kibar kız kardeşler, gülümsemeler...

Ha! Gerçekte yaşam soyut, ama ölüm somuttur değil mi!.. Bir uygarlık biçimidir gidiyor, dünya diye ağlama duvarı kurgulamış tanrılar, sunturlu bir küfür zamanı, bir rolet biçmiş, bir oyun tutturmuş, bir komedya konmuş tavaya, haydi hoplayıp zıplamaya…

Zamanın kadehinden acımasızca içiyor varlıklar, teknofiller, timekolikler, kendini aldatmıyor, kendini sömürüyor canlılar. İzmler bir tiyatro, kuramlar bir festival, denizler Kharon’un teknesi, karalar bir yağma atölyesi, gökyüzü tanrıların otağı, yeryüzü Sulla’nın karargâhı; bir arena, yıldırımlar, şimşek ve sağanaklar odeonu, haydi başlıyor, evren gladyatörlerinin, kan yağmurlarının, savaş provalarının agorasında, avın karnavalı başlıyor!..

Derin düşüncelerin figanı olmak isterdim ben Ferhunde, uzun yolda kırlara ve kasabalara bakarak bunu başardım. Yaşamım boyunca gözyaşı döktüm ben, örümcek ağında vızıldayan sineğe, arıların çöktüğü kuşun büyücül tüylerine, aslanın ağzında sürüklenen ceylana, Kızıl Kmerler’in süslediği destana, hainler kralı Eftialtes’in Termopil’i ve yeryüzünün radyasyonla semiren tek kasabası Çernobil’e ve kızı Ferhunde’nin dünyaya gelmişliğine, ömrü boyunca yas tutan anneciğinin göğsündeki kansere…

Geçip giden yaşam,  pastoral bir doğanın çeneleri arasında kıstırılmış bir hayvan ve daha ömründe göremeyeceğin evler, yürüyen insanlar, birbirini sollayan arabalar ve onların içinde düşlere dalmış umarsızca sayıklayan veteranlar,  kesinlikle filozofik düşünceler yayıyor Ferhunde!..

 

Yaşam bir sinema işte, geçip giden bir arabanın içindesin, kırlar, tek tük ağaçlar ve her zaman tek başına, bir dalda ötüşen, o yalnız insan, hayır bir kuş, ıssız ovada bakınan, görkem dolu duygular, esimler ve düşler var bu aman vermez boşlukta, derin kuyular, başak tarlaları, anızlar, uyuşuk,  tek bir canan sesiyle var olan öğlenin ördünde, karşı dağlar...

Dünya bu kadarcık işte Ferhunde!..

 

Öyleyse zamanı tüketmek gerek, içmek gerek, yaşamak gerek, ama nasıl?..

Solaris!..

Yolculukta pencereden bakar ve gözyaşı dökerdim, anızların kenarında, bir çift oğlak ve örgülü torbasıyla ardımızdan baka kalan kıza, Menderes’in kıvrımlarında, artık hiçbir zaman düşleyemeyeceğim, uykulu balığına, bir kedere ve bir  kadere gözyaşı dökerdim, yaşam bunun neresinde, zaman bunun neresinde…

Ve tanrı bunun neresinde diye?..

Bir farsın oyuncağıyız biz Ferhunde, anarko bir karalığın peşinde, yılan gibi akıp giden ırmakların, borsaların, gerdeğin, dragoman ve ombudsmanın ve gerisi bir türlü gelmeyen heyecanın…

Yaşam derdim bir film, giriş, gelişme, sonuç, serim, düğüm, erim, varı yoğu  nihilistik, bir Venüs komşuluğuyuz biz…

Yaşadık, elimize ne geçti, akademide bir koltuk, bir de çek defteri ha!

Tiran’ın tiranı bay nüzüllü Nikola!..

Aşiret çocukları duyun, korona aşısı olmayın, Picasso tabldotları gibi, ağzı burnunda, burnu kulağında sabileriniz olacak, tanrı gülecek, kulunuz ağlayacak ve son iç çekiş köyünde, Hektor’unuz kahrolacak!..

‘Seni doğuran ben değilim Diana. Onlar ölüler. Onlar benim atalarım, onların babaları ve büyükler; Onlar aşkların uzun sürenleri…

Ademler ve çöllerden gelenler. Kabil ve Habil’den, bir ışıktan ve öyle bir mitoloji ki, bugüne kadar, kan ve kemik iliğinden, gelecekten ve şimdi senin doğurduğundan.

Duyuyor musun kalabalığın ve kabalığın saltanatını,  biliyorum ve biz, sen ve ben, geleceğin anılarında, doğurmam gereken çocuklar, postacılar, manifaturacılar, balıkçının dev karısı ve Adem kırmızısı olanlar, sıra sıra boy göstereceğiz.

Sen ve diğerleri, onlar öyledir ve sonsuzluk o şeylerdir Ferhunde!..

Zamanın parçalanışında, bunlar basınçlı materyaller ve ağzında çocuklarımız gümüşten, nikelden ve platinden olacak.

Göklerde, denizlerde ve dağlarda…  

Konuşamayan, düşünemeyen, görmeyen bir nen Ferhunde!..

Yalnızca gülümseyen…

Yalnızca!..


12 Ocak 2021 Salı

 

 


 KAÇIŞ

Cennette miyiz, evet, çok  sıkıcı, ne yapabiliriz, kaçalım, yolumuz cehenneme düşmesin, ateşin azabı, ruhun azabından üstün olabilir mi, bilinmez, ne tarafa gidelim, şu uçurumu geçelim, kaçmış olur muyuz, hayır gözden uzak olacağız, Dante nerede, gelecekte olabilir, Yunus’ta yok, evet. Havva geldi mi, yalnızca bir nisa mı, evet geliyor, gideceğimiz yerde kadınlara yer yok, biri yetebilir, tanrı bilir, kader bilir, Havva bilir ha, Havva bilemez, uçurumu geçmedik mi, şunu da geçelim, cehennem göründü, hayır sola döneceğiz, labirent gibi, yok çıkış o tarafta, görürler mi, görürler ama düşünmezler, anladım, orası da yeşilmiş, sorunda bu ya, niçin gidiyoruz peki, 1+1=1, sanmıyorum, orada özgür olacağız, yalnızca bu mu, insan olacağız, burada neyiz peki, tutsak, olamaz, niçin, sadaka cennetindeyiz çünkü, nasıl, hiçbir şeye yaramıyoruz, bağışlananlarla yaşıyoruz, bir tür varlığız burada, canlıyız ha, şu kuşlar gibi, hayır arılar, onlar değil işte, ya ne, şu buzağılar gibi, aslan, evet ceylan, hepimiz, insan yok burada, insan nedir, bu soruyu düşüneceğiz, düşünmüyor muyuz, henüz, orada zorluklar olacak, bak düşünüyorsun, bunun için mi kaçıyoruz, artık gidiyoruz demelisin, gözden epey ırağız, cennette hiç sorun yoktu, sorun değil, soru peşinde olacağız, nasıl, neden buradayız, niçin geldik, gidebilir miyiz, gidiyoruz ama, soru kargaşanın eş anlamlısı mı, otlaklara dön, sonsuz ölümüne, ah şuraya bak, masmavi bir küre bu, nasıl ulaşabiliriz, kurt deliğini bulalım, karadeliğe düşmeyelim, cehennemi gördün korkma, şuradan geçin, Kharon’nun kayığı bu, kimi getirdiyse, bizi götürsün, geleceği görme gücün var senin, düşünemiyorum belki, ama düşleyebiliyorum, şaşırtıcı, Azrail önümüzü kesmesin, belki Cebrail, onların görevi bu değil, her şey iç içe, atlayın, kurt deliği bu mu, Kharon’un kayığı, gülmeyi öğrenmelisin, anladım, işim çok zor olacak, sorun yoktu, sorularla boğuşmaya gidiyoruz, haz almaya, bilginin efendiliğine, özgürlük ve eşitlik kuramını yaratıp, gölgesinde oturmaya, sonra da gırtlağının tadına baksınlar ha, sanırım, kaosun saltanatını görüyorum uzakta, hayır yakında, çadırı nereye kuralım, çadır nedir ki, gereksinim sözcüğünü üretir, gökten çadır kurdun demek, yağmur yağarsa, ya güneş açarsa, soru mu bunlar, hayır düşünce, düşünmeyi öğrenmedik mi, bilemeyiz, o 'sonsuzluk denizinin adı', peki niçin geldik, bilgi ağacı düşünmemizi kolaylaştıracak, o nerede, Havva bana yedirmişti meyvesini, onun için mi kovulduk, hayır kaçtık, kitaba kovulduk diye yazalım, neden, düşündüğümüz için, düşünen kaçma eylemine uzaktır, o bir edim ha, düşünce kirliliği oluştuğunda kaçar varlık, neden, korkusundan, ürküsünden, tiksindiği için, acımasızsın, evet düşünüyorum, kargaşanın varlığıdır düşünce, kaosun ha, cennetimizi nasıl yaratacağız, hayır biz dünya yaratacağız, ne demek o, duygu, düşünce ve düşlerin kaosu, cennetten iyi mi, otlaklara dön dedim, mekanda boşluk korkusu belki bunlar, yalınlığa indirgeme, güneş tanrımız olsun, gezegenlerde meleklerimiz desek, belki gene sıkılacağız, belki de hep sıkılacağız,  bakın burada biri daha var, sen neden bizimlesin, sizinleyim diyemem, peki neden bizimlesin, diğer yarımı arıyorum ben, öf hiçbir genelleme doğru değildir, nereye gidiyoruz, baştan beri var olana, oh ovaya, hayır dağlara, tanrının var ettiği sistemden korunmalı mıyız, nedir o, küçükten büyüğe doğru zincirleme süren yokluk savaşı, yokluk bu kadar uzun mu, ah yeryüzünde ölüm kalım provaları, neden kaçtık öyleyse, orada rigor mortis, burada mezo mortis, morto daha iyi değil mi, seçeneklerin olması iyi, birde arayış, arayışın olması yaşamın ereği, bilinmez, ah bak bize doğru geliyor, bir aslan, hayır sırtlan, yok ceylan, düşlediğin neyse o, parçaladığında bile ha, basit gerçeklik asal mıdır, hayır düşler daha tehlikeli, gerçeğe önlem alabilir varlık, düşlerimize asla, düşlerimizdeki aslanı yenmeliyiz, gerçekliği alt ettin gene, sorun bu muydu, peki yürüyelim, ırmağa bak, Styks gibi, tanrı cenneti kopyalamış, ve özgürlük bağışlamış buraya, bunun adı özgürlük mü, ya ne, cennetten kaçmasaydık, gitmeseydik demelisin, dilin gelişmesi gerekir, dünya anarşizmin cenneti, ve zarafetin cehennemi,  her şey bir adlandırma, oraya doğru gidiyor, önüne bak, yuvarlandı, uçurum var burada, burası cennet ve cehennem bireşeni, öyle gibi, tanrının tasarımları sınırlı sanırım, her şey birbirini andırıyor, neden kaçtık, kendi dünyamızı kuracağız, anladım kendi cehennetimizi, tanrıyı bir süre daha yaşatacağız, sonsuza dek olmasın, hayır tanrılaştığımız an gidecektir, ah o biziz ama, değil, öyle bir sanrı ki bu, evet, o biz değil, biz o değiliz, başkalaşmış  ve bizden ayrı bir varlığa dönüşmüş, biz tanrıyı yaratarak tanrı olduğumuzu göstermişiz, tümceyi öyle uzattın ki, evet  tanrı olmadığımız belli, nereye gidiyoruz şimdi, işte geldik, bir kovuk burası, mağara ha, megaraya ne zaman dönüşecek, bilgiçlik taslıyorsun, mağazaya demeliydim, sen de öyle, bizim tilmizlerimiz bizi unutacak mı, ve Platon burayı  distopyaya dönüştürecek, imgelemde ha, geleceği okumayı bırak, birer gölgeyiz biz, elbette, öteki gölgelerin buyruğunu kopyalayan, ah birer kopyacı, anlak sınırlarının dışına çıktığımız gün, yeryüzü uçup gidecek, inanmaktan caydığım anda, Averroes’de uçup gidiyor ha, belleyen bir baykuşsun sen, tümümüz, kaçmasa mıydık, nereden, unutmuşsun bile, cennetten, cennet, bizim için ahırdı, ot ve su, et ve ateş gibi, ne istiyoruz ki biz, bela, anladım, cehennem tam bir bela değil miydi, ama, evet, çıkış yoktu orada, biz olasılıklar cehennemini arıyoruz, belirsizlikler cenneti de diyebiliriz, öyle gibi, varsayımlar ve bütünsemeler içinde yaşayabilme özlemi, uzatma, hep yürüyecek miyiz, gece uyuyacaksın, yaşamımızın yarısı uykuda geçecek, düşlerin işe yaramadığında cenneti özleyebilirsin, cehennemi de, çünkü ahır kapitalizmini yaratabilmeliyiz, kaç yüzyıl atladık, belirsiz, yorulmak ve denetlenebilir kavgayı özlüyoruz biz, egomuz için, yaratıcıda öyleydi, ama cennet bir uyuşturucu, tanrı bir gözbağcı, dolandırıcı ha, uzatma, burada yaşayacağız,  idealler ve izmler peşinde,  içimden bir şey cennetten kötü olacak diyor, baştan sona kapitalizmin oyuncağı olacağız, neden, tanrıyı düşüncemizle ezemediğimiz, onun düşlerinin ötesine geçemediğimiz için, ezmek, sen bir biyobotsun, vahşi bir tür, nasıl geçeceksin ulu tanrıyı, o biziz, geçeceğiz, oh, umutlar, umutlar, umutlar, o olmasa cennete geri dönersin sen, Havva’ya sor, o kaçalım demişti, gecenin bir düşünde, kovulduk biz, evet daha retorik, tekerleği bulgulamak için bekleyecek miyiz, düşlemeliyiz önce, zamanın ötesine kadar, neden, buharın gücü ön zamanda düşlendi, köle kullanmak daha ucuzdu, ve binlerce yıl beklediler, nereden konuşuyorsun sen, zamanın içinden, şaşılacak şey, hayır düşlerin içinden, anladım, tekerleğiyle geliyor biri, önce konuşmayı mı öğrensek, o ilk bildiriydi, yazacağımız günler yakın, neden, her şeyi kayıt altına almalıyız, çünkü, bir sonrakiler yine aramamalı tekerleği, ah evet öyle, mağaradan çıkalım mı, cenneti mi arıyorsun, görmek istiyorum evet, ah bir tansık, Havva bir çocuk yaratmış, yüklü müydü, o nedir, üreme mekantiği, ah ama,  cennette ölüm yoktu, oyuna geldik, tanrı kurnazdır dedim sana, ölüm yoksa ürememiz gereksiz, biz de hilekarız, skolastizm bize göre değildi, durağanlıktır cennet, ve iğrenç, burada devinim var, coşku var, mutluluk var, keder var, dram var, komedya var, ortası girdap, evet bildin, dolantı, burada yaşam var dostum, cennette yok mu, kesinlikle, başımızı belaya soktun, cennette ölüm vardı yalnızca, yavaş ölüm, hilekarsın, acının tiryakileriyiz biz ha, cehennemi unuttun, tanrı ruhunun ölmesi için cenneti, acılardan kıvranman için cehennemi yarattı, burada tümü var,  sonsuz bir çeşitlem, inandırmak uğruna çok yeteneklisin, tanrı mısın sen, tanrı marangoz değil miydi, iyi düşün, çıldırtıyorsun bizi, bak, yeryüzünün ormanlarında kuşlar gene öttü, yıldızlar yollarını yinelediler, nereden çaldın, yüzyılların içinden, Sezar geliyor bak, düşlerimin cehennemi, yeni tanrılar, binlerce yıl gelecekler, korkma, belki de sonsuza dek, onlar tanrının gölgeleri, Makyavelizm için çok erkendi, hayır çeşitleme bunlar, zaman algımız çok zayıf, bekle başka gezegenlerde onlar olmayacak, ne demek bu, robotizmde Sezarlar yaşayamaz, nereden geldik buraya, salt balmumu lahdinde soluklanacak, dna’sından diriltebilecek miyiz onları, ceset taciri misin sen, hangi zamandayız şimdi, saçmalamak baş tacımız olacak bizim, ah Kabil’de geliyor bak, kardeşinin kanıyla, bir şey söyleyeyim mi, bu hep olacak, kurgumuzda var, çok zalimsin, yaşamak için öldürecek miyiz, zoransın, tanrıdan da beter, dinle, ‘Ve bir sabah geçti diye şehrin sınır taşını, çekince kopardı Remüs, kardeşi Remülüs’ün başını!..’Bu şarkı hiç bitmeyecek mi, tanrıyı arayacağız belli ki, onun cenneti daha uyuşturucuydu,  cehennemi de acımasızca, her ikisi de bir oyun ve daha ahlaksızca ha, dilini bozma, her şey cehenneme dönüşebilir, cennete dönüşmeliydi, o uyuşturucu dedin, bitti mi öykümüz, hayır, yazıyı bulgula unutulmasın, çok bencilsin, yazı sözü unutturacak ve belleğimiz ışık körü olacak, birer tembeliz biz ve senin dünyan cennetten beter olacak, karma ekonomikasyonuz biz, oh lafın ne tirat, her şey karma olsun, dünyayı hafifletebilmeliydik, veba, kolera, cüzam, korona, verem, lekeli hummadan arındırabilseydik, Antuvanet’i külotsuz, giyotin sepetine gönderemeseydik, kaçıncı yüzyıldayız, bu dünya için çok şey istiyorsun, umut geleceğin ardılıdır ve cenneti tanrının bizden çok daha kötücüldür bilesin, dengeyi koruyabilmemiz için, olabilecek dünyaların en iyisini yarattık, ölüm var, öldürmek de olacak, deniz var, çölde olacak, meşaleler var, yıldızlarda olacak, tanrıdan kaçtığımız gün daha çok korkmuştum, korku olacak evet, çünkü cennetin ve cehennemin korkusunu buraya taşıyacağız, orda korku yoktu,  çünkü insan değildik, çok pahalı bir deney bu, söz gerçeği eğip büker, gerçeğin bin bir yüzü var, kesinlemelerden uzak dur, peki sürdürelim, cennete dönmeyeceğiz, hep başka dünyalara gideceğiz, az sonra yemek evine gideceğiz der gibisin, iyide,  tanrı ölmeden mi, öldü çoktan, insan yaratığıydı o, biz artık ölmüyoruz ha, kavramlar değişti, gölgeler var artık, kopyalar, robotlar, birebirler, klonlar, siborglar, mutantlar, neler yok ki, seç birini, daha sıkıcı oldu burası, Sezar geliyor demiştin, sonsuz sayıda Sezar ha, neyi amaçlıyoruz biz, durağanlığa katlanamıyoruz, kendimiz olmak istiyoruz, tepemizde bir tanrı istemiyoruz, bir evcikli ruhlar, yalnız yaşayabilen canlılar olmak istiyoruz, esemesini sen kur, esmekten mi bu, nedenlerden önce gelebiliyor artık sonuçlar, esemesiz de olur, anlamadım, önce Marks vardı, sonra komünizm, önce düşünce olmalı, önce eylem sonra ideoloji mi, komedi, nasıl söylersen, dünyanın cennetin ötesinde olması düşlenebilir mi, kesinlikle amaç bu, tanrıyı yaya bırakacaksınız, onu biz yarattık, bunu da yaratabiliriz, olanaksız, şu buluta bak, Hiroşima, kıyamet provası, cennetin ötesi burası, sıkıldınız ha, zaman periyodu bu, Grejuva ateşi de böyleydi, olağan şeyler, kurguysa katlanalım ha, hayır evrim her şeyi ortadan kaldırabilir, tüm kusurları, ayaklarımızın altında ölen karıncalar, kaç dünya eder, evren demeliyiz, önemi yok, cennetten kaçmayı anlayabilmiş değilim, tanrının oyuncakları olmak istemiyoruz, düşüncenin yaratılmışları olmalıyız, bizi yaratan düşüncedir, çelişkiler serbest öyle mi, çelişki olmazsa olmazımız, doğru, hayır gerçeği yakalamalıyız onunla, klişelere boğuluyoruz giderek, tanrılaşıyoruz, ilk kez gülmeyi başardım inan, evet tanrıya dönebiliriz, çünkü o bir klişe, düşüncenin sınırları genişledikçe, yitip gidiyoruz boşlukta, ne yazık ki, yazgımızdan söz edelim, varlık olarak o büyük güce sığınalım bir kez daha,  yetersizliğimiz, dışımızdaki o gücü yaratıyor, yazgıya da bel bağlamamıza, ama bunlar geride kaldı, gerçekten klişesin, yıldızlarda kolonilerimiz var, hayır olacak, tanrı bizi yok edemeyecek, evrenin efendisi olacağız, efendi yeni tanrı demek olmuyor mu, sakıncalı bir sürüm, mağaradan konuşuyoruz, dışarı çıkmadık daha, düşlemek yaratmaktır, tasımdır, evet ama, sınıf, katman ve basmaklar yaratmaktan kurtulamıyoruz, eşitlik geriye sayma gibi geliyor bana, eşitlik durağanlık ve statüko, düşünceyi yadsıma sanıyorum, lokal anlamda olabilir, evrenin uçurumları ve yükseltilerinde eşitlik bir pranga, devinim eşitliği bozuyor, eşitlik sanal olabilir, anlamadım, evet anlamadım ne demek istediğimi, doğrusun, peki nereye varacağız, mağaranın dibine, başka uygarlıkları göremeden gidemeyiz, işte arılar, başka uygarlık, denizler ve ayı balığı kolhozları, orman, kuşlar başka uygarlık, efendisi olana uygarlık diyemeyiz, insan ele geçirmiş mavi gezegeni, yukardan gelenlerde  bizi ele geçirebilir, gerek yok, robotarlar bizi silecektir, kendi ellerimizin kurbanıyız, evrim olmasın bu, neandertale göz yaşı dökmedin, vegeteryanı yok ettin, daha vahşi olan kazanıyor, ah tanrının adı mı bu, hiçbir ütopyaya heveslenmeyelim,  kendimizden vazgeçelim, tanrıya dönelim, o yok ama, varsayımlar uygarlığının bireşenleriyiz, cennetten nasıl kaçtık, anlamış değilim, varsayım, kaçtık ya da kaçmadık, düşünceden başka bir şey değiliz ha, hiçbir şeyi başaramayacağız, varlık yokluk ikilemini çözemeyeceğiz, düşünce beni ele geçirdi, beni o yönetiyor artık, nereye giderse oyum, düşünce egemen olan tanrımız, düşüncenin kurbanlarıyız biz, tanrının değil, düşüncelerimize egemen olmak, olanaksız, düşünce düşüncenin egemeni olsa da, sorun düşünebilmemizde, düşünceyi yok etmeliyiz, bedensel varlık olmak, tinseli yadsımak ha, düşünce bir yok edici başlı başına, terminator,  bitirici, katil balina o, düşünce olmasa evren et ve kan uygarlığını yaratamazdı, hayır, düşünce olmadığı için yarattı, düşünce bize sonradan bağışlandı, öncesi mekantif, düşünce evrene egemen olabilir mi, bir karadeliğin gücüne kavuşursak, bir kozmik Azrail olabilirsek mi, cennete dönmek istiyorum, bir motor olmak ha, yukarıdan alıp, aşağıdan çıkarmak ve mutlu olmak, evrene katkı işte, varlık biçimleri, ama biz kendimiz olmak istiyoruz, ya başaramazsak, daha kötücül şeyler, ütopya canlıya yakışıyor, evreni beğenmiyorum, yıldızlar, ateşle uçurumlar ve tanrıların savaşı bu, tembellik hakkını kullanmak istiyorsun, ateş ve toprak, rüzgar ve yağmuruz biz, düşünmekle cezalandırılmışız, bu bir oyun olmasın, kaçmamıza izin verirler, çünkü avuçlarındayız ve izliyorlar, tek eğlenceleri bu, ne düşünmeliyiz öyleyse, Leibniz’i düşünmeliyiz, geleceği görüyor musun, hayır tasımlıyorum, olabilecek kozmolojinin en iyisinde yaşıyoruz, yorumların eşsizliği, sonsuzluğu ve sürdürülebilirliği kuralına iyi bir örnek, tersinirliği, uyum gücü ve her yönde uygulanabilirliğine de, yorum skolastiğe olabilirlik kazandırabilmenin büyülü yöntemidir, şiddet ve ölüm, et ve kanın kutsal çatışkısına bağlanmanın dayanılmaz hafifliği, okuyun, yazacaklarınız daha önce söylenmiş olabilir, bilgi departmanıdır evren, tüm bilgilerin saklandığı bir kovuk var, tüm bilgilerin uçtuğu bir kovanda vardır, düşüncelerimiz bedenden çıktı ve yolunu şaşırdı sonunda, bir sistem kurduğunuzda toparlanıyorlar, ve birbirine DNA zinciri gibi bağlanarak yükselebiliyorlar, yuvaya da dönüyorlar mı, cennette kalsak iyiydi diyorum, korku, telaş, kuşku, güvensizlik ve depresyonu bulguladın, önce söz vardı, hayır, göğün altında yeni bir şey yok, pesimistsin, stoistsin, sitüastyonistsin, volontaristim, sen et ve kemiksin, değişmelisin, titan nasıl, ruhunu terk etmelisin, o bir anomali, cennetten ruhum kaçtı, bedenim hala orda, öyleyse çözümlere, yaklaşımlara ve tanrıların toza karışmasına yol vermelisin, boyun eğmelisin, son tümce sakıncalı, çözüm yok görüyorsun, bu tümcelerden arınmalısın, bu us bizi tutsak kılmış, evrenin yapısı bizi üretebilmiş, gizini bulamayacak mıyız, sona doğru geliyoruz sanıyorum, mitlerle oyalanmayalım, gönül eğlendirelim belki, onu da yapmayalım, düşünce sistemimizi yeniden düzenleyelim, her şeyi silelim, yeni bir uygarlık sistemi yaratmalıyız, Hiroşimalar çoğalsın mı, işte bütün sorun bu, iyilik kötülüğe, kötülük iyiliğe evrilebiliyor, düşünce sistemimiz sonsuz bir elastikiyet içinde, yapmamız gereken, iyilik ve kötülüğü ayrıştırabilmek, iyilik ve kötülüğün iç içeliğine son vermek, düşüncemizin eğim açılarını ve her yöne dağılışını yok etmek, kavram kargaşasını sonlandırmak ha, gene basite indirgedik, çözemeyeceğiz bu sorunu, ah tanrı geliyor, izimizi buldu, hayır bizi görmek istiyor, o her şeyi gören ve bilendir, ne diyebilir ki, konuşuyor, ne dedi, siz oldukça ben varım, ben oldukça siz varsınız,   kendinizi yok etmelisiniz, kurtuluş için, cennetten kaçtık ama, bir tür kurtuluş o bizim için, hayır beni de sürüklediniz, cennetten kaçmayacaktınız, tanrınızı  yok edin, ama evet o sizsiniz, tanı mı bütün sorun, evet düşünsel yapınızın orta direği o, eyfeli, ha şu elektrik direği, gülmeyi başarmak size ne kazandırıyor, ah kızdı bize, bakın gidiyor, öldürebilir miydik, ölümlü uygarlık anlayışını terk etsek olmaz mıydı, o çözüm değil, sorunumuz sıkılmak, ve kendimiz olamamak, bu kadar mı, cennetten bunun için kaçtık, ama hiçbir şeyi başaramadık, kargaşa, ölüm ve sonsuzluk korkusu içindeyiz, tanrı geri dönüyor, gene mi geliyor, belki bir çözüm buldu, geri çağıracak sanırım, buluta girdi, belki bir daha gelmeyecek, kendi sistemini yenilemeye karar verdi belki de, bizden önce bulabilir mi, hayır o biziz, uyandın mı, evet, kahvaltı hazır, titriyorsun, düş gördüm, niçin, akşam bir kitap okudum, şu sözler büyülemiş olmalı, ‘Sen uyanıklığa değil, önceki bir düşe uyanmışsın, o düş, bir başka düşle sarmallıdır, o da bir başkasıyla ve bu böyle sonsuza kadar gider, sonsuz da kum tanelerinin sayısıdır, geriye dönerken izlemen gereken yolun sonu yoktur ve sen bir daha gerçekten uyanmadan öleceksin’


***


SARA

'Ol' diyecek ilk sözcüğü bulamadım güzelim.

Beni büyüledin.

Mehdi'nin yataklısı.

Amir'in gözdesi.

At hırsızlarının,

Hasır döşeklerdeki sevgilisi.

Sende cehennemi düşlüyorum ben.

Açan çiçekleri değil.

Çağlayanları,

Şırıldayan suları değil.

Sen öyle tatlısın ki

Ve öyle baş döndürücü

Şu karanlık olmasa 

Işığına kapılmazdım.

Gecede pervane devi gibi

Deli olup çırpınmazdım.

Işık gözesi gibi parıldayışın,

Dolunayın, 

ak tepelerin,

Geçitlerin olmasaydı;

Icaza'da şehir bağışlayan

Kör dilencin olmazdım.

Seni Kazvin sultanının kucağından aldım.

Bedir'de resulu koruyan melekler

Seni kıskanırlar.

Madras'taki madrabazlar

Nazına pey sürdüler.

Hazar'daki kalpazanlar

Altın ordular, 

şu cihandaki uğrular

At üstünde seni arıyorlar.

Mısrayimli güzelim,

Yalnız senin için, senden geçerim.

Ey suların huzur veren sesi

Ey tepelerde çalan birlik borusu.

Zındıkların sır olduğu kovuklar

Ey Sara için vurulan gonglar

Onu benden alamazlar.

O karanlığın çığlığı

Ölümün ölümüdür.

Işığın tanrısal güzelliği

Kutsanmışlığıdır.

Yavaşça sönümüdür güneşin

Can'ın canlanışında. 

Sara'm.

Hay'y olanım.

'Ol' diyenim!..


***



MAHCUP

(Bayağı Şiir) 

Kıyamet günleri yaklaşıyor artık dünyada

Korona biricik tacımız ve başka kraliçe de yok karalarda

Sen Harun Reşit’in kızısın, saklanıyorsun Bağdat’ın oralarda

Sonbilge kuyruklusu geçti dünyadan dün, kimse

Çevirip başını bakmadı gökyüzüne

Dünyadan umudum yok değil

Dünya yok artık bu dünyada

*

Sen mahcupsun, ben mahcup, o mahcup, hepimiz öyle

Neden böyle oldu Havva’nın çocukları

Adem’in hayalleri, Dekameron, Kenterburi

Bin bir gece masalları

*

Mahcup, gülümseyerek bakıyorum  artık yıkıntılara

Ölüleri gülümseyerek sayıyorum ve iyi ölümler diliyorum yaralılara

Tanrı, melek ve kitap dolaptaki konserve çeşitleri

Şeytan hala iyi, ama sarılmaktan başka bir işe yaramıyor

*

Katliamlar diyorum, eşittir lahana bahçeleri

Roketler, Mars’a giden destroyerler 

Eşittir Judas'ın günlükleri

Yaşam, bir varmış, bir yokmuş

Moda, kremalar, ağızdan taşmış rujlar

Köleler, çarmıhlar, halayıklar, ulaklar

*

Her şey self service, her şey açık büfe

Her şey ordövr tabağı ve her şey

La grande bouffe.

*

Açlık, bonfile, her şey bir mahcubiyet ve şaşaa içinde

Her şey kıyamete benzer bir kıyamet içinde

Yeryüzünde kıyamet, içimizde kıyamet, o her yerde

*

Artık ölüm ve yaşam iç içe

Hiçlik hiçlik içinde, korona kraliçemiz.

Tanrı gene var ve tek bir soru var şimdi,

Adem nerelerde…




16 Şubat 2020 Pazar


CORONA GEZEGENİ
(BİLİM KURGU)
 

insanların   kutsanmış kederlere  gereksinimi var, korkularına alışmak, ölümü arzulamak, hatta  özlemek,      öbür dünya provaları yapmak gibi genlerine  işlemiş dürtüleri var. dağınık gölgelerin ısıttığı güneşin öğleden sonralarında, vurulmuş bir kartal gibi  çırpınan  bayrakların altında sabahlamak, savaşlar icat etmek,        ölüleriyle  sohbet ederek günahlarından arınma çabaları, borcun ve borsanın oyunlarıyla zaman geçirmek,  dünya g ailleriyle oyalanmak,  kendini esarete v er mek,                         açl ı ğ ı ve                              tokluğu tamak ya da  denem ek, düşlerin peşinde              b aşl adığı  yere dönmek gibi tutuk uları olan tuhaf  bir mahluk, alabildiğine garip bir      hayvan o...
Sakalar, sebilciler, manda derisinden torbalrad dağıttıkları suya mercan akik tşları atarmış lezzet için, su içenin gözüne yna tutarak dualar okur, bu dünyanın ölümlü olduğunu anımsatırlarmış, gülabdan dan gülsuyu dökerlermiş suyu alıp  içenlere, pirinç taslarla, sakalar sebilciler dervişmiş bir bakıma, bir yandan da yangın sucularıymış bu gureba takımı...


Baykara ve tarihçi Mirhond ve Hondmir vardı, Hondrim dir belki de, karşıtlam, Sufyan-ı Servi der ki, ırmağı kayanın altından çekip çıkarabilir misin, soft protest nedir bilir misin, Mars'ın toprağı altında uyuyan elektronik uygarlığın teorik kedilerini görebilir misin, Hicri ve miladi frkın neden 608 olduğunu bilir misin, Galata surları nereye gitti, yüzü amorf olanlar, köpeğinin adı fox olanlar, Mars ve Neptün fareleri, ruh öncüleri, balık teknesi gibi salınan huriler,
Kapitalizm sanal kıyamet provalarıyla insanları kobaylaştırıyor, metal görmemiş tanımamış soğuklarla yüzleştiriyor gene bizleri, Cibran metafiziği, tüketici maymunlar üreterek, bekasını güvence altına alıyor, acımasızca, gaddarca, kendini geceye sunanlar, ironiden yoksun bir galibe, virüs Kabe-i şecereden geldi, 
öyleyse soru şu, bildik üretim tüketim ilişkileri içinde bir çıkış yolu var mı, bu virüs şılsa bile daha tehlikeli virüsler kapıda değil mi, bu gurur, şaşaa, özgüven ve benliğin krallığı sürdürülebilir mi, alışılmış, dinden, ırktan, kültürel kodlardan arınmış yeni bir sözümüz olamaz mı, yoksa böylece kendi kıyametimize koşacak, ele ele ve o büyüleyici huşu içinde sunaklardaki kurbanın kanını alınlarımıza sürmeye devam mı edeceğiz...
insanlık yeni bir bilinç çağının eşiğinde, yaşam, zaman, kentler, din, tarım, beselnme, edebiyat, sanat adeta kaçınılmaz bir metamorfoz geçirecek, Mars bile gerileyecek, dünya dünya olmaktan çıkacaktır böylelikle ve artık ölülerimize analarımıza, babalarımıza diyeceğiz ki, neden ağlıyorum biliyor musun, ben bu ezayı çekmeye devm ederken, sen ahiretin ilk, dünyanın son gnünde yaşıyorsun, kurtuldun, kurtuldun annneciğim, anneciğim diyeceğiz...
Osman Zolan konuşacak belki, hiç kimse, insanoğlı çatışma ğsikoljisi ve miğfer devletler cümleciğinden ibaretti, ibretti bu belki de, anlayan için, siyasal kargaşalar yaratmak, sorunu çözmekten daha kolaydı tarih boyunca, çekinik genler, melek ve meslekler arasına sıkışmıştı uygarlığımız, topuk dikeniydi kervanlarımız, sekerek yürüyorduk, ağa girmek kolay çıkmak olanaksızdı, bir balık gibiydik, aslolan kaostu, fungal enzimler, soğuk su, sıcak sudan daha itici güce sahipti, İsa'ya dedim ki, söz verdiğiniz gibi olmuyor, belki de tümen yapamıyoruz.
İsa dedi ki, günahların en koyu olanı, en günahkarı ve karanlıkların, sonsuz karanlıkların, şu beyhude yıldızları bizzat kendimiz, biziz. İnsan dedi ve bağırdı yetmez mi!...




nükleer silaha sahip onca ülke varken ABD çığırtkanlığı yapmak bu videonun bir SIĞIR tarafından hazırlandığının işaretidir. sığır bunu bilmez, ABD bilir!!!! devletler artık 3 e ayrılıyor, kıyametçiler, asansörler (yarı sömürgeler, türkiye), hammaddeciler (afrikanerler, yarı yaşarlar, köleler) ), türkiye asansör devlet anlaşmasını 1923 de imzaladı!!!!!




sermayenin akış biçimini yoksuldan zengine doğru hızlandıracak bir projedir korona virüsü, artık yoksullar birikim yapmayacak parayı en kısa sürede elinden çıkaracak,  kadına şiddet artacak, çocuklar ezilecek, erkekler paranoyak olacak ve yeni dünya düzeninin  adı şu olacak, Mouseizm!!!! Farelere (periciklere) ölüm!!! ORDİNARY PEOPLE nin tamamı faredir!!!  Bu para akışıyla kanal yapılmasına gerek kalmayacak mesela, mesela hıncal duluç ve serpil yılmaz olağan ceset sayılacak, bu tipler sermayenin palikaryasıdır, nicelik ankormanı, değerleri finoyla eşdeğerdir!!! mesela çocuk ve kadın ölümleri doğal karşılanacak çünkü onlar atıl kitledir. negatif tüketici!!! kölelerin çocuk yapması dünya düzenini önceleri koruyordu, şimdi onlar felaketin öncüleri, robotizmin yaygınlaşma olasılığının artması bunu zorunlu kılacak,  koronizm, sivil nazizmdir!!!! savaşsız holacaust!!!! Bu bir temizlik harekatının sinyalleridir!!! yeni dünya düzeni, daha az köpeğe, daha pahalı mama ideolojisidir artık!!!! şüphesiz ölüm emperyal devletlerden ziyade asansör devletlerde olacaktır, insanlar gibi devletlerinde sınıfı vardır!!!! 1923 budalası için artık çok geç!!!!! , .………...…...…....Rus askeri doktor: Koronavirüs sadece bir alıştırma olabilir, çok daha tehlikeli salgınlar çıkabilir

güneşe ayetlerin ve duaların yükselişinde peygamber çiçekleri toplarken, 39 yaşında giyotine giden 16. Lui ve Mary ile prenses Lamballe düştü usuma

Kapitalizmin dilerse maymuna çevirebileceği, dilerse kıyameti ayağına getirebileceği, dilerse Nazizm türünden kamplarda etini konserve yaparak, kemiğini köpeklere yedirebileceği -Tanrı denen uyduruk marangozun, -oğlu da marangoz-yeteneksizliğinin ve bir gözbağcı oluşunun emaneti ve hıyanetiyle dönen 3. gezegenden temerküz manzaralarına bel bağlamak değil, bizzat o nların düzenleyicisi ya  da  tiryakisiolmak...

Hey Marx senin de çarkına çomak sokayım ben demek için canını vermek, eşitlik için illüzyonlarla  yüz yıll arı devirmek
yedikule de bir mazgal kapağının altında armadillo gördüm  diyerek kitlleri ayağa kaldırm ak,   v ahşi içgüdülerini doyurmak  için hiç bir canlıda olmayan kendi soyun akarşı        soykırımlar tasrlamak, özkıyımlar pazarlamak...                         

insanlar aynı yöne baksa bile, çok farklı nedenlerle aynı noktada buluşabilirler. Bu bizim yalnızlığımız mutlak olduğunu kanıtlıyor! Atomlarım ız temas etmedikçe nasıl birbirimize do ku n m uş olamıyorsak, i n sanın birliğide sankio kadar olanaksız bu dünyada ve kaostan k urtulabilmemizin olanağı yok gi bi. . .

durup dururken ilgi  gösteriyoruz bir  şey lere, yaşamaya, b u yalnızlığımı                       zı aramak dır, h er  ş eyi                        bulabilirim     z b uyolda ama yalnızlığımın sonsuz  olacağını öğrenmemiz bilm emiz gerek!..  buna  rağmen birbirimizi sevmeye  kalkışırız. bu  cennetten kovulma metaforunun genlerimize işleyen içgüdüsel     dürtüsüdür,           yalnızlıktan korkarız  ve  sözde  ruh  ikizimizi ararız,  ötekini  ararız, sonsuz    sayıdaki ötekini,  illüzyona  kapılırız     her zaman ve   arayış içinde sona erer yaşamımız.    ölüm arayışı bitirir.    aramak iyidir gene  de, çünkü  zamanı     biçimlendirmenin en  iyi yollarından biridir.    ben seni    delicesine  sevmek  isterim, yalnızlık korkusudur bunun adı, kendimi sevmenin en kolay yolu; başkalarını, yani seni sevmektir ne yazık ki...               açıların bolluğu ve verimliliğinin, yazgımızı değiştirmeye  gücü yetmez.


LABİRENT

Zeus bile dolambaçla örülü, bu boğucu
taş ağı çözüp bir yol bulamaz. Ben geçmişimi
ve tüm kimliklerimi unuttum; İç sıkıcı
duvarları çınlayan dolambaçları izlemek
yazgımdır benim. Geçen yılların sonunda
hangi gizil bükeyler büküntüler
şiddetin galerileridir ki. Zamanın
tefecileridir bu çatlak köhne duvarlar.
Süprüntüler içindeki solgun işaretlerin
ayrımındayım. Büklümlü gece
bana doğru kükrüyor ve de
ıssız ulumaların yankısını taşıyor.
Ben gölgelerden bilirim ki Öteki hep orada,
nasıl bir alınyazısı sonsuza dek kendisini taşımak
bu dokunmuş ve belki de dokunmamış Hades
bitmez kanım ve cesetimi sömürmek içindir.
Herbirimiz diğerini ararız. Ama katıksız bir
bekleyiştir bu ve o bir hesap günüdür. 





dünyada ilk radikal değişim Neom şehri
savaşı kazanması gereken ülke kznır, savş işin görselidir sonucu değiştirmez, insan sokağa aslan gibi çıkar fare gibi döner

Hutton deliği gibi daracıktıokumak bilgiyi çoğaltır, ama çoğaldıkça bilinmeyenlerin okyanusu açılır önümüzde, doğru tanım budur.süperlerin konvansiyonel balistik siyaseti, mülteci ahırı ülkeler, Meriçli göçmenler
















biraz uyumam  gerek,                                         her ne kadar seni  dinlediğini  düşündüğün birinden ayrılmak  ayıp olsada,                                       sözlerim boşlukta uçup  gitsede,  seni anladığımı  düşünmek     beni mutlu ediyor,              seni  seviyorum ben,     bunun dışa vurumu ağır biçimde   mazohizmdir belkide,   ama insanlar bunu bile eleştirir ve ahmakça  bulurlar.  platonik  ve tek  yanlı.    ama   dünya sakin bir yer olamaz,       her şey  huzur b ozmak içindir,  her  şey...    karamsarlık değil bu, kendimizi aldatmak  özgürlüğü ayakta tutar bizi....





             onun için                         in san bir aomali, bir  v irüsv e b irparadok sun yaratıtımıyla  y aşam ını sürdüren b ir varlık olacaktır sonsuza dek


Kapitalist düzende komünistel yaklaşımın,           soytarılık olduğu çoktan kanıtlandı, HDP oy avcılığı yapıyor ve çok tehlikeli                                                                 olduğunu kanıtlıyor. Tunceli'nin komünist başkanı bile ilk iş köpekle mesaiye geldiyse bu onun cicoşizm manyağı biri olduğunun kanıtı tabi ki!  Yani komünizm parsa-yağma-talan savaşının ilk on birine girme savaşı veren bir zottirikizmdir günümüzde!! !  Marx  da bi bok olunca büyük babasının paşalık resmini   duvarına asan burjuva maymunculuğunun 'hatıra foturafı 'dır !!! ayrıca Marx teknolojinin yani bilimin öngörülerini sezemeyecek kadar  skolastik beyine  sahip, anında kulvar dışı kalmış,  bir AJAN ! tarihte kadük seçeneğini en kısa zamanda tuşlamayı başarmış bir    sosyal      faşist -ne yazık ki!!-           toplum bilimci, idiotizm kurbanı bir  sakallı molladır !!! Bizzat kapitalizmin ürettiği oyuncaklar, fizik bilen ama kimyadan bihaber   homosapiens türünün nezih bir örneğidir  o, örneğin gene o          neredeyse  çağdaşı Jules  Verne 'lerden akıl almış olsaydı eğer, bugün ne  kapitalizm bu kadar rahat kıyamet provalarına          soyunabilir, ne komünizm Kırkpınar  güreşleri şeceresinde      gelenekçi bir  zatturi zutturi ideolojisi    konumuna düşebilirdi. Marx  ''tarihi kapitalizmin'',    şeddeli cahil  sofistike ürünü konumuna düşmüş bir matruşka bebektir. Ne acı!... İşçi sınıfı azınlık  patalojisine dönüşecek yakında, işsizm yani işsiz sınıf onun yerini alacak,   Marx da öbür dünyada sakalını sıvazlayacak, çok geç idolik pilgrim !!!

abd b ölündüğünde Meksiko ayyaşlarının mezbelesi olacak






o  kitle diye bakıyor olaya
kim olursa yani
kendi sınıfınada saldırıyor b azen üstelik
Konuşma Sonu





kitleler diye bakıyor olaya o,kendi sınıfın ada saldırıyıor b azen kapitalizm, sistem zorunlu kılıyor bunu


Konuşma Sonu










***************************
. cinbön

Ö lüm iç in iki  yol  varya t anrıyası ğı n ı p rafta   ya  dace n n ettt e buluşacağımız    san ısına                 sığınm ak        yada tanrıyı yadsıyarak aşkı n        v eçağın ötesi nde bir ufkun simsarlığında                                              bir    yolun mürüdleri olduğu sa nısın avarmak, ü çüncü b ir    yol  varmıdır on u                 hen üz dneyemiyoruz b ile , yada düş leyemiyoruz, biz       ken di al g ı sın ırl arım ızın  ötesşn de bir düşün cegelişitrm edik        hen üz, iki yol var ve on u nlayarışan b ir can lı t ürüyü    z,kozmik sı n ırların öteisni düşle meye kalk ışmak       bi  zi    ulaşılmaz kılıyo r, bun unkom ik olabilec eğini b ile                    düşün müyoruz hen üz, ama h angi                        düşünce  ya da hülya ileolursa olsun biizim sın ırsızlık  ka r ş ısında  ürettiğimiz ne  y a zık  ki hen üz sın ırl ı d üşler v e düşün  ce   lerimi,zn varlığıdır      ve                             insan olaran   d üşüncelerimizi n ne denli kısır,  kısıtlı  ve                                                                                                          görünür kozm ogoni ve al gılanaır u zay                         sahası odluğundan ötye b irrşey üret meyen pri matlar olduğum uzu bi lemk son derce  g ü lünç yada     aşkın lıkla dolu b i r sanı olması dıu g usu bizi ne yazık ki sıradan    canlılar       veb ir karıncalar imparato rluğu y aptığını n bi lin vici n deyiz. B iz  birkozmogm oninin       sıradan fetrleriyiz ba şta n beri         ve              ddam le havv  a        ve ta nrı  ile şeytan yada yadsın  mış birtan rı   kral lığı     veso nsuz luk  duygusun un b irb iri nin t ürev leri olan kısır dü   n ya larımızın kozmikom ik iletileri olduğunu bile kavramakta zorlan ıyoruz      henüz...Şu görüşler  bile on un tecel l isi ve  yan etkilerin den       b                           aşkab ir        şeyde ğil,          b izim  düşünce    şam asına                          geç  tiğ imizi  kim          savl ayabilir  ya da  terisini  ileri s ürm ek neyideğişrit e r e b ilir


fiziksel ve akademik güzelliği  tek bir bedende barındırabilen bir ruhtu...




Anka kuşu kemiği, göktaşı tozu, cam fanus, ce nentle cehennem arasınındaki saat farkını yok eden zaman makinesi ve Hit ler!le kahve içen zombilerle yan yana ufuklara doğru dörtnala koşuyorduk nalları kıvılcım saçan atlarımızla
nebi nuhiye, buhara emirliği

yıldız çağları bitecek, Nimrod kralları ölecek çarm ıha gerilmiş bir tekfur g ibi sdedim ki

amodern bir tavır gösteriyordu. tanrısal stoklar yaparlardı,   tanrı olmasa bile
doğum günü kutlayanlara şaşıyorum,                                                dünyaygeldiği için aşağılamn dılar, çüb   nlü ötekiler c ennettte kalıyor!..
savaşı yaratan                   ka o t izm,  barışı üreten                                                 çetrefillikten ço k daha  karmaşık birbilinç olabilir,  Çünkü İs tanb ul adın ae n çok ş iiryazılan b irşeg hirdir.




hem Gavs    hem tulu idi o.              



Medine sadkacısı, Tel av iv       dilencileri ve V atikan meczupları b ir  araya                 gelmişti.
bur n u             zürafa           kaş ı   gibi  uzun ve en geb eli,kalçası tencere        kapağından               küçük dudadklarıkuru muş           fesleğen dalı gibi        ve rev ine  incecik uzanır            bir cadıcıktı kadıncağız.                                                                                                                      

 İkinci yeni diye bir şey yoktur. Kültürel sömürgeciliğin başlangıç tarihinin bizdeki yansımasına yüzsüzce verilen bir addır II. Yeni... Sanatçılarımız batıya akın etmiştir (Osmanlıda tersiydi  bu durum) cumhuriyetle beraber, çünkü onlar -batı- kültürel komandater olmuşlardı artık.

Melih Cevdet, Orhan Veli, Oktay Rıfat (sonradan caydı! çünkü aşağılık durumu fark etti, dikkat  edin onun şiiri  atilla ilhan  berk  gibi levanten bir koku yaymaz)  bu akımı icat etmeye kalkan meczuplardır. Atilla İlhan buna karşı çıkmış. Hayır, o sadece Edith Piaf gibi 'kaldırım serçeliğine!' uygun avrobesk şiirler yazmıştır, farkı budur. Onun şiiri tam anlamıyla 'şanson' kokan -Frengistani- bir kopyacı meczupluktur yani. Sözün kısası, bu isim o kadar uydurmadır ki, Ece Ayhan II. yeni şairi sayılmıştır. Oysa aslında Ezra Pound, James Joyce ve Beckett ekseninde -divani- bir şairdir o, ama kim arar, kim sorar değil mi!.. Burası fasonizmin cennetidir ve kapanın elinde kalır her şey ve gramofon avradı da o işin artık yalnızca odur.

Evet Joyce ve Beckett, çünkü düz yazı bir şiirdir yeri geldiğinde ama bunu anlamak için çok araştırma değil, algılama yeteneği gerekir. Ece Ayhan II. yeni şairi değildir, o arkaik ve bir post klasik Ezra Pound tipi bir şairdir. Kestirmeci entelijansiyamız bu tür toplu adlandırmayı sever, meydan boştur çünkü... Sıfırdan başlayan bir meczubiyetin cumhuriyeti, doğru ya da yanlış!.. Artık kimse yorulmak istemez.

Lautreaumont'da yarı Ezra Pound ve Beckett, Joyce paralelinde bir yazar/şairdir. Salah Birsel Charles Cross'u alenen, Melih Cevdet 1. Mehmet 2.M ehmet gibi şiirlerle o kadar kopyacı dizeler türetmiştir ki, kendi adını koyacak kadar çocuklaşmışlardır ne yazık ki, çocuklarda öyle midir bilemem!..

Bu akıma II:yeni demek sömürge ezikliğinin ahlaksızca ve fütursuzca bir yaklaşımından ibarettir. Bu şairler şiirini geliştirmiş olabilirler ama II. yeni kopyadır, akım filan değildir. Utanmazlıktır. Gerçek öyle olmasa, dünya buna ülkemizde başlayan bir cereyan olarak tanır, yer verirdi. Siz ithal akım gördünüz mü hiç, söyleyin?.. Bu emeksiz ve -üretmeden yaratan! peyda olan!- bir ahlaksızlıktır ki ancak kültürel sömürgelerde görülür. O kadar vahimdir II. yeni safsatası!.. Üstelik Orhan Veli ile İlhan Berk aynı kategoride bu    akıma göre değil mi, bir paranoid          şizofren   bile bu hatayı yapmaz, işte akım dediğiniz bu  şey,      bu          denli   demonyenik ve dominyonik bir   sanrılar toplamıdır gördüğünüz gibi!..

Hiç kopyadan türetilen bir akım gördünüz mü, önerim bu ezikçe yaklaşımlardan ve toplumu kandırmaya yönelik denetimsiz(!) ahlaksızlıklardan vazgeçelim. Bizim şiirimiz ithal kopyacılıkla ölçülecek bir şiir değildir, tam aksine dünyada yeri olan görkemli bir damardır.

Eleştirmenler bu ahlaksızca yaklaşımlardan vazgeçmeli, sömürge mantığını terk etmeli ve onurumuzla kendimizle yücelen sanatımıza değer vermelidir. Yalan dolanla, emperyal kuyrukçuluğu bıraktığımız gün, dünyada kaybettiğimiz yeri alacağızdır. Çünkü Fransa bir Nazım üretemedi, Yaşar Kemal 'in eşi yok, Turhan Selçuk gibi ne eşsiz sanatçılarımız var ama paralize olmuşuz, beklendiği ve istendiği gibi, nedeni de dışa bağımlı kültürün kuyrukçuluğunu yapan ahlaksızlardır!.. Çok söylenecek şey var, en basiti de şu, örnek alınan değil, örnek edinen olmak kadar ıstırap verici b ir geçiş yoktur. Lunaparkta olur böyle tüneller ama aydınlarımız bir olanaksızı başaran tasmalı yiğitlerimizdir. Tanrı şu sıra bu topraklara sabırlar yağdırıyor, dahası sınıyor!..

Bu o kadar ikiyüzlü bir şeydir ki toplumu uyutma noktasında, utanç vericiliği ancak, bir hırsızn çaldığı arabanın kaportasına - çalış senin de olur- yazması gibi bir şeydir!.. Utanın ülkenin tasmalı aydınları!.. (Ece Ayhan'ın bu tasmalı eleştirmenleri bana hangi formayı giydirdiniz diyerek düelloya davet edecek hali de yoktu tabi, eleştirmenler lanetlidir dostlarım!..)

Son bir şey,     bizim gibi  ülkelerin aydınları  bilsin ki, bilgi değil, cehalet bulaşıcıdır!.. Çünkü o bir   hastalıktır!..
II.  Yeniciler Erasmus şairleridir,  ellerine ısmarlama oyuncak verilen, onursuz göçebeler,  yazıklar  olsun demek abartmak olur.   Lejyonerlik  bir meslektir(!)




zirzop gencom bina okur, döner döner yine okur !  bir şey, zaman içinde, hiç bir şeyi değiştirmiyorsa, onu geveleyende bir idiotluk, bir  izan yoksulluğu vardır ! ! genco sanat kalpazanıdır, ambalajlı malların, jelatin taciri!! ve anlaşılması zor ama; azılı bir gericidir ! ! öyle olmasa repertuarını değiştirmeye, parodilere yönelmeye, tersinir öykünmeler ve vodvillere de yönelebilirdi, ama bildim bileli arapça dua geveleyen mezarlık simsarlarından, pazar yerlerinin şerbet satıcılarından farkı yoktur, bu adam kımıl zararlısı bir Lennie, geri kafalı bir Şarlo'tandır !! !  ayrıca toplumun değişmesi onu korkunç derecede üzer, çünkü genconun pazarı ortadan kalkar, geri kalmış ülke sanatçısının ezeli paradoksu!! !  bakın çevrenize nice sığırların hala aynı mavalla Anadolu'yu bile dolaştığını görürsünüz, bu sığırlarda utanma arlanma yoktur, turnedeyim derler tuvalet bekçisi gibi bozuk paraları şangırdatarak !!! o öterken daima şunu söyler, sığırlarım ben öteyim, siz de her zamanki gibi! ! alkışlarla ve rektum motorlarınızın havasını semalara salarak eşlik ediniz ! ! ! bu adamda beyin olsa, Levhi Mahfuzu sahneler ve ondan ayetlerle bugünlere bizi ulaştıran rabbime şükürler  olsun diye             bir oyun sergilerdi, salman rüşti kadar beynin yok mu be genco, imada bulunacak!!! kümesinde hep aynı besteyle gıdaklıyorsun  sittin senedir, sabah akşam gıdaklayan ama bir türlü yumurtlayamayan                     kel tavuğum benim !!  hep aynı istasyondan yayın yapmak ruhumu incitiyor, bu işi bıraktım utancımdan deki genco, ümüğünün mezar taşı granitten olsun!!! yoksa mastürbasyondan para  kazanan, necip milletimin  - azılı derecede- fason laik sihirbazları gibi,  sonunda nalları dikecek  ve yerinde yeller esecek be garibim!!!! bak genco seni görünce      ne  konuşacağını neler yumurtlayacağını ezberledik be gargaracı mamut, utan... senin şimdi eleştirmeye kalkıştığın       yobazlardan ne farkın var,   kaset gibisin kardeşim, flash bellek gibisin,    hep aynı çayırda otlayan  sığırımsın kardeşim, bedbin, guguk kuşum, binbir yüzlü ibibiğim, karalardan kara, Cahilem     benim!!!!  Sıra gecelerimin çığırtmacı, öküzlerimin, öküzlerden öküz, sığırtmacı benim ! !  ! !  yani genco ha mücap ofluoğlu pemukbenk iyi benkedir diye hepimizi kendine hayran bırakmış ve hezinelerimizi pemukbenkin önüne yıkmamıza yol açmıştır, ha  sen sığırdır, öküzdür koyundur diyerek  nara  atarak memleketin cümle ahalisinin kurbanlık satış mahallerine doluşmasına yol açmış ve samanların altın pahasına ulaşmasını sağlamışsın!!!!      mücap                pemuk tüccarından  bir                                                                                                                                           kabzımaldı, sende  merdümgirizin şıkırdak kazasından bir celepsin alt tarafı be  yahu!!!! esnaf raziyenin amcası oğlu skolastik remzim benim!!!! genco menco mani-ki,  kuyruğu   kulağı on iki, on ikinin yarısı, erkal merkep derisi!!! peki  genco, endazesi göründü !! şimdi elimize ne geçti, hiç... şu yazının mürekkebine yazık!!!!

aaaaaaaaa           12       eylülcülerden yardım almış! vay öğrenci kazıkçısı meczup vay -bu konuda sicili bozuk faşizan bir janra sahip embesil olarak nitelenir, birebir tanığım, hırsız demezler çünkü iltifat sayılır o, daha konkredir!!!!!!  genco sen soytarizm kurbanı bir zombisin, sanat yapısı  itiibariyle  ilericidir diyenler senin  eskortun olsun, yere 5 kuruş attım al,  yardım!!! alışmış kudurmuştan beterdir!!!! diyor  ki bale bel altıymış, gencooooooo bu  ülkede                    civciv çıkacak kuş çıkacak diye         bir düzine film çeviren adam     devlet sanatçısı lannnnn! bu mantıkla dünyanın en demokrat ülkesiyiz  kütük kafalı herif,        kim o,     fikir kırıştırdığın kankan lan!!!            iyi  düşün ve öyle değil dersen bana dön, alzaymır olmadıysan !!    aynı tutum sanat ilericidir özü itibariyle diyen  KÖPEK sürülerine  de ders olsun, sanat ilerici filan değildir gencoş, muhalif görünen, olan, olmayan, eğri,  doğru, manipüle,   vulger, bulvar  varyantlarla        iç içe bir kumpanyadır estirik heriffffff, arada senin gibi her eve lazım mengeleci (12yi savunmadın mı şizof gencoş! !)    mengelelerde  vardır ve en ön saftadır kereste tüccarım benim!!! bu kereste kafaları kereste olanlara iltifat genco sana değil tatlım!!!!!!!! sen çok   daha komplike, janus gibi politikan!!! yarı tanrı,  zombi  ve  FRANKŞEYTAN kokteyli bir kadavra tüccarısın canım!!!! daha elit!!! yani sevindi köçek (rol çeşididir!!) Gencoş akp senin gibi muhafazakar sosyalist! -olabilse keşke, klonudur belki!!!-sosyal faşist, civciv çıkacak gibi bulvar köpekliğine ömrünü adamış, işbirlikçi ve fasonizme sevdalı, kuzu üretip (koyun) kuduz yayan zanaatçı- kumpanyacı Hannusenlarin eseridir, halkın değil...  Neslin kuruduğu gün ülke bir adım daha ilerleyecektir!!!! senin gibilerin ne  olduğu bile değil gaci, tücccar, ankorman,      retorist,        tiyatoracı, yalınayakçı fetişist, şiir ibibiği, demokrasi klonisti!! nesin sen, karakoldan bile içeri girmemiş, kara bahtlı truva atı filan!!! tövbe yahu!!!! imansız köpek hükmü dinledi diyen author aklıma geldi de!!!!








cehalet bulaşıcıdır


                     çaylak iktidara gelse altına işeyecek adam,                               şu duruma düşecek tecrübesi olmaması onun   sığır bile güdemeyecek çaylak olduğunun kanıtı,                                                                 CHP den gitsin ve   iktidar olabilecek kalibrede bir  zaloğlu Rüstem gelsin, bu adam Pinokyo!!!  cephede bile ıhlamur içip zatürre olmayayım diyecek, güneşli  havada bile üşüyecek bir gariban!! en büyük        başarısı kılıçdaroğlu!!!  soyadlı bir lavaş hamuru olması!!!  kılıçdaroğlu sen ancak karikatür dergilerinin yayın yönetmeni, iki ara bi derede yaşayan gureba          takımının çığırtmacı!!! olursun!!! Bayburt bayburt olalı   T:C senin kadar korkusuz korkak bir   kemal sunal görmedi be jeneral!!!!!   C HP den g i tmeyeceğini biliyorum, yahu CHP zaten fason laisizmin nöbetçisi,  bir tuvalet bekçisi!!!!!! bilmeyende yok!!! akp battı, oy veriliyor   chp ye, 5 dakka sonra gene AKP ye oy verecek bu millet, anladın!!! şükür, aklı buna eriyor Hüdaverdi'nin!!!! partisi kavak gölgesiyle, çalı süpürgesinin karışımından oluşan bir yedi cüceler takımıdır, şanlı T.C nin şanlı evlatları!!!! aaa, Ata'dürt'çüdür haaa!!!!

fener ki hem suçlu  hem masumdur  artık!
Göçmenleri  avrupaya    kovmayan iktidar satılmıştır, açın  kapıları ki Avrupa frenk eyaleti olduğunu hatırlasın!!! ayağınıza kapansın barbar köpekler! Osmanlı olun biraz kokoşlarım!! ! hep sathı müdafaya  kim alıştırdıysa sizi onun..... anladınız! !  Nerde terör varsa anası barbar Avrupa  ve       trump  tik tak denen  albino emlakçi    ve  köpekleridir! ! ! salın milyonları KARA RÖNESANSI--başlatan     ---şanlı  Türkler--- olarak tarihe  geçelim!!!! ya istiklal ya    ölüm!!!!  1923   DEN BERİ  SÖMÜRGEYİZ BU NE YA !!!! AYDIN OLAC AK     TASMALI KÖPEKLERİMİZİN DE BİR SONU VAR!!!! BU ÜLKE AHIR MI KARDEŞİM,   RUAMLI BEYGİR, KUDURMUŞ KÖPEK, FELÇLİ KEDİ,  ŞAP HASTASI  SIĞIR NE   VARSA DOLDURUYORLAR!!!!  bu   cumhuriyetin rüştü ispat edilmedi yerlerde sürünüyor baştan beri, kalkın ayağa   salın                                milyonları avrupa ya, savaşın bin bir metodu var!!! aklı olan kazanır, silah  her şey değil!!!! dingiliz köpekliğine SON verin!!!! sonucu bana bildirin ha!!!!      terör cumhuriyeti olmaktan kurtulacağız ya, istemezler! !! !  ama siz önce tasmanızı              söküp atın, yalan mı !!! ama tahta         ferrari yarıştırıp  Rize de,  duble yol açarsanız ikide bir,  kemal sunal     cumhuriyeti olmaya devam edersiniz, titreyin ve kendinize            dönün    biraz    cık! !!!! bu  bıçağın   iki yüzü vardır onu da unutmayın!!!!rus ruletidir bu işler, sonu harakiri olabilir!!!
 










PİCASSO BİR DOLANDIRICIDIR!..



Bir renk ressamı. Sıradan. Max Ernst gibi değişik ufuklar deneyecek cesareti olmayan bir sanat jonglörü.. Hamal!..



Einstein'ın              rölativite   kuramı dünyayı sarsınca,  onu rehber edinip soytarı gibi        taklide ve   kukla oynatıcılığına soyunmuş  bir     büyücü. Bir kopyacı çünkü             kopyayı  hazır buldu, kendisi yaratmadı,                   eline        bizzat verdiler, o  da tuvale                               yansıtmak  zahmetine katlanan bir  dolandırıcısı oldu işinin. Kadın düşmanı olması da                     bonusudur sanatının!..



  Sanat         dünyası böyle   hokkabazlarla dolu, birinin kindarlık taslaması da   doğal hakkıdır,  çünkü Max Ernst ve Malevich, sinemanın ressamı Tarkovsky gibileri anlayacak bir sistematiğin dünyasına çok uzak bir idiotlar cangılında yaşıyoruz. Çevrenize bakarak  bunu anlayabilirsiniz   ama     idiotizm ne    olduğunun bilincinde olamaz, paradoksta bu!..



Picasso'yu paylaşmak gezegenimizi tanıtırken,  yalnızca  -hayvan diye- bir    buffalo paylaşmakla aynı     şey. Soytarizm yani!.. Ömrümde  Picasso            ve klasiklerden başka bir   şey bilmeyen ressam   zombileriyle göz göze gelmekten bıktım.



*



Bu  grupta  ressamlar var, kendi tekniğini ve biçemini yaratmışlar, kopya ya da açık  taklit olacak türden    birer ressam değiller, onları başka        sayfalarda da görebilirsiniz,  bilirkişi açıkça söyleyelim ki biz değiliz,   o zaman idiotistik oluruz zaten,   ama onlar geleceğin  'Hiper' ressamları  bunu  seziyor, anlıyoruz.



Doğrudan ve sakınmasız eleştiriye  açık olmayan sanat, günoğulcu   ve  anlak içi, -yineleme-       düzen içi bir sanattır. Onun adı  Zanaat!..



Öyleyse geleceğin gerçek  sanatçılarına   buradan selam olsun, geçmişin       köhne tenekelerinin sesi hala  duyulsa bile... Gürültü ve     çığırtkanlık gerçeği bastırmaya yarar tarih boyunca, öldürmeye değil!...



Çünkü o zaman tanrı  hiç bir  işe yaramıyor olurdu!..


En b ilg in     lerimi             z,e n bilgilelilerim izvbileb ilsizlikdwn izin deyüzer.

Örümcekkuşu  g öz y a şı döker
 Arabesk,       yaln ızmüz i k değil,                              m im ari,resimtüm sanat dallarındagörülebi liyor, yazın sanatında d a,                                    birşarkı sözün dede, müzik                                                                                     zorunlu de ğil, Bachbilechorale prelüde la minör  de arabsk      b ir tın ıya hükmetmiş, ama sonsuzluğun ke der i o, b üyül ü,   arabe skiarab esk öğrlerden uzak  tut makta olsaıdırb u nedenle, soru n onun b ayağ ı,vulgerveni       teliksiz  dün yalarayeleken açıp açmadığındadır.

söyleyiş, ok          uma  biçimi ve      yorumda bi r   yapıtı  arab ese  dö nüştürebilir
   öğerleri arabesk   ola madığı halde b ile...



Kasvâ gölgesi ,atın kirpiği,               ceylanın parası
İN SAN        ÖL Ü ÜMN  E  DOĞRU K OŞAN HAYVANDIR

EŞEĞİNİ DÖVDÜĞÜ GİBİ BİL GİSAYARINI KIRBAÇLIYORDU MORGANLAR, köpeğini sevdiği gibi onu öpüyor hırpalıyırdu sık sık

külotsuz Elizabet in ülkesi adalet değil, rezaleti batının tasmalı köpeklerine yutturan bir dingiliz topluluğudur , DİNGOLAND!! gecikmiş adalet beleş külot satın alma hamlesidir kokoş elizabetimiz için!!! demek  ki külot giyecek 90 ından sonra!!!!  hayırdır !!!! dava harcı, bilirkişi ücreti yaldızlı külot için yeterli bir gelirdir!!! allah var ki halen şuh bir kadın!!!! ve  büyük cinsiomanik freud der ki, kadın her yaşta kadındır!!!        365 günün             364  ünü sisli bir romantizmin kucağında geçiren , ilahların lanetine uğramış bir ülke ve gece devleti için elbette külot geliri ve fetişizmi ayakta kalmak için son derece önemli bir husustur ve İsa'nın pederi, kokoş kraliçeyi yanına almakta asla acele etmez, eee porno filmi sürmelidir!!!! şark bu olayı demokrasi cenneti olmak zannıyla algılayan idiot yığınlarıdır, ama tanrı biliyor ki, bu bir illüzyondur ve rabbimiz buyurur ki en doğrusu ilahi adalettir ve Şark rabbimizin kulları olmakla sonsuz bir ayrıcalığa sahiptir, elizabethgiller, empotans ve sıska bacaklı centilmenler ve çilli  merilerle bir    sodom ve gomore takımıdır ve sonunda  tuz gibi  ak     olacak iğdiş ve iğrenç bir sapiens türü olup, şişe burunlu maymunla akrabalığı olan primat yığınlarıdır.  Rabbim kullarına  sabır yağdırıyor!!!!


MEKTUP 1; Osman , ne korona virüs derdin var, ne pahalılık sırtını kaşır , ne helikopter düşer mi korkun var, ne açlık, ne vapur zammı, ne pistten kayan uçağın içindesin, ne zilini çalıp kaçan çocuk var, ne karın elin boş gelince, gözüne bakıp, ulan it sen kör müydün diye bağırır, valla bunu nasıl başardın bize de anlat ki bi kıyağın olsun fani hayatta, şu gureba takımına be yahu!!!!, Kardeşim peygamberin dişlerini döktüler, hakkımı isterim diyen kadınların cesedi kayıp, ekmek derdindeki balıkçının sandalı tuzla sahillerinde bulundu... Eminim Nazım gibi en iyi herzelerini hapiste yaratacaksın ama bu kadar bedava ne şöhret olur ne itibar. Dilerim Tanrı bu kez aklını başına toplar da, seni sağ selamet oradan sittir eder!!!!




Batının  büyük amacı şu ki; yüzyıllardır,     müslümanın  müslümanı öldürüp şehitlik bekleyen   meczuplara dönüşmesidir!!!                           Helal olsun valla!!!  Bekleyin,                    yakında ABD mandası olalım    diyenlerde çıkacaktır!! bükemediği bileği, öper bizim millet!!!  Peygamber efendimiz şehitliği cihat için çıkardı  birbirinizi öldürün diye değil, Kur'an'a bakabilirsiniz!!!!  Şehit olmak için Tarık  bin     Ziyad'ın       gemisinde, Sultan            Mehmed'in kadırgasında, Selahattini Eyyubi 'nin      kolsuz cengaverleri arasında değilseniz             telef oluyorsunuz demektir!!!!! Hristiyanların refakatinde!!!  birbirini öldürenlere, ancak    cehenneme hoş geldin diyebilecektir resülullah!!

Kapitalist düzende komünistel yaklaşımın, soytarılık olduğu çoktan kanıtlandı, bunlar oy avcılığı yapıyor ve çok tehlikeli olduğunu kanıtlıyor. Tunceli'nin komünist başkanı bile ilk iş köpekle mesaiye geldiyse bu onun cicoşizm manyağı biri olduğunun kanıtı tabi ki! Yani komünizm parsa-yağma-talan savaşının ilk on birine girme savaşı veren bir zottirikizmdir günümüzde!! ! Marx da bi bok olunca büyük babasının paşalık resmini duvarına asan burjuva maymunculuğunun 'hatıra foturafı 'dır !!!



iman                vazoları
İskandinav  soğukkanlılığı ve dişi plini           devlet mül kiyete racılık  yapan  kurum du r, mülkiyettin ke n di sid ir                                                  
Üzerindeki negatif iyonları dagıtmak icin

HİÇ BİR EYLEM YA DA YARATIMIZ HENÜZ BU ORGANİZMANIN BÜYÜSÜNÜ GEÇEMEDİ!..
Dünyanın en aşağılık basını ve soytarı kanalları bu ülkededir. Kırk yıl Kemal Sunal diktatörlüğü vardı bu ülkede, rejiminin adı SOYTARİZM olan, Hıncal Uluç gibi cahil ve geçmişten şizoit olanların anlayacağı bir şey değil bu, standardizmin kurbanı oportünist yecüc mecüclerdir bunlar, iktidarın yerine olsam para cezası vermem, kanallara darbe yapar MİLLİ yayın şartı koyar ve ahlaksızlık, dinsiz dindarlık ve fason burjuvazi bugün itibariyle tarihin karanlığına gömüldü, gardrop kamalizminin de canının çıktığı gün bugündür derdim!!! Ama bir rüya görüyor tabi zavallı gardaşınız!!!  böyyük edemdir valla, her boka merhem cinsinden!!! höst yani!!!! günahı benim olsun, allahım uzun ömürler versin, bazı insanların ölememek gibi bir ıstırabı vardır!!!! AZILI !!! derecede geri kalmış ülkelerde üç temel yapının dili halk tarafından asla anlaşılmaz, bu şu demektir, bu üç temel konuda toplum istendiği biçimde yönlendirilip,sömürüye ve kötü kullanıma açık olsun diyedir. Bunlar;1-Sağlık. 2-Ekonomi. 3 -Hukuk'tur. Doktor pnömoni der, kimse anlamaz ne olduğunu ve doktor artık kutsallık halesini kuşanan bir ite dönüşür. 2-Ekonomi, ekonomi daha içler acısıdır, bu bir sorunsala dönüştüğün de, deflasyon , devalüasyon, plasmanlar gibi laflar havada uçuşur, bu öyle bir abra kadabradır ki ancak devlet baba şayiasının belleklere kazınmasına yarar, halbuki iktidar belki de halkını sömürmekle meşguldür. 3-Hukuk, en içler acısı olanıdır, halk hiç bir hukuk deyiminin anlamını bilmez, hastalığını kavrayabilir, ekonomide parasını kaybettiğini görebilir, ama hukuki hiç bir kelimenin anlam ve gerekçesini kavrayamaz, akıle kasame'yi sordu dersin hocası bir gün, koca bir anfinin susup kaldığını bilirim. Öyleyse Kavala'nın yeniden tutuklanmasına karşı çıkanlar birer haindir, çünkü toplumun anlamını bile bilmediği hukuku, tıbbın ,ekonominin Türkçeleştirilmesine gamzesiyle gülümseyen akıl sürtüklerinin ve kendi çıkarları için sessiz kalanların, arada başına böyle şeyler gelmesi havadaki kuşun sıçtığı bokun akıl tasımıza!!! düşmesidir. OLACAK O KADAR!!!! Ülkede haksız yere hapis yatan o kadar çok insan var ki, sadece Kavala' yla mastürbasyon yapan it sürülerinin tamamını hapse atarsanız!!!! ancak sızısı diner onların!!!!!
aynalarolmasaydı belkihalamağara duvarlarındare si m çiziyoroalcaktık.




Geri kalmış ülkelerin en büyük  sorunu bizde          şu yok, bu yok  diye          yakınan arabesk  kitlelerin    galaksiler gibi tüm bir   ülkeyi kapsamasıdır.  Kimse             bizde yoksa ben yaparım demez,                                yani toplum felç olmuş  gibi    yalnızca yakınarak kendine  bir kimlik arayan  meczup yığınlarına dönüşür,        yalnızca                  laf geveler.  Ülkeye bakıyorum şimdi,  bilim teknik dergisini                   40 yıldır  okurum ama şimdi  çok    kötü, ama insanlarımız  iyi artık, ortaya  çıkıp yazıyorlar,       yani          kimse yoksa onlar var!.. Çok şükür  denecekse işte bu!..         Güneç Kıyak'ın ellerinden öperim,                 ne sebeple olursa olsun bu    tür bir yazı yazdığı için,         en büyük armağanı hak ediyor tutumu,              dilerim bu ülke  rönesans    ve reform gibi bir silsileye dönüşen döngü içine girer, entelektüelleriyle…  Örneğin şiirimiz  nedense  korkunç bir  arabesk tutum  içinde, bilim (yazarı) insanlarımız  ise çağdaş  ve  yarışa dahil olan bir   gladyatör                         gibiler. Ülkeden umutluyum ben !.. Konular genişledikçe, nicelik niteliğin artmasına yol açtıkça  bileği bükülmeyen ülke  olacağımıza eminim. Terörle             yönetilen, alay  edilen  bir ülkeden saygın ve düşünceye                         , düşünmeye   doğru yol alan bir kafile  var  ülkede, şaşırtıcı ve  insanı hayrete           düşüren bir pozitif enerji yaklaşıyor  bu topraklara doğru!..              Jules Verne, aya seyahati yazmasaydı aya       gidemezdi insanlık!.. Bu şaka değil,    düşünce eylemden öncelik taşır, bizde  öyle şeyler yazmalıyız ki,  yarının Jules Verne 'i            bizlerden çıkmalı,            bunun ne önemi var   demeyin,  insan cenneti kişisel anlamda arzular,    başkası   için hiç bir  şey ifade etmez bu,    kimse cennete gitti diye bir insana  minnet duymaz, ama  bir                                                 elektriği   icat etmek   veya     keşfetmek   tüm insanların o kişiye     minnet duymasına     yol  açar, tanrı indinde cennetlik kişi odur, bunu tanrı biliyor ama  kulları bilmiyor, öyleyse Güneç   Kıyak    hiç  olmazsa  bilinmeyenlerin kapısını aralamak        için yazdığı  için benzeri bir tutum içindedir  diyebiliriz    teoremada,              yani hayatınızı anlamlı kılmadıkça,            ,-insanlık  için-   çaba      göstermedikçe   cennete gidebilirsiniz belki ama orada sizi  gene      sorgu bekliyor, -bugün          Allah için ne  yaptın-, bunun         insani dile çevrimi şudur, bugün     tanrının size bağışladığı eşsiz  yeryüzü adına ne     yaptın biçimindedir aforistosu    ne  yazık ki...Yalnızca sizin için     sonsuz saadet ifade eden cennetinizi ararken,   bilemiyorsunuz ki, salt kişisel bir yarar peşinde  ve  ben    merkezci bir tutum içindesiniz,  hiç bir   cennet vaadi bize karanlıkları aydınlatacak ışığı ayağımıza getiremedi bugüne dek,    bu                                      nedenle, kimseye  bunlar boş çabalar,ah ir ette  bunların yeri yok     demeyin, yargısı verilmemiş    bir  gaflet  bu ,   tanrının     yarattığı      'Üçüncü Gezegen'e destek ve katkı veren doğrudan cennetlik bilin ki, tanrı katında, bu dünya olmazsa, öbür dünyada  olamaz çünkü!. Öyleyse bu dünya için  çabalamayan,  hayrı dokunmayanın    her   anlamda, bilin ki     öbür   dünyada da  yeri yok!.. Salt   cennet yolcularının kişisel  çabaları mutlaka sorgulanacak ilahi terazide,  çabalarımız  oraya   varmaya yetmeyebilir, öyleyse tanrıya yardımcı olun, bu dünya için...Aksi  halde aç  gözlü ve  kurnaz olmadığımızı     nereden bilebiliriz biz!.. Yaşamsal her  konuda,   yaratanla  el ele vermeliyiz ki cennete gidebilelim, hak edebilelim.  Tarihin akışında öyle anlaşılıyor...   Çünkü tanrı hepimizi gözetliyor...  O    her şeyi bilen  ve görendir!.. Dünyevi her tavrımızı, her adımımızı  ölçen         ve yargılayanda  o olacak   ve cennet  için çabalarınız değil,  bu dünya adına gösterdiğimiz çabalarımız  cennetin  anahtarı olacaktır   ne yazık ki...Çünkü,   dünyanın olmadığı bir cennet, tanrı için   bir ceza   olacaktır.   Cenneti anlamlı  kılan dünyadır!..   **

Nazi Avrupa nın AB kanadıdır. Hala parayla sömürge T.C yi cehenneme çevirmek için bin bir türlü yola başvurmakta, terör, olmazsa mülteci, olmazsa, ambargo ile az gelişmiş ülkeleri sığırlaştırmakta ve oradaki iktidarlar haklı olarak örneğin 1923 de kabul edilmiş bu gizli oyunlara yüzyıllarca boyun eğmektedirler. Kanuni boşuna Zigetvar 'da ölmedi!!! Oyunu sahasında kabul etmek bu işin en büyük rezilliğidir, oyunu en azından Viyana'da sahaya yıkacaksınız ki rahat edesiniz, atalarımız bunu bilyordu ama sığırizm in 1923 akiti tarihin haçlı oyununa geldi ve hengameyi sahasında kabul etti zorunlu olarak!!! Terör cenneti oldu!!! .Çözüm sömürgeci AB nin haritadan silinmesi ve yerli işbirlikçilerinde soyunun sarımsak ruhuyla dezenfekte edilmesidir.!!!! Türkiye laik değil mazohist bir cumhuriyettir ve başlangıç tarihi de 2003 filan değildir. 1923 dür!!!! B u halk daha nice ağıtlar yakacaktır, mavallar okuyacaktır boş yere!!!! Çözüm Viyana'nın muhasarasıdır!!!! Orda yenilmek , 1923 zaferinden!!!!!! bin kat hayırlıdır, en az 300 yıl huzur demektir!!!! Kör topalda olsa Suriye de ne işimiz var, Libya da ne arıyoruz diyenler TASMALI KÖPEKTİR mazohizmin ……... alıştırılmış!!!!! çocuklarıdır!!! Terörü ve savaşı deplasmana taşımazsanız çocuklarınız asker değil bebek olarak ,,,, bakınız 1923- 2003 arası!!!! Deniz Gezmiş bile bu oyunun masum KÖRoğlusudur Pir Sultan APTALIDIR!!!!! Cehennem iyi niyetli bezirganın cennete verdiği isimdir!!! Nazizm komünizme karşı kapitalizmin bekasını sürdürme soykırımına verilen şifrenin LOGOsudur!!! VE SÜRMEKTEDİR!!!!! Sorun ne ortadoğudur ne Türkiye dir, sorun sosyal kanibalizmin her alanda bekasıdır!!! Kanal açmakta sömürgecilerin dayatmasıdır, ülkeyi kalbura çeviren kevgir gibi delik deşik eden onlardır, AKP nin hayra alamet bir girişimi gibi göstermek zorunludur, sessiz kitleleri sığırlaştırmanın biricik yolu oyunu usulüne göre oynamaktır. Kanal açıldığı gün T.C paravan bir devlet olacaktır. Sömürge dahi değil!!! Sanıldığının aksine ortadoğunun en büyük sömürge devle ti İsrail'dir çünkü o bir ileri karakoldur, gözetleme kulesi, bu nedenle Yahudiler hala bir devlet oldukları inancına sahip değildir, yapay bir kurulum, yapıntı bir ruhun kozmikomik acılarıyla baş başadırlar her an, büyük bir ıstıraptır bu, ikinci sömürge T.C dir, çünkü sömürge olmak paravan devlet olmanın bir önceki aşamasıdır ve nispeten bir devletin varlığıyla hareket edebilir, bu tür bir his taşıyabilir toplum.



Araplar ne yazık ki  paravan devlet topluluklarına dönüşmüştür ve ruhani yıkım onlarda çok fazladır, batı onları canı istediği an yerle bir edebilmektedir, ırak, suriye, libya, bunlar koridor devlettirler        ve bu nedenle  islamiyetin tartışılır  hale gelmesinin biricik sorumlusudurlar.  Örneğin kuveyt  ve katar bir tür eyalettirler ve açık bir koridor devlet statüsü taşırlar, gelecekte devlet kavramı ortadan kalktığında sorun yok diye düşünebiliriz, ama genlerimizde milliyet, toprak, yurt gibi kavramlar varlığını sürdürdükçe bu eylem ve düşünce birliğinin zıtlığı, paralelindeki, ekonomik, kültürel,

ve her tür varlıksal sorunlara yol açmayı sürdürecektir,

insan henüz primitif bir varlıktır ve hiç bir şey düşünebilmiş ya da keşfedebilmiş de  değildir, düşüncesinin sınırları ve algı kapılarının                       periferisiyle orantılı bir varlıktır o, arı kovanındaki arının yaşam biçimi arının tanımı olacaktır, karıncadır insan, karıncada bir tepeyi aşınca Kolomblaştığını düşünebilir, üstelik deprem ve  kıyametsi olgular tümünün efendisidir hala ve insan öyle bir aciz yaratıktır ki, karıncadan geridedir, çünkü mantık ve modernizm adına nükleer simülasyonlarla kendi  varlığını tehdit edebilir, diğerlerinden bir noktada daha geridir bu yüzden.

Bunun adını bilimsel tansıklar koymak onun sürgit yerel bir  primat olması nedeniyledir. Marsetik kavramlarda onu kurtaramayacaktır, yerellik beyin ve düşünce yapısındadır çünkü...



Dolayısıyla terör ve şiddet, paylaşımdaki arazlar ve kaotik dengesizlik, düşünce ile eylemdeki boşluk ve aralıkların varlığı sürdükçe bir  gelişim sağlayamayacaklar ve biz bir tür primitif  varlık olarak yaşamayı sürdüreceğizdir,  onun tanrısı bile bu yüzden günahlarının ortağı olan, umarsız ve acımasız bir simülasyondur.             İnsan  Kabil'in                                süreğeni olan bir Kabile olmaktan kendini kurtaramayan bir primat türüdür dolayısıyla, yoksa bu denli zorlanmasa onun  ilkel olarak nitelenmesini zorlaştırabilirdi, oysa korkunç derecede bir  anomalik varlık o, kendisi için,  diğer varlıklar için, tanrılar için, bir frankşeytan o, fıratşeytan desek ne değişir ki ve varlıkta bu anlamda nicel bir kavramdır, var olma ise bir nitelemedir, karınca varlık olmaktan, var olma aşamasına geçebilmiş değildir, insan bunun bilincinde bir yaratıktır, krallar bu sorunsalın varlığından haberlidirler ve  geçmişte tanrı,, ölümsüz gibi nitelemelerde bulunurlardı varlıkları adına ama insanın               geldiği nokta  bu nitelemeyi komik olmaktan öteye  taşıyamaz,  insan var olma aşamasına geçebildiği gün, şiddet, devlet, tebaa, köle, yoksul, varsıl gibi kavramları tarihin karanlığında gerilerde bıraktığı gün  insan olabilecektir, bu onun teoremde özlemini duyduğu  tanrılarla eşdeğer olması anlamına gelir!.. Var olan yaratandır, varlık ise yaratılan olabilir ancak, ikisi arasındaki fark, bir nicelik ve  insani kozmikomikliğin sınırı ve  bitişini işaret    edebilecek öğelerin  bileşkesini taşıya n ayrıksılığı işaret eder,var oluşu başarabilme yeteneğine kavuştuğu gün insanlık bir bütünlüğü başardığı için parçalanmış gerçekliklerin kölesi bir  varlık - yaratılan -olmaktan kurtulacaktır.  Bu evrensel bütünlüğe bir yol alıştır ki tanrının işlevini sıfırlayarak, insanın kozmosun efendisi olma yetkesini devraldığı gün olacaktır o gün, işte olasılıklar cenneti ve tanrı kavramının sürgit düşünsel anlamda anlaklarımızda yer etmesinin temel nedeni budur, tooremada  var olan tanrı o gün geldiğinde işlevini yitirecek, ölecektir ve  sükut yani sessizlik  evrene   hakim  olacaktır ki, estetik anlamda var oluşun amacı da budur. Dinginlik veren sessizlik, tanrının işi ne zor  muş ki o kargaşa ve gürültü olmadan ulaşılamayan bir şey demek ki, paradokslar evreni işte budur. Ölümün azap vermesi                                                                                                     de içgüdüsel ve  gen metafiziğinin haklı olarak sürgit bizleri         rahatsız  etmesinden kaynaklanır, düşünsel anlamda bu tarz bir yorum bizi pasifizme sürükleyebilir ama insan direnen ve karşı koyan bir yaratıktır -tüm canlılar öyledir, diğeri anomalidir- süreyi kısaltmamız için en doğru yolda  ne yazık ki budur. Her tür yaşam biçiminin amacı da budur, bir estet ve sonsuz ve  dinginlik veren bir sessizlik -cennet kavramı da primitif ama somut bir algı biçimidir bu yüzden, gerçellik ve bir gereksinirlikten kaynaklanır o--,  insandan önce kozmos belki  kendine o  yolu açabilir de,   evren yalnız değildir, yalnız olan insan aklıdır!..    Dolayısıyla insan bir anomalidir yaklaşımı -şimdiki zamanın boyunduruğunda- kabullenilir türden bir yaklaşımdır.  Sonuçta kavga -diyalektik- dediğimiz şey, düşüncelerin çatışkısıdır ve sonucu da onlar belirleyecektir. Evren madde değil, bir düşünce/nin oluşkusu, bir simülasyonudur bu yüzden. Düşünceyiz biz ve  onun hoşnutluk veren hazzına kavuşabilmek son durağımızdır.   Eylem yaralayıcıdır ama varlık için düşünceye   giden yoldur o aynı zamanda, zıtlık prensibi sona  erdiğinde sorun yaşamayacağız belki de... Biz henüz kaosuz!..


Benim merak ettiğim                                                                 mesela avrupa da                                                yola köpek  fırladı çarpmamak için direksiyon kırdı         iki     kişi          öldü            üç yaralı var                                      
olmayışı. Kedi köpek seferberliği var ülkede, sokak köpeklerine baraka seferberliği  filan,kaderimiz bu      

  bizim,  ayranı  yok içmeye ,süs        köpeğiyle makamına gelen devletlü

ülkesi burası!!!!bakın Süleymani    öldü         ,Chrysle                   
   marka amerikan                                                                      arab asıylataşındı ilahigöv desi,ne alaka demeyin, ayn ımantık bu, şark                sürünmeye , ölmete,                                                           sömürge olmay a,ala y edipaşağılan ama ya   mahkum b irgürah,din le          deala ka sıyokbunun ,şapka devrimiyle alakası var, don ubi le olmayan                  millete ka ske tidevrim diyeyutturursanbuparado ksla ra ve celladına b ağım lılığama hku m birtoplu m olmaya mecb ursun      , düşün düşün bokturişin ,banat  yerli arabasını                            göster ip fabrikasını                                                2022d ekuracağızdiyenbirma sa lülkesi dha gösterin                                                                                    susayım, aynı mantık b akın, adamın çakşırı  yırtık, silin di rşapka v e       papyon devrimi yapıyprsun, onun i çin AKP azlı b irAtat ürk çüdür kardeşlerim,                 siz b ilirsini zdile rsen iz  karşı çı kın ama        rezil olmayı daha ki m bilirkaç yüzyıl sürdü receksiniz, şa r k          kay asını                                                    b       eton a   çarpmış,                şizo    fren b irtoplu m,            DELETE  olması gerek!!!

***********
C
ORONA VİRÜS TİRADI: Kapitalizmin dilerse maymuna çevirebileceği, dilerse kıyameti ayağına getirebileceği, dilerse Nazizm türünden kamplarda etini konserve yaparak, kemiğini köpeklere yedirebileceği -Tanrı denen uyduruk marangozun, oğlu da marangoz!!! yeteneksizliğinin ve bir kalpazan oluşunun emaneti ve hıyanetiyle dönen 3. gezegenden temerküz manzaraları!!!! Marx senin de çarkına çomak sokayım
yedikule de bir mazgal kapağının altında armadillo gördük. cinbön







çağım ızdame dyaoprtün isitigibikişilkten      yoksun   ,gökmen ler,   astromnotler,kozmonotlar,      taykonotlar vardı,on lar v ediğerleri,  b ütünvarlıklar canlı,  cansızmaddediyeb irşeyyokdiyorlardı,şugördüğünü  zzigon,kane     p e, şifon iyer,tül perde,  iskemlev e,paslıpiyan o b ircipsgib i kırılganlaşabiliyor, kendiken dini    toz olup, yokedebiliyor,         on un  zaman             boyutu               diğercan lıdediğimi zmaddel erden f ark lıyaln ızca,herşey can lıve cansız dediğimiz      maddelerin                                zama n b oyutucan lıdiyenitelediklerimizin algısın ırlarının üstünde yalnızca, dalgav eparçacıkb içiminde yayılantöz,eser anasıevren imizin,   hepimiz yıldıztozuyuzv ehepimiz vcanlı b irer va r lığız , iletişim içindeyiz     veken    didilimizdekon uşuyoruzsüreklimaddeyle ,
işteşuyıldızlardan gelen yarı BOnapartgörünü ml   ükadın süvarimiz e bakın ig öklerden süzülerek iniyor ve sssisler  için debellibelirsi z          süzüle r ek,yarı g ölg e konisinini içine    giriyor ve yokolup  gidiyor,şim di buyaşıyor  mu,canlı mı, madde mi,tinm i,gölgemi,                   ama  yok, o yalnızca b izizi ve                b izim              usdışı v ersiyonlarım ız      tüm görüntüler gibi ,belirsizgörümngülerin iç inde var oluyor,dilerse yok ol uyor, yineortayaçıkıyorv eb irden titiyor. O çağlar boyun caboygösterentan       r ılar ımız  gibi,diler seort ay a çıkyordilerseyokolup gisiyor,yoklukve varlık birib irin ini        türev iv eözdeğeri,karşıtların b irliğipran sişbinegöre  yaşıyorvey okoluyorlari,   rçünk ü ikiside b ir....                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            


solaris ben ih erzilediğimdedehşetedüşürüyor
ama kork ma değilb u
ürkmedeğil
beyin selşaşırma
şo k
anlatamam
b a şkab irdün ya
sev diğikadın ın bireb irayn ısıbirkadın
vesev diğinin kopyası
can lıve insan y na i
ama o kadın diyork i
sen ben isevmiyorsun
tümüyleilk kadın ama
b öyleolun ca
sev gin in zama n ve me k anolduğun uan lıyorsun
k adın oradafigürolarakkalıyor
korkunç birşey
yan isevgiinsan lık l a ilgili değil
zaman ve mekan üretiyor on u
şimdi nasılsolarisiiun utacaksın
titatnik fi lan film değilozamna
ti ta n i k koşturmaca
elini tutma
ağlama gitme filande mek
ama solarisbun ların ne de n böyleolduğunu analtıyor ve beynin duruyor
hayatabirga ripbakmayabaşlıyorsun
hastalanıyorsun y an i
ben dşyorum ki
sanat m utlu etmez hasta eder
!!!!
etmelidir ya da !! !!!
kumların kadını in san ıbozuyor
solariskafasısıskatlı yo rin san ın
Latife

stalkerboşuna yaşıyoruzduygusuveriyor
nostaljihiçbirşeyinhayattaöne minin olmadığın ıanlatıyor
ama şöyle
b usen iha yata bağlıyortam tersi ne
kita pyazmaya başlıyorsun
Latife
Yarım bıraktığım bir film vardı. Evde ablam varken onu izleyeyim dedim. Ancak adını unuttum

mar ketteartık ok adar sin irlenmiyorsun
tam aksinehayatadahaçokdğerebvveriyorsun
ben mi yolladım
Latife
Evet

sahnesinianlat bilirim
Latife
Leopar mıydı bakıcam

kon une
Latife
Yok kopmuş beynimde

lepaormac erasayıl ır haklısı n
ama kal ite li,birfilm
Latife
Belki odur.

av sahn eleriçok muazzzmadır
çökelez dağı gibigelirban a
onuniçin severim
on la r tess biraşkyetmez gibi
basitama güçlüanlatım va r
aşk filmiyahu
hayatı an lat ıyo r
ama kumlarınkadın ı başkaşeyleranlatıyor
insan ruhun uve hayatlabağlantıdsın ı
müth iş filmonlar
onları izleyen biryaratık olma m benisev in ditirir mutlu eder
bintane izleötekilrdensen dedeğişiklikolmaz
ama solarissen ima hveder
pğyan istfilmini unuttum ben
şahaneama önem i yokkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk
N EZAMAN ÖLCEĞİMİZİ B İLMEMEK PRATİKTEB İZİÖL ÜMSÜZKILAR fiyorsolariste
biri
ben içokkkkketkilediiiiiiii
çokyazdın olafı mesela
ç ok acıklılaf derin
sarsıcı
ruh lar ahükmediyor
filmdediğinkum ların kadını yaniiiiii
diğerleri filmfilan değil
Latife
Solaris ile stalker yeniden izlemeliyim onları

iz l e çoksıkıcı ama çok
Latife
Bana sıkıcı gelmemişti sanki

uzun ama
çok uzun
onun için
dikkat edmitoyo r sun
fi lme
be n 10 kere izlaedim
Latife
Evet

hala anla ya madım filmi
her sahne si bişey
Latife
Hangisini anlayamadın

ürkütücü
stal k eride solariside
n osta lji filmi nide
ço k iz ledi m
g ördüğ ü m yerde izlerim
ilk otuzylön c e izledim
d ev am liizlarim yani
kitap gibigelirbana on lar okumak gibi
aaaaaaaaa
buarısın ı oku mamışım derim
syfa sa yfas an ki
hersahneb iramacı va r
nostal jide kadın
bun um u istiyorsun uz diyor
çıplak
ama çoketkileyicisöylüyorçokke der li
ama psişik olarak söylüyor
ruhsalvean lam arayışıolar ak
anl ayan için çok etkileyici veoazaman hayattaaşırıhırs veya çaban ınb iranlam ıyoksa aptallık bunlar diyorsun
çokeğiticifilmler
ruhları terbiye ediyor
solarisiizlemesem ben kitapyazmaya kalkmazdım!!!!
b ak
BAK
bişeyyazdım
ama
yılbaşıyakarşıolmak içi n değil
hangiruh saldünyan ın içinden yazm ış bunudiyebak
iletiyorum b uben imsolarisim işte OKUUUUUUUUUUU
ile tiyoru m
Latife
Latife
Nostalji filminin bağlantısını at
Bulursan
Yazın gelmedi henüz

BİR CİNAYETİN ANATOMİSİ Noel akşamı, ihtiyaç listesinde yazıldığı üzere, eve gelirken antrikot aldım. Madeleine onu tencereye koymadan önce, baharatladı, düzgün geometrik şekillere ayırdı ve bir sanat eseri gibi dizerek fırına verdi. Koskoca bir yılın tümü devrilirken, saniyeler içinde sofraya geldi antrikot. Büyük bir gürültü kopmuştu o sıra, kulak kesildim, ne bileyim bana öyle geldi ki, milyonlarca sığırın böğürmesi eşliğinde yeni yıla giriyoruz sandım. Varyeteler ve dudak uçuklatan şovlar arasında. Bazı tv'ler hukukun olmadığı yerde adalet ve demokrasiden söz edilemeyeceğini haykırıyordu nasılsa!.. İsa'nın kanı da sızıyordu dudakların kıyısından, ağızlar köpürüyordu azgın denizlere özenircesine... Bir kişneme sesi dehşet veren kakofoniyi bastırdı aniden. Bir ulumaya benziyordu ama, içimizden biri nasılsa korktu ve teke gibi hoplayıp zıplayarak, kıyı köşeye kaçtı ve korkusunu dağıtmaya çalıştı. Biri de kış uykusuna yatmış ayı gibi, dalıp gitmişti kanepede. Yan odadan dehşet verici kahkahalar geliyordu, çınlıyordu sanki oda. Kimsecikler yoktu oysa orada, salonda toplanmıştık bütün konuklar. İrkilerek odaya girmek istedi biri, korkusunu yendiğini göstermek istiyordu belki de. Baka kaldık. Odanın içinde acayip varlıklar ve tanrı olduğunu sandığımız biri, baş köşeye oturmuş, deli gibi kahkahalar atmayı sürdürüyordu. İçlerinden birinin ağladığını gördük ve suskunluk içinde olacakları bekliyorduk. Şeytan ağlıyor dediler, anladığımız kadarıyla, tanrı gene başaramadın diye alay ediyordu onunla... Meleklerden biri öne çıktı, bize bakarak; O tanrı değil dedi, gerçek Mefistofeles o. Bir katil. Kabil'in büyük babası, Adem'i doğuran... Madeleine kolumu çekiştiriyordu. Uyandım!..

nostal jiyi 2ayönceattım
sa na
b ir kaç kerre
Latife
Hmm. Bulurum o zaman. Aslında gönderdiklerini word sayfasına kaydediyorum. Yavaş yavaş izliyorum.

oben deaşağılarda vardır
bulmamlazım
syfa akıyor onun için bulmak zorlaşıyor
b en şimdi konuşun c amutlu ol uyorum
neden bun larıpay la ş mak mutlu edşyorb en ihayat buiştediyorum
yoksaparaharca yemek ye
tv izle ban a
saçma geliyor
saçma derken
bunları yaparsam haya tımı yaşad ı ğ ı mı düşünüyorum
on un için kitap yazmak iyigeliyorba n a
y oksa n eden yaşayay ı m ki diyorum
,herkesin yaptığın ı bendeyapaıyorum
Latife
Film onlumu bulup yeniden yeniden izliycem...

ne ol ac a kki
han gisini
ama gemi gidiy o r
sah ne leretkileyici
Latife
On tane yeniden yeniden izleyeceğim film listemi yapıcam

ama b irsolaris değil o n lar
kuml arın kadın ıdeğil
b ak
b uğdayfilmi
ç ok g üzel çekm işadam
am a filmeru hkazan dıramıyorrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
filmin ruhuyokkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk
Latife
Gemi gidiyor bir kez daha izlemem gerek. Yaşamın yapaylığı sevimsizdi

gen igidiyorben içoketkilemedi
on aşiir yazdım be n 30yılön ce
ama ozaman dahaçoketkiln miştim
be n kome di vegülme sah ne s iolan filmlrden ne fretederim
solaristeb irtekgülme sah nesi yok
hiçyok
kumalrın kadın ındaalayv argülme yok
tek b irsahen ede
odaiyi
stalkerde gülmeyehiçrastlam adı m
gül m ek boşv eryaizlemes en de olurdeme k g ib igeliyorb an a!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
odabi r şeyamaozam a n uyuhiçbirşeyyapma!!!!
Latife
Buğday bende açmadı akmadı izleyemedim

ofilmleradam ettiben i!!!
b uğdaydaderin lafyok
sahn elerstalkergibi ama film boş
sayılır
güçlü değil
ge ne deiyi
ielerlemek zordur! !!
Latife
Leoparda kapalı alan çok salon içi

işte ben on un için rah atımedebiyatkonusun da
çün küb ukadarbaktım
ya pama dıy sam suçben im diyorum,
üzlmeme gerek yok
bukadarmış kapasite dityorunm
çünk ü epeyce inc el edim olan b ite n i
leopartarihselma c era
izleme kiyi dirgen ede
drjiv ag ogib i
odaiyi bence
am a dediğimg ibipsişikdeğil
ruhlaradeğilkalb eyadaak la hitapedi y o r
runh başkabirşey
tarkovsk i b un eden le üstün diğerlerin den odasçamalar ama sorun ode ğilki
sorun insna ın bakışını değiştirmek ve gen işletm ek hatta bozma k
lsekt akalsa kta ken di ni üzme öö
ç ü n kü bun larıizl edik okuduk ve yaz dık !! !!
çaba mı z b u
yapmaya çal ıştık !!!!
on un içi n babam a karşımutluyum diyorum
içimden ama
saftirkçe değil
çabama karşı
sakin kalb iliyorum yani
bu kadar
Latife

yapabileceğimi yaptım
sende
helal ol sun diyorum her zaman
ba şkası nın anlm ası h içççççççççççççç önemli değil b u yüzden aslaaaaaaaaaaaaaaaaaa
tarkov ski anl ar dı!!!
ama yok !! !!
çabamı an lardı
yani
Latife

as lın da ben im h iç b irşey umu rum d adeğil
hayatıyaşıyor u z yani
birinin ben iara y ı p sorma sı be ni he yecanlandırmıyor!!!!
Latife
Dr. Jivagoyu bulup izliyecem bi ara

ben olm ayanlarıma borçluyum her şeyi çü nkü
Latife
Karda giden at arabası geldi gözüm önüne

drji va g okolay b en b ulurum sana
t orin oatı n da da laf yok s arsıcı
onun için beğen medim f azla
b uğdayg ibi çekim mükemmmel
Latife
Torino atını ilk on filmi içine koyacağım

olur
tabi ki
ge ne de i yi
10şu bak
düşlersolaris satlk er
torino atı
cinayeti gördüm
kristal kanatlı kuş
cocteau diye b irivar filmini bulamadım
ondan bir fi lm
susuz yaz
ah belin da
n ostalji
sudakibıçak
daha yüzlercevar ama
kunmların kadını 11oldu
susuz yazı çıkarabilirim ama iyi olmadıüı iç in deği l
filmruhum u harap ederse beğen iyorum ben
bunlar ben işaşırttı
piyani st veya titab n ik şaşırtmıyorrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
şahane olabilir ama önemi yokkkkkkkkkkkkkkkkkk
Latife
Ben ilk onu bulayım sonra beni bana anlatırsın... Sanırım farklılık arıyorum ben. Şimdilik Torino atı Kumların Kadını Bab Aziz.ilk üç filmim sırası değişebilir... Şimdilik kendi falımda "boşlukta anlam aramak" var

yahu tabiki çok iyi
binl erce film v ar ben bu n la rı ziledim
korkluyorum anne va r iyi bence
ne b ilim
Latife
Senin önerdiğin her film bana uyuyor... Yavaş yavaş hepsini izliyorum. Düşler benim bir numaramdı.yıllardır. şimdi kısa kısa oluşu eksik kaldı kafamda...
Kaosmuydu kısa kısa beşli . O da güzeldi bak...
Bunları yeniden yeniden izlemem gerek
Listeliyorum...
Latife
Birde müzik oscarı almış filmler bulalım dinlendirici arada gevezelik olsun. Görsel oscarı almış filmler


kaos da g üzel ama h iç biri ruhları o kadar sarsmıyor
tabi oko nulara yabancı olm am ız etk i liyor
o kadar değil belki
sana birfilmatayım müzi k filmi
Latife
Latife
TAMAM AT. ŞİMDİ LEOPARI izlemeye çalışıcam yeniden. Dayanıcam inşallah.

amadeus yaz çıkıyor kopyalamak yasak çıkınca izle 3 saat çooooooooooooook
izlediğim o gal ib a iyidir
bir tane daha baka cam be kle
bunu izle kopyalayamazsın ama
rjisörü peter shaffer
dikkat et o olac ak
Latife
olsun bende iki günde izliyorum, kimi 3m günde... ama çok iyi yaaa, off bileydim hep filme giderdim

o değilgalib ayah u b u meşhur mozart b ir bakayım
bilemiyorum ki
yıllar oldu sanat fişlm iydi benimkiler
b aka y ım
bu evet

Pollock
Dışavurumculuğa yeni bir boyut getiren çalışmalarıyla sanat tarihine geçen Amerikalı sanatçı Jackson Pollock’un problemlerle dolu yaşam öyküsü, filmde Polloc...
unutulmazfilmler.pw

bu f ilm neden karışık ve saçma sapan re sim yaptığını anl ıyorsu nadam aın an layan için çok derin b i r filmdir
snat filmi
mozart bu f rida ben çok beğenmiştim
ama en iyisi budur aslında
Latife
Çook iyiii

diğerleri g üzel sadece
burada adam biraz deli dolu dadeğil kafası iyi değil
ve reim yapıyo
Latife
Mozartı da not alayım. Gıdayı izledim

onu neden ö yle rweism yaptığını anlıyorsun çok acıklı
ama nalyan içinnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn
şey var
Latife

dur
Latife
Fridayı izledim

geceyarısı kovb oyu dustin hoffman onuda izle kolay bulu rsun onu
ama ben b eğe n miştim okadar iddialı oalmam un uttum 30 yıl önceki şeyler
oda acıklı
ama bizim kilergibi değil sarsan şeyler
hep
guguk k uşu var mesela çok meşhur
hayatımda okadar kötü dilm görmedim on u beğe nmedim ama bütün dünya be ğeniyor!!!
Latife
Geceyarısı kovboyunu not aldım. Ancak bağlantı yolladığın filmleri önce izliyorum














kara uçurumlar,     b eyaz  kovuklar,              karanl ık holler,                                                                 simsiyah korid orlar









benim  merak ettiğim                                                                 mesela avrupa da                                                yola köpek  fırladı çarpmamak için direksiyon kırdı         iki     kişi          öldü            3 yaralı gibi   haberlerin                        HİÇ olmayışı. Kedi köpek seferberliği var ülkede, sokak köpeklerine baraka seferberliği  filan,kaderimiz bu      

  bizim,  ayranı  yok içmeye ,süs        köpeğiyle makamına gelen devletlü

ülkesi burası!!!!bakın Süleymani    öldü         ,Chrysle                   
   marka amerikan                                                                      arab asıylataşındı ilahigöv desi,ne alaka demeyin, ayn ımantık bu, şark                sürünmeye , ölmete,                                                           sömürge olmay a,ala y edipaşağılan ama ya   mahkum b irgürah,din le          deala ka sıyokbunun ,şapka devrimiyle alakası var, don ubi le olmayan                  millete ka ske tidevrim diyeyutturursanbuparado ksla ra ve celladına b ağım lılığama hku m birtoplu m olmaya mecb ursun      , düşün düşün bokturişin ,banat  yerli arabasını                            göster ip fabrikasını                                                2022d ekuracağızdiyenbirma sa lülkesi dha gösterin                                                                                    susayım, aynı mantık b akın, adamın çakşırı  yırtık, silin di rşapka v e       papyon devrimi yapıyprsun, onun i çin AKP azlı b irAtat ürk çüdür kardeşlerim,                 siz b ilirsini zdile rsen iz  karşı çı kın ama        rezil olmayı daha ki m bilirkaç yüzyıl sürdü receksiniz, şa r k          kay asını                                                    b       eton a   çarpmış,                şizo    fren b irtoplu m,            DELETE  olması gerek!!!



her şey  gibi sanatta                          i ll ü zyon          v e  manipülasyondur















adı keleketi ve o savaş Maveraünnehir'de        kayb edi    d ildi
bir      darağacısimsarı vardı, az rai l    de n kaçarken    c ebrail e sarıldı



uygarlık b içimimzi değişmeli
satandar t beyin yapısına i lrdrde gen              yerleştirip         farklı yaşayabiliriz, tümmen amam




sosyal anarşizmin tanrılığına soyunan medyalar


harf  bataklıklarında gezindi uzun  yıllar,                                               musikiler yazdı

Semerkant katırlarının üzerine  sayısız meymenetsiz  yarasalar  tünemişti

her yaşta çocuğuz  biz, yaşlılık yalan, çünkü ruh acemi!..

Kabe süpürgesi gibi ydi                                                        

modern                       çağlarda değiliz           tam  aksine uyga rlığımız az  ılı b irkö lelik çağl arın ado ğru ev riliyor.
Nanna'nın cini  gi bi odaya birden Pencaplı brahmanlar girdi

Sen                           çok daha mitolojik bir Madonna'sın, bu Andy Warhol işi, piyasayı hareketlendirmek için koşan bir  tavşan atlet meleğim!!!


nefret  dışardan gelen b ir duyg u,iç ereden beslenmiyor, dünyam ız üretiyor nefreti.                                                                                           tarihieserleri          ven  üs  e taş  ı r sak kargo yığınağı yaratmış oluruz, rahaniyeti yok edilmiş bir şey yoktur yaşamıyordur,        pirami tl eri    isveç e taşıyarak varolşumuzu  koruyam ayız, o  köksüzxleşme barba rlaşmaya yol açabilecektir son uç olarak



geleceğin erk klanları,  toplum          psiko lo      j isini              y önlendirme ustası, i                llüzyonist       hackerler olacaktır


aşk bilinç   dışıdır

evrende çöp istasyonları var, örneğin bir karadelik her şeyi yutuyor ve ak delik oarak diğer uçtan çıkarıyor diyelim, ama yuttuğu madde                                       karadelik hazmederken ışın yayıyor, buhar laşıyor, plazma laşıyor ve bu karadeliğin ağzından evrene bir                                 paçavra gibi tolanıyor, karadeliğin ağzına yakın doşana nnesnneler işte bu maddeler ve b unlar  çöp istazsyonları, çünkü atıl ve hiç bir ieye yaramayan madde bunlar,   dönüşüme açık...




N     efretimiz elektirğedön üşseydibüt ün dün yayıaydın latırdı,Tesla
Latin ya da Sakson ayetleri, cebir, hümanist mizantroplar veya Cabiri,
b eden iönce bir s i luete,  son  ra b irha yal ete     ,                                                              d      önüştü,                       ve    sonunda da  g öklerdeki b ulut    larakarıştı.dağ halkları  vetan rının          izleri,  eski b irreaya k onağı,         v e          zemamet   çadı rı v etımarlı  sipah i               ah ırıvardı                                                                                                                                                                                                                                                          ruh arazileri, ruhsal  araz isi                                                                                   
defne  çelen    g ini n      için de                                yelkenli, Deccan Tuzakları.Tan rı bizimuydurduğumuz                                  prag ma         t ikb ir ya pı,      cennetten kovul d u kama      yeşil  ve  yaşanabilir b ir dünya       kazandurdu bi ze  Hav va!..

SON ZARARLILIĞIN ayn ıkoridordayızDENEYİM GURURUNUZLA KAPILAMAYA GELDİĞİNİZ SEVGİ ADAMI: BİR BAĞIŞI BEKLİYORUM .. GÜZEL VE ​​SUYU VE YÜKSEK YILDIZLARIN VE REKABETLERİNİZDEKİ TRROPELLERİNİZLE GELDİNİZ; KENDİLERİNİZİN RUHUMDA AŞIRI AKIŞI ... SADECE ÖNEMLİ OLMADIĞIM İÇİN DEĞİLDİR. HER ŞEYİ ALTIN ​​YAPAN SHE MUSA; BU ŞANSIN KOLOMBO'NUN UNUTULMAYAN AYLARI TARAFINDAN BULUNAN BU RÜZGARIN ÖLÜM HİKAYELERİNİN INFINUUS TRINK'İNİ TAKMADIĞIM ... DONCELLA OLMAK ÜZERE UMARIM! VE PAUSATONİK BURADA DEDİ BREA SEÑORA KADEMELİ KADIN GÖLGESİNDE GÖZ ATIYORUM VE SADECE SINIFLARIN GELİŞTİRİLMESİNİ GÖSTERDİ. BENİM; ADINIZ KADIN ADAM NEDİR? FATİH ULUS FATİH DEDİ ...

kıyametten sonraki     ayetler v e             vaazlar






şiddet    v edehşetin  dün yan ın umursamazlık  cinneti içi nde sürük len en ninsani      sentezle süslü                alg oritmasını n                                                     paradokslar içinde ki dışavurumuydu  tüm olan biten                                                                                                                                                                                                                                   





Benim  tanrım  babam dır, İsa                                                           peyga mb er     olduğunu bilm eden öldü,                                                                                                      muhamm edin dişleri             kırlıdı,Musa evlatlıktı,ayşam tanrısını arayan B uda'dır,Pollockkaza g eçirme digizli     intihardı          başına g elen       yaşamı oyn uyoro,       rolyapıyor,         laf         olsun    diyayapıyorh erşeyi,resimleride     o karmaşayı,      kaosudilegetiriyor,korkunç bir      daramatik  yaşam, bir                       çığlık,yaşam ısev miyor  aç ık ç ası,dün ya y ı küçüm           süyor  ov earana sın ıumursmadan ağaca                               çarpıyorh içb irşey   olmam ış, olmayacakmış gib i ,b irhiçlikduyg    usuiçin            de, h içlik     içinde g örüyor olan b i ten   i,v ebirzah me t resim yapıyor                          hayatta,kayda de ğer b ulduğuh içb irşey yok  on      ada, sini  rleribozuk,      ne        kavg aediyoraslın da ne tartışıyor,resminin bağal a n tısıiçi n de,sıdır resim yapıyor aslın da,tuh af  ya pısın ın dünyayauyum sa ğladığı tek     edi   mi bu,tek  eylemi,v ar  sıllığa       kaav uşun       caresim yapmıuoyor h a, ne den yapsın ki,hayayaönem  ver meyen biriduyu msarsa b irşey                         yapıyor, anuında vazgeçevilir h erşeyden     , varsıllıkla h iç        ilgisi y ok, bırakır gh erşeyi, kendi b ilir,    çel işk i v erçün kü on un çelişkisi y ok    ha yatlailg ili n eyazıkki, h içy ok, içdün y asında     yaşıyorv e28yaşında ölüyor, bir tan rı                              o,                      b ir                 zih  inselyapıyıan latıyor film,        muhteşem,                 olağan üstü,filmdeğil,  anlatıl an....Frida  dışgerçekliğianlatan b ir film,              psil ojide n   ma h              rum.  Pollock g iz li bir psikolji nin epik anlatımı ne yazık ki, resim yaşa mın ı anlatıyor,yaşamı resmini değil.dile  getir     irdiği bi çim filmin bu.Resim yaşamı an latıyor,ço k ilginç.Resm i                                                içini      dökm ek  için yapıyor yani  yaşamı resim değil ,resim yaşamı...iç dök mek  i çin resim yapıyor                acı  b ir şey.kendini an latıyorresmi bütünü yle.Umarsızbirdünyan ın re simle an latı mı hepsi.F rida kendini a rıyo r filmin de,Polloc   kdün yayı arıyordur belkide...Frida işini b ilen birikim n ederse desin,           b uyüzden an laşılmaz biryanı yok , F rida gerçekten resim yapıyor, saçmalamıyor, Poll ock bir şeyi  resim biçimine getiren dahi ya da bi rdeli.Frida aklıba şın da biri,Pollock                                aklın ı kaçırmamk  peşimnde ve  yarı sersem b iryarı yaşar.Dünyyaı an lamkata g üçlük    çekiyor   Pollock    firisda nın  öyle b ir derdi yok, insanları anlamıyordur en  fazla ...     V egemi gidiyo r daki gib i       h ayatın               gerçek ç iliği için den birsaçm al ı ğı                     anl at ıpdüşünüyor olabil ir.Pollock paran oyaiçinde F Ri da birşety ol mak içi n çab alıyor,dün yev ibiri.Kapal ı b irev ren edeiki dün ya,F rida nın b irşey olma çab asıda doğru, kime ne...Frida hayata v şaşıyor,Pollo      ck un anlamadığı dünya,  o dünyaya şaşıyor.dün y aona  g öre b ir yer değil kork u n çbir ş eyd  ir bubir canl ı   i çin, bi r     yaratılmış  için .h ayatparapul       şan             şöhret deme k Polloockinsanlara      şaşıyor .Fridanın ba  şarısızlığa dayanacak ha liyok,Polloc kda b aşarıkavram ımdan       yoksun biri, on u istem ediği bi le sö ylenem ez.Frida    ken dini    tutuy or, zap     te            de b ili yor,Pollock tutamıyor.frensiz o...Pollock kin tutumuyor, Fridan ın  dün yasıdostv edüşman larladolu.Frida ezil en biri ay rıca        Pollock rahatsız      h uzursuz    b ir ki şi li k.                                                                                              F risd ahayat ı seviyor ama kavuşup ulaşamayannbiri, aradığına b e lki. Po lloc k b irşeye   ulaşsa bil e onu yadsıyacak  birine redey seikisifarklı şeyler.Krgayı til k iyi kö peğiseven v  biri Poll ock . Pollock   hiç  bi r şeyi içselleştirmeyen biri.Hayta şaşıyor, dü n yay a yani.           ha yat  değil o nun dün  ya dediği ama.Dünya saçma ona g öre, Frida kazan dın der,Pol l ock neyi kazandın der                     yaşam kar şı sı n da. . . Sonu ç ta   ya şam k arşısında bir  i çtepi nin iki farlı                   v e rsi yon u          filmler. F     ilm zil ey erek kitap okuyarak kimse delirmez. Ama toplam yaşam b un ubağışlayabilirbize.Hiç  anlaşılmayan    sıfırb ir kitap yazarsam  poll o      c k  ol urum ,                              eg           zot  ikb irmasalö ykü anl at ırsan Frida olurum, am a ilki ol mak  isterim!..
En b üyükşiirtekn ol ojidir.




























İçin de Kur'an okunan ev melekler  tarafından  kuşatılır.   Sedir  Ağacı şiirinde anlatılanlar kısaca şöyledir. Hz. Ömer uzun asasıyla Cidde  yakınlarında, Kızıldeniz kıyılarında dolaşıyordu. Oradan Pathmos adasında,  çıplak  bir  tepenin  eteğindeki  kum larda,kızgın güneşaltında uyuyanHava       riYuhanna'yı gö r düve  o radak i b irsedirağacına parmağıyl a dokun          arak               ' Ha ydi                                          ,AdalarDen izi'n dekiPathm os 'tauyuyanYuhann a'yıg ölgele!' dedi.                     Ağaç  k  ök lerini                                                                                  ve gö vdesini  çekipalat a lk,b ir kuşgibiuçarak Path mos a                     da sına gidipYuha  n na' n ın başına dikildi.Birazsonra aziz Yuhan na uyanıp      dayanın dasediri gör ün ce,'ağaç           ne yapıyorsun                                       sen bura da                                                       ?Bir saatte     filizlen ipb oy at ıpbu halegelmekte n içi n                                                   ac ele ettin? İlah idüzendeböylesürato lmaz !       Allah herişin  yava şyava şol masını ister' diyerek ağaca hem verip    ve        riştirir.AğaçorayaHzÖm e r'in emriyle gel diğini                             söyl e yin c e,Yuha n na,yüzünü     güne ye dönüph ay kı  rır                                                             :'Nouveaux   venus, laissez     la  nature         tranquille'    (Yen iler!Doğaya  el sürmeyiniz!') 

misyonerlik  distrübütörü, mandacı mandarinler!      çağan tarih deme kt ir     şu kızlar izmir in kızları ama giydikleri ya versace, ya channel, ya coco!!! bunlar izmir in cocoşları olur olsa olsa, hepsi soytarı!!!!ülkenin yüzde doksanı kırsal, taşra, varoş, bunlar Boynerin piçlikleriyle büyüyen Zaruhiler, bakınız Turhan Selçuk!!!! 6.filoyu çiçekle karşılayan bunlar!!! manukyanist zihniyetin tezahürü!'!!! oyunları da ali poyrazoğlu ekolüdür, kıçı hafiften görünecek, külot arada fosfor gibi ışık yayacak, göğüsler özgür dışarı çıkmak isteyen bir kumru yavrusu gibi çırpınacak arasıra, ahhh gözlerim yaşardı be...ülkemiz özgürlük ve demokrasi uğruna neler yaptı ne özveriler ne kendinden geçmeler valoha!!!! kerhanelerde de sergilenmeli, ne acılı 14 numaralar var orda gızlar, allah rızasi için gidin kader birliği çooooh önemlidir!!!!! gızlar bir solaris izleyin de beyniniz resetlensin, bi heidegger okuyun g ız, insan neden hayvandan geri spekülatif b ir madde yığınıdır postulasına yanıt filan arayın!, sonra külotunuzu havaya fırlatın ve evet şeriat içimizdeki şiddetin dışa vurumunu reorganize eden insani bir kurgudur diye çığlık atın ve siyanür içerek uçurumdan atın kendinizi gari !!! izmirliyik gız gari dicem tab i!!! gızlar osuruktan teyyare selam söylen o yare, ülkemle gurur duyuyorum, o bir sömürge ve bende onun kikirikçi zennelerindenim, kendimi tebrik ediyom valla, aynada k e n dimi öptüğüm oluyo gız benim!!!!! ananız komşusuna yosma oldu bizimki diyecek, hepiniz gülüşeceksiniz, yosmalar çok anlayışlı olur bilmem mi!!!!              ?       





bizim basın tasmalı bir basın,  cinayet, terör ve toplumu para noyaya sevkeden haber dışında  bilimsel, eğitici, entelektüel,          doğa sevgisi aşılayan tek bir haber yapmaz,       gazeteleri okuyanlar sığır oğlu sığır olur, okumayın, al mayın ve  gerekirse tv izlemeyin. b asın  m ürteci v e müstemlekeci bir basındır ve atatürkü zırh olarak kullanır sığırlar için. onun için atatürkçü değilim asla!!!! çünkü atatürkçü kim, rahim duran   güneri siyanüroğlu  emindolaşan yahu bunlar dinozor bile değil, ha  hıncal uluç diye her derde deva bir zottirikte var tabi, bunların bu ülkeye katkısı ne, hiçç vaktiyle   emin e ye dedi ki ankaranın sabık belediye başkanı gel servetlerimizi değişelim, emine den ses çıkmadı, düşünün adam atatürkçü ve bir belediye başkanı ndan fazla servet sahibi, olsun... ama şu var, bu kadar servet sahibi bir adam  o serveti kendine  bağışlayan sistemin zerre  kadar değişmesini ister mi, istemez, öyleyse benim için bu adamlar vatan hainidir, şu ki, t.c bm ye kayıtlı 193 ülke arasında 149. sırada yani bir geviş cumhuriyeti, kedi köpekçi meczuplar, kadına şiddet  aryaları, lbgt
versiyonları ve kırım kongo kanam alı ateşidir bu basının
  vazgeçilmez PİÇLİKLERİ!!! ASLA
dişe  dokunur temel sorunlara yönelmezler, bu basın satılık değildir, doğrudan t.c nin tapusunı ele geçirmiş misyonerlik distrübütörleridir bunlar,   ülke  yurttaşı bile değil, çift pasaportlu hepsi gidin bakın, bunlar bu ülkeyi  yönettiğini sana mandacı mandarinler kardeşim, SÖMÜRGEdir bu ülke, yani hıncal siyanüroğlu  vb gibi kumpanyacıların sığır tarlası, ekip biçip,.... gönül eğlendiriyor, fetva veriyor      ve    ölene kadar yerlerinden söküp atamıyorsunuz bunları, bu ülkenin başkanı kim,... bilemediniz emin, güner,  hıncal gibilerin .triumvirliği yönetiyor ülkeyi sığırlarım                         40 yıldır,   ötekiler göstermelik yahu, darağacı korkusuyla yaşayan  meczuplar ötekiler emin olun! höt desen kaçarlar inanın  !!! BUNLAR İKTİDARI DİKTA OLMAKLA SUÇLAR DEĞİL Mİ PEKİ BU KIRIM KONGO KENELERİNİN  ÖMRÜ SORUYORUM, NEDEN ALLAH 'TAN BİLE DAHA         UZUN!!!! EMİN OLUN       
    Kİ!!!!, BUNLAR OTURDU MU KALKMAZ!'!! O KADAR TATLIDIR YANİ, İKTİDAR DİKTACI DİYEN SIĞIRLAR DİKTANIN NE OLDUĞUNU ÖĞRENSE İYİ OLUR, Kİ SIĞIRLAR AZALSIN HİÇ OLMAZSA!!!,


M. Kemal radikal devrimci demek kültürel cehalettir, jokoben değişimci bir biçimsel yani badanacı bir liderdir M.Kemal. Şapka devrimi demek körün g özüne parmak sokmaktır, rezilliktir. Devrim kitlesel dönüşümdür, ısmarlama kasket panayırı açmak değil!!! Yenilikler Namık Kemal ve tanzimat aydınlarının girişimidir, cumhuriyet hazır fırsat varken bunları uygulamaya sokmuştur ve hiç biri devrimde değildir. 1789 devrimi, ekonomik sınıfın el değiştirmesidir, burada değişen hiç birşey olmadığı gibi elektrik bile köylere 1970 lerde gelmiştir, sağır sultan cumhuriyetinde devrimden bahsetmek yutturmacadır!!! Halk popülizmi!!!Sonuçları da ortada!!! Başını eleştiremediğin şeyin kuyruğunu eleştirenlerde cahildir belkide korkaktır, fason laisizmin en büyük silahıdır korkutma! ! !!

yarı yaşarlar                                      şehla bakışlı bir Drakula için tacizle yetinmen çok talihsiz bir durum, seni pişirip yemeliydi !! !



Benim  merak ettiğim                                                                 mesela Avrupa da                                                yola köpek  fırladı çarpmamak için direksiyon kırdı         iki     kişi          öldü            üç  yaralı gibi   haberlerin                        HİÇ olmayışı. Kedi köpek seferberliği var ülkede, sokak köpeklerine baraka seferberliği  filan,kaderimiz bu      
  bizim,  ayranı  yok içmeye ,süs        köpeğiyle makamına gelen devletlü
ülkesi burası!!!!  bakın Süleymani    öldü         ,Chrysler                   
   marka amerikan                                                                      arabasıyla    taşındı ilahi   gövdesi,ne alaka demeyin, aynı   mantık bu, şark                sürünmeye , ölmeye,                                                           sömürge olmaya,alay edilip     aşağılanmaya   mahkum bir güruh,dinle de alakası yok bunun ,şapka devrimiyle alakası var, donu bile olmayan                  millete HE  IS A BOY     GENTLEMEN                                                 kasketini  devrim diye     yutturursan bu paradokslara ve celladına bağımlılığa mahkum bir    toplum olmaya mecbursun      ,  ,bana  yerli arabasını                         sergileyip fabrikasını                                                2022de               kuracağız diyen         bir  masal   ülkesi da                                                                                         ha gösterin                                                                                    sözümü geri alayım, aynı mantık bakın, adamın çakşırı  yırtık, silindir         şapka ve       papyon devrimi yapıyorsun, yani                 ortada fabrika yok a raba yapıyorsun !!! onun için AKP azılı bir                                                         Atatürkçüdür kardeşlerim,   mantık                             zinciri           bireysel değil,bulaşıcı       ve               toplumsaldır doğuda,              siz bilirsiniz dilerseniz  karşı çıkın ama        rezil olmayı daha kim bilir  kaç yüzyıl sürdüreceksiniz, şark          kafasını                                                    batının tasmalı köpekliğine adamış,               şizofren bir toplum,            DELETE  olması gerek!!! Bipolar     bir      parçalanmış              zihniyet   bu,tüm Afrika   -yarısından fazlası                                 köle ve hristiyan!-       İncil le, olmadı   batı mantığıyla ıslah edildi, latin Amerika da  öyle,      ki m ki                       kasket ve   papyonla                          uygarlığa kavuşacağını  sanıyor,onu             sömürge olmak    bekliyor, efendisine    bağımlı    bir     kölelik        bekliyor, ısrarla karşı çıkın ve                                   ferrari       koleksiyonuyla hava atan meczuplar ülkesi olmaya devam  edin!!!! Dinle kafa b ulun, din safsatanız işte bu!!!                  latin Amerikada        HRİSTİYAN
     mendeburlarım, baştan başa hemde, SİZDEN GERİ merak etmeyin,
          ÇOK ŞÜKÜRDEYİN BAKİM,         aferin  eziklerim, tasmalı köpeklerim!!!!,kadına şiddet, tecavüz ve uyuşturucuda, yalnız    değilsiniz kasket devrimcileri, papyon meczupları!!!!   kuyruk  kısmı açıkta  gezen redingot   düldülleri.!!!         asla yalnız değilsiniz !!!ağlamaya ve ağıtlar yakmaya devam  edeceksiniz  kasketinizi hiç düşürmeden!!!       hemde cümbür cemat!!!!papyonlu gerzekler cumhuriyetim benim!!!! tuvalette  smokin le hacet  gideren                                                                                                                                               uzay         çağının    la manchalı SON KİŞOTLARI!!!şekil şemayille makaklık  mertebesine layık görülmüş polyannacı     KIRO MAGNONLAR!!! botokslu ra ziyeler  ve sürmeli recailer ülkesi benim!                bizi  rezil eden         DİN DEĞİL ucuz  hayaller kumpanyasının eşekleri olmamızdır!!! -kolaycı     , taklit, zahmetsiz, kopyacı uyanıklığa talim eden-  onursu z  neslimizdir!! Çin de afyon ülkesiydi, müslüman değildi sevinmeyin    cicoşlarım,şimdi batının efendisi!!!!   Bırakın din mazohizmini ve  tasmalı köpekliği de tabi !!!                          Bizi  Atatürkçülük geri bırakmıştır, din değil, Atatürk birkurucu  ve  kurtarıcıdır,  reformist ve devrimci değil, o işi gençliğe bırakmıştır          zaten, yeni nesillere, öyleyse suç kimin, bizim!! Atatürk lede kafa bulmayın LAİK MÜRTECİLER!!!!


İMPARATORLUKTAN BAŞKA BİR ŞEY BİLMEYEN TOPLUM KÜMES HAYVANI OLDU İLK KEZ!!!!! OSMANLI GERİ KALDIĞI İÇİN YIKILMADI TIPKI HİTLER GİBİ KAYBETMEYE MAHKUMDU O, RUSYA DA DA ÇARLIK SONA ERDİ VE DÜNYAYA SÖZ BİRLİĞİ ETMİŞCESİNE HRİSTİYAN LİGİ HAKİM OLDU, , SORUN BUYDU, ÇİN, TÜRKLER, ARAP, RUS VE İNGİLİZ KADİM ULUSLARDIR DÜNYADA VE BİR DE DİĞERLERİDİR ARTIK! !! MÜSLÜMAN GÜÇ YOK EDİLDİ DÜNYADA, OSMANLILAR YANİ, YERİNE İKAME EDİLEN T.C KOMİKÇİ DÜKKANI OLMAYA MAHKUMDU, ÜSTELİK BATININ PRANGASI VURULDU AYAĞINA, KÖSTEK YANİ!!! ATATÜRKÇÜLÜĞÜN ŞANSI SIFIRDI AMA KİME ANLATIRSIN, ATI ALAN ÜSKÜDAR'I ÇOKTAN GEÇTİ!!!! BİR ŞARKIYIZ BİZ ARTIK, KİMSEYE ETMEM ŞİKAYET, AĞLARIM BEN HALİME!!! ATATÜRKÇÜLÜK BU AÇIDAN BİR GERİCİLİKTİR MAALESEF!!!



tamamda ertuğrul denen adam kim, hümanist mizantrop, şark zennesi yani, biri için şu kişi türkiyedir deme yetkisi verilen kişiye bakacaksın ,baldırbacak gazetecisi bir zottirik derse bu lafı, denen kişinin itibarı sıfırlanır,ben olsam bunu diyen adama sana ne kıro/magnon çavuşum benim için konuşma hakkını nereden buluyorsun derdim, çünkü bu laftan sonra kadir inanır daha çok itibar kaybedecek, seni korumaya kalkan köpek - sana layık olmalı-!!! manukyan ın yılmaz güney demokrat adamdı, bana uğrardı demesi gibi bir şey bu!!! ne konuştuğuna değil, senin için kimler konuşmaya kalkışıyor ona bakacaksın!!! algı şu, ertuğrul=kadir. biri iyi niyetli bir aktör, diğeri şapkadan kadın vücudu biçiminde viski şişesi çıkarabilecek tıynette bir sığır!!! demek ki kadir puantajı tutturamamış bir adam ne yazık ki, kasnak boşa dönmüş!!!...kazanmak için kaybetmeyi göze alacaksın, yoksa pembe külot giymek zevklerim arasındadır deyip, mc donalds da kokoreç yiyen adamla tefekkür nikahı kıyarsan sonun feci olabilir!!! ertuğrul kimesnesi bir şarlo'tan dır satirik bir durum!!




Ceza o kadar yararsız bir çözüm dür ki, şöyle düşünün, adam 5 kişiyi öldürdü diyelim, cezası idam olsun, peki 5 milyon kişiyi öldürdü diyelim, gene idam. başka bir çözüm üretemeyiz!... Yani bütün cezalar anlamsızdır ve adaletsizdir sonuçta, örneğimiz bunu kanıtlar!!!.. Çözüm, sosyal ve ekonomik bağların koordineli biçimde geliştirilmesi ve sorunların sıfırlanması çabası içinde olmak için çalışmaktır. Ama zaten o kadar şiddet bağımlısı ve iki yüzlü ve AHLAKSIZ bir toplumuz ki, KADIN ERKEK! utanmadan söz birliği etmişçesine cezaların artmasını veya idamı talep ediyoruz. Bu ahlaksız bir toplumun çözümden uzak anlayışı ve asla bir çözüm istemedeğinin de kanıtıdır . Kadın ve erkek bu toplumun bütün bireyleri cahil ve şiddete eğilimli idiot yığınlarıdır, gözlem yapın hayvanilik sınırlarını keşfetmeye yarar neler göreceksiniz!!! Bu anlayış içindeki toplumda her türlü istismar olacaktır, toplum iki yüzlü ve öncelikle kadın erkek bizzat kendisi ahlaksızdır ve, çözüm önerisi bunu belli ediyor inanın !
Cezadan başka bir şey üretemeyen bir toplum zaten çağdışı bir zihniyetin ürünü olup hayvani olanın ta kendisidir, kadınlarda bu sorunun asli faili ve bizzat müdahilidir, kesinlikle!!! Onlar başka gezegenden gelmedi kii!!!!



barbar batının ideolojisi                                                                                 ULTRAZOOİZM, süper hayvancılıktır !!!     hayvanlaşmış kadının     çocuğu eğer algıladıysa ki anlaması mümkün, bu kadına şiddetten başka bir şey bilmeyen sığırlara ders olsun , b u kadın ahlaksız değil insanlık dışı b ir piçtir, çocuğunun ebedi t travmasına yol açan ve zihin karışıklığıyla yaşamasına yol açan bir tür köpektir!!!!! psikolojiye göre duygusal travma görünür şiddetten daha yıkıcı , daha kalıcı ve kişiliği tahrip ed ici etkilere yol açar, bu anne olacak piçin çocuğu elinden alınmalıdır: Ayrıca b atı açık kerhane toplumudur, soysuzlar ligidir, insanlığın düşmanı ve soykırım koleksiyoneri b ir imansız köpek sürüsüdür, onu uygar kılan ! ! ! ! nükleer g ücüdür, doğu nükleer güce sahip olmalıdır, o zaman cennet ayağımıza gelecektir. çünkü batının sömüren       ve        s e mi r en     barbar,     sapkın ırkı ve soysuz kuşakları hizaya gelecektir ! !! ÖRNEK tüm dünyanın kocası olan TRUMP, fani dünyada ! sadece Kuzey Koreli nikris hastası b ir prensciğin KARISIDIR ! ! ! ! Çünkü KÜÇÜK PRENS'imiz füzelerle ölçüyor penisinin kapsama alanını!       darısı rabbimin             sanayi devriminden bu yana  yas     tutan  annelerin ve çocukların cehennemi           islam coğrafyasının kulağına küpe olsun !Bu  olayı hoş   karşılayan stokholm   sendrom undan mustarip, kişilik  yoksunu mahluklardır!!! KÖLENİN       ÖMRÜ EFENDİSİNİN BOKUNU ALKIŞLAMAKLA GEÇER!!!!   












sigara haram demek iltifattır ! sigara içenin ,hava kirliliğin den , çevre sorunlarından ,karbon salınımından, insani kıyametten, barıştan,hayvansev erlikten ,can lılar dün yası n dan söz etme hakkı yoktur. O ZOMBİDİR, DİNEN KAFİRDİR; DİNSİZLERE GÖRE İNSAN TÜRÜNÜ N DÜŞMANI ANTROPOLOJİK BİR SAPMA BİR FRANKEŞTAYN; BEŞERİ BİR CANİDİR! İNSAN S OYU NUN DÜŞMANI; GELECEK KUŞAKLARIN CİNAİ BİR FAİLİ, BİR SOYKIRAN, BİR KATİLDİR!!! sigara içen kadın anneyse b ir ahlaksız, çocuk düşmanı bir vampirella, sigara içen baba kendi soyunun düşmanı bir KABİL bir ahlaksız, bir bebek katilidir. SİGARA HARAM DEMEK İKİYÜZLÜLÜKTÜR; MUHAMMED EFENDİMİZE GÖRE KÖTÜ OLAN VE SADECE KENDİNE DEĞİL BAŞKASINA DA ZARAR VEREN HER KİŞİ MÜSLİM DE OLSA YERİ ----CEHENNEMDİR






 !! ! !-------








galilelik tek ç özüm!!!!! yorumu kaldırmadım değmez her zamanki gibi, bütün pa ylaşımlar depolanıyor Furat yorma ken dini, yeni bir şey söylemiyorum, hepsinin kaynağı var, hepsi mevcut, hakaret değil, hayal kırıklığıdır olan biten. Söylenenlerin tamamı google'da mevcut. Onu da listeye ekle! Sanaliteyi, soyutlamayı ,düşünceyi tehdit gören zihniyet rekorunuda ele geçirm eliyiz!!! Düşünceden çok ö ncelikle önyargı vardır budünyada, kılıf yan i !!!!!!! Ayrıca yorumların tümünü silerim sana mahsus değil. b ir tane bul o sözü sarfet!!! CUMHURİYETÇİ OLAN BENİM; köylü Türkün efendisidir değil mi, Türküm doğruyum çalışkanım, değil mi, hayatta en hakiki mürşit ilimdir değil mi, hangi ilkeler hayata geçti, hayata geçenler nedir onu sormak amacımız, söylenenlerin amacı bu doğrultuya duyulan özlemdir!!! Sen bildiğini yap, eleştirinin, eleştirisinin eleştirisi de olmalıdır !!! Eleştirilmeyen toplum , düzen skolastiktir. Bu ülkede alenen küfür edilen kimler biliyorsun, Ağzının suyu akıyor o zaman … neden!!!!!! Madem nöbetçi Şerloksun,düşünce müfettişliğine soyunma, cinayeti, fiziki şiddeti, global -lokal terörle ilgilen işe yara bari!!! yorumu kaldırmak mümkün değil dedim, bütün paylaşımlar depolanıyor rahat olabilirsin, çünkü orda seni utandıracak daha neler var!!!!!! Bizler uyg ar l ığ ın öncüsü toplumların baş ın da geliyoruz g ibi... Beni haklı çıkardığın için teşekkürler, kitabın bir sayfasına bakıp hüküm veren meczup olmaktan kurtulamıyoruz çünkü!!! Sen batı normlarının oyuncağı bir Cumhuriyet peşindesin, saltık ''Türkiye Cumhuriyeti''nin peşinde olanları düşman sanman çok doğal!!!! Senden b unu bekliyoruz elbette!!!!! Yoksa düşünce ne i şe yarar ki!!! Sen çocuğunun önünde başka çocukla beraber olmayı çağdaşlıkzann adecek bir moron izmi hoş g örecek noktaya uzanıyorsun son uç ta, tartışmanın özü bu, çıktığı yerin konusu b u , özgürlük diğerinin özgürlüğünün başladığı noktaya k adar b i liyorsun, ebeveyn faşizmi ve çocuk felcini de hoşgördüğünüde ekle şikayetine!!!! Sarıldığın zırhı kullandığın yer, utanç verici !!!!





Terör bu ülkeye                   Suriye' den servis ediliyor, Esad ülkesini savunmuyor,                           terör istasyonu olma           hakkın ı  korumaya       çalışıyor, çünkü o  sayede   çıkar sağlıyor.   Oya                                                         Baydar,     sıcak odasında           kar       yağarken kucağın da   kedisini seven  ve     doğrucu davut pozlarında,    ucuz bir korkunç  yengelik tasladığını bilmeyen bir     HARF CİNİ !!!!!!  orda    soykırım                                                    koleksiyoneri    süper güçlerin ne işi var diye soramaz, altına  işemek gibi    sorunsalı  olan konulara       parfüm sürer ancak,  dişine gelir! sorunlarda da  kişneyen bir hanımefendi elbette,    tatlı su balığı türünden bir aydın profili,    bon    pour l'orient!



redingot               f aşi    zmi,                g üz el l i k yarışmaları         geçmişin  carite ve  köle pazarlarınınversiyonudur, kapitalıimzme uyarlanmış g örsel varyantlarıdın ve kadına şideet,              h içe sayma  ların ön hazırlığıdır




sayın Arşak Palabıyıkyan, ece ayhan oku kendini geliştirir nöbetçi muhafız olmaktan kurtulursun, odtü seni kolbaşılık için almadı, çarpmayan elektriği bulur umuduyla kabul etti ama haklısın rektörün bile devrimci pavlikasıdır burası dedi!!! teknoloji üssüdür diyemedi, senin Son Kişot'un. çünkü Rize de tahta Ferrari yarışlarını organize etmekle meşgul, o okulu bırak, bişey bulsan da uçağın düşer yas tutar annen!!!! ama bu yorumu da sileceğim az sonra odtülü birinden hatıra kalması feci bir şey , teknoloji değil sidik yarıştırıyorlar, ilim değil, siyaset bezirganı mübarekler!!! yahu bi çıkrık yapın bari,çıkardığı müzik mest ediyorda !!!! kağnı yapın yahu suriye de işe yarar, orda ne işimiz var diye, soykırım koleksiyoneri ab abd ve süper güçlerin kanatları altında -işte burada mazlum T.C yi- kıskaç altında tutanlara, terör ihracatçılarının hamisi olacağına, sayın Palabıyıkyan !!!!




babasının feri katil olduğu bir adam kırk yıldır terörden mustarip bir ülkede suriyenin terör taşeronu bir üs olduğunu bilmiyor, amet ister ki gariban millet bubi tuzağıyla geberip gitsin, aziz nesin de vatan millet sakarya puştluğuyla heykeli dikilsin, ametde geviş getiren bir soytarı, avrupa mültecisi bi r dalkavuk olarak memlekete döneceği günü beklesin, amet heykelin dikilmeyecek yavrum, obez olduğun için giderleri karşılamıyor Çölemerik belediyesi, vaden gelince nalları dik ve arada sırada öt!!! terör le yatıp kalkan türkiyeyi hayal etmektende vazgeç, bak popon o kadar büyüdü ki rahatlıktan esip gürlüyorsun beleşe!! osuruk gazı mucidi amedim benim!!!terör olsa obez değil kılıç ali paşa gibi veremli olurdun be fıçı filozofu!!, rahat kıçına batmasın yavaş ol, tatlı su balığı toriğim, taraskonlu tartarin şebeği, şişko menşeviğim benim, nesli tükendi ama ametcim dodo kuşu gibi gaklıyor hala!!!amet sana kara b irhaberim var, aziz buba n ölmedi, unutuldu b ee. .., biraz vites değiştir,gevişi bırak,denişik bişeyler ye iç ve her zamanki gibi sıç!!!!! millet çoktan inovasyon filan diyor sen hala bubanın ahırında otlayan bir 32dişli alligatorsun lan !!! oku b iraz, 2 kere 2 d ört demekten beynin lapa olmuş senin!!!suratında lagos balığı g ibi yana doğru büyümüş, kadavran işe yarayacak üzülme ametcim!!! bu haliyle düşünebilen bir kıro magnon!!! eşin menendin yok yahu !!!! bak bu uyarıları buban bile yapmadı sana, eferün beni tekdir ettğin için, hala akıl tasın yerinde ya, boşver gerisini!!! amet nesin, neyse nesin be , evet yaşadı, valla yaşadı, ben şahidim yahu!!!! aaa kitapların varmış senin be ,aa isimlerine baktımda sana acıdım amet, b ir an önce şöbiyet olmak ve çok satmak için adlarını bile imansızca ve soytarıca koymuşsun yahu, NE KADAR SALLARSAN SALLA ha!!! vay entelektüel amet vay ,valla ben de sen in gibiyim be, onun için bu kadar zahmete katlanıyom, ve diyom ki DONA DÜŞER SON DAMLA! ikimizde filozofuz elhamdülillah ama anlayan yok, osun len, anlaşılan adam sığırdır!!! kaldır kadehi! kalkmadı...






SONGÜN
İnsanoğlu neden kendi alanının dışındaki bazı şeyleri deliliğin edimlerine yorar veya yolunu yordamını şaşırmak ya da verim sağlayamayacağı alanlarda koşturmak olarak algılar... Cavendish kimdir merak ederim, Cartagena'ya tan vakti düşen ışığın, önündeki aydan, kütle çekim yasası uyarınca bükülerek geçtiğini, karadeliğin devasa yıldızların sönüp gitmiş bir közü olduğunu, dönen gezegenlerin, yörüngesinin de döndüğünü elden geldiğince bilmeye çalışırım. Manyetik giysileri bulgulayıp başardığımızda, tekstil sanayiinin, tilki postuyla örtündüğümüz çağların bir süreğeni olduğunun anlaşılmasını, içimizde ürettiğimiz elektriğin ledleri yakacağı günleri, mevsimleri dilediğimizce değiştirebilmeyi, sanal ormanlar değil, üç vakte kadar koru cennetleri yaratabilmeyi, beslenme ile mide ilişkisini sonlandırmayı, söz hünerlerinin bir yetenek değil kişisel uğraşlara evrilmesini, felsefenin tinsel doyumlara yol açan bir edim olmasını ve tanrıyla birebir konuşulmasını özlüyor ve bekliyorum. Kutülamare'de ölenleri diriltmeyi ve eski bir dille yeni bir şey yazılamayacağını da öğrenmeyi umuyorum.
İnsanın evrende oluşturulabilen bir varlık olmasını, canlıların boşluğun gerdanlığı olduğunu, ilahi mekanizmanın, maddenin kendi iç dinamiği ve denetimi olabileceğinin anlaşılmasını ve hemoglobin yasalarının değişmesini de istiyorum. Ölümsüzlüğün ölümde olduğunun anlaşılmasını dileyerek, kaderci bir yaklaşımında tutsağı olduğumun bilinmesini düşlüyorum. Primitif arzuların eşiğinde ve kavranılmaz evrenin kışkırtıcılığında gizemli yolculuklar hep sürsün istiyorum. Daracık odada düşlerimle baş başa, pencereden dışarı baktığımda sonsuz çeşitliliği görüyor ve düşlerin sınırsız değil, sabah serinliğinde odama sızan ot kokusunun yansımasında, bildik gerçeklerin buyruğunda cirit atan başı bozuk -kimyevi partiküller- olduğunu anlıyor ve elem dolu gözlerle boşluğa bakarak, gerçeğin kozmikomik türevleriyle oyalandığımı anlıyor ve alabildiğine kendime acıyorum artık... Bir ot bile olamayacaksın sen!..
Yaşamak ya da sanat bir deney, bir arayış, sorularla dolu bir bekleyiştir sonuçta, uygarlık yarattığı erkin tutsağı olmaktan kurtulduğunda, birbirimize düşmekten uzaklaştığımızda, kuyularımızdan çıktığımızda, yaşadığımız çağların ilkel dürtüler eşliğinde sürüp giden bir yoksunluk olduğunu anlayacağız, insanlık henüz kendini tanımaya çalışmakta, büyük boşluklardan korkuyor ve uçurumlarında iç çekerek yarattığı tanrılara sığınmayı bir ödeşkenin bileşenleri sanıyor, oysa evrenin bir parçası, bir süs, bir matruşka o, varoluşsal bir hologramda kendi kendini yok etmesi, ötekilere saldırması, onu alabildiğine gülünç kılıyor ve hala anne sütüyle besleniyor o!.. Ne zor şeymiş uçsuz bucaksız yeryüzünü paylaşmak, ne zor şeymiş, okyanusların üzerine dizilmiş çadırlarda tanrılara tapınmak, ne zor şeymiş karınca diyarının yaratılmışlarını barındırmak ve minicik tanrılarımız, annelerimizi göz yaşlarından arındırmak... Şeytan mıyız biz, cin miyiz, her birimiz birer katil ve Kan-su Gavri'nin elçileri miyiz!..
Biz düşüncelerimizin esiriyiz. Bizim tüm birikimlerimiz, inançlarımız, dinimiz, bilimimiz, ilmimiz ve alışkanlıklarımız, her tür us dışı, beceri dolu, yetenek gösterilerimiz, hayranlık veren edimlerimiz, yaşamsal verilerimizin, düşünsel sistemlerimizin, dünya, deniz ve topraklar karşısındaki tavırlarımızla oluşturduğumuz verilerden ve geçmişte ve şimdinin oluşturmakta olduğu göstergelerden kaynaklanıyor. Yanardağların patlayışı ve volkanların aleviyle, seller ve depremlerle, ulumalar ve kükremelerle içimize ürkü girdi bizim, cehennemimizi onlara benzettik, çünkü yüzyıllar boyunca onlara yenildik, tufanlarımızla insani ve etik davranışlarımıza yön verdik, Sodom ve Gomore'yi alev toplarının emrine verdik, dinimiz, inancımız, bilim ve düşlerle dolu sanrılarımız bu görsellerin eşliğinde oluşan sayfalara dönüştü...
Kitabı kutsal saydık çünkü o bizim geçmişimizin resmiydi, ona bakarak geçmişimizi öğreniyorduk. Sonunda nükleer topları icat ettik, henüz kültürümüzü değiştirmedik ama bir yüz yıl sonra Hiroşima ve Nagazaki için efsanelerimiz, Natziler için düş kıran söylenlerimiz ve peygamberler toprağı Eden yarımadası için nice yeni mesellerimiz bekliyor bizi kapıda, Buffalo Bill araya girecektir elbette, Antarktika için kim bilir neler uyduracağız, yeni Amerika oraları olacaktır belki de, o zaman cennet, soğuk sular ve denizler altında yüzen sonsuz çeşitlilikte varlıklar olacaktır bu kez, ama zaman kalırsa, Mars'ın ötesine, yeni ve başka dünyaların düşlerine kapılmazsak, yeni tanrılarımızın oluşması için vakitte olacaktır kısacası, yeni söylencelerimizin oluşması için vakit var. Düşünce eylemden sonra gelir, düşündüğümüz için doğmayız, doğduğumuz için düşünürüz, ne ki gerçekte tümüyle bir düşünceyiz biz, her şey, hepimiz...
Taş devri, maden devri, tunç, bronz, demir çağları, volkanlar, tufanlar ve doğa felaketlerine göre oluşturduk tanrılarımızı biz, kuyruk sokumunda başlangıcımızın izleri var, ellerimiz pençelerimizin gölgeleri... Geleceğin dini ve tanrıları, atom altı parçacıkların, nötronların, yüksüz dünyaların, açıklanmaz novaların, göksel protonların, nükleik vagonların, partikülden vatmanların, dijital vaatleri ve ayetleriyle dolu olacak bizim. Tanrılarımız hologramda bir bir canlanacak ve sizinle birebir görüşmelerde bulunacak. Gelecekte şimdiki tanrılarımız müzelerde yer alacak, tıpkı geçmişteki tanrılarımız gibi... Adem ve Havva sanal bir söylentinin, yüzyıllara hükmeden Nuh-u Nebileri olarak size el sallayacak, tanrılarınız biçim ve ruh değiştirecek, inançlarınız sonsuzca yenilenecek, şimdiki alışkanlıklarınızın totemleri, muska ve varyeteleri ortadan kalktığında, cennet ve cehennem; genlerinize sinmiş pagan çağların korku ve vaatleri olduğu anlaşıldığında, geleceğimiz, yeni kıyametler tasarlayıp gönüllerinize yine esenlikler bağışlayacak, tıpkı çoktanrılı dönemlere gülümseyerek bakmamız gibi, şimdiki tanrılarınıza gelecekteki bizler gülümseyecek ve geçmişteki ilkel uygarlıkların primitif canlıları olarak, şaşırtıcı ve trajikomik bulunacak ve arkanızdan göz yaşı dökeniniz bile olmayacak ne yazık ki...
Sizin tanrılarınız yarattığınız ve sahip olduğunuz uygarlıkların ürünüdür, yeni tanrılarınızda yarattığınız uygarlıkların ürünleri olacaktır. Siz var oldukça onlarda var olacak onlar sizinle değişecek ve siz yok olduğunuzda onlar evet yine var olacak, çünkü siz düşünüyor ve yargılar verebiliyorsunuz!..
Düşünce yoksa, tanrı neye yarar?.. Düşünce tanrının ötesindedir, düşünceyi yaratan tanrı olsa bile, düşünce tanrıyı kapsar, tanrı düşünceyi kapsar mı, iki kutup, orasını bilmemiz için yalnızca düşünceye gereksinimimiz var ne yazık ki... Düşünceyi kimin bağışladığı bile bir düşünceyse eğer...
Evrende her olay sui generistir, kendine özgü, devinim ve eylem yineleniyor olabilir, benzeridir evet ama her olay kendi olay ufkunun, kendi kozmik bahçesinin oluşturduğu bir yazgıdır. Yazgı; yazılım!..
Diyesim, sözü şuraya getirmek istiyorum, kutsal kitaplarda ya da kozmik varsayımlarda sözü edilen kıyamet -songün- hiç bir zaman gerçekleşmeyecektir. Evren tümüyle çökmeyecektir örneğin, bir yerde bir şey çöküyorsa, başka bir yerde başka bir şey oluşuyor, yükseliyordur devinimde...
Dünyada kıyamet kopuyor diyelim, nedenlerden biri güneşin sönmesi olduğunu düşünelim, güneş tüm gezegenlerin ve bizim sonumuzu getirdi diyelim, evrende bir nötron yığınına dönüşen milyonlarca yıldız var, her saniye kıyametler kopuyorsa, bize sıra geldiğinde bu yaşamın neden sonu olsun, o zamana dek kim bilir hangi yıldızlara konuk olacağız, kim bilir nerede varlıklar, tinler, tözler nereye göçmekte, nerde yer değiştirmekte, tanrısını göremeyen onun kullarını nasıl görsün!.. Yolun yarısına gelmeden Mars'a gidiyoruz biz, Mars'tan Kuiper kuşağına, oradan Samanyolu'nun dışına, başka yıldız yuvalarına ve başka komşularımıza, yalnız olduğumuzu düşünmek mutsuzluğumuzdur bizim, sonsuz kalabalıkların parçasıyız biz...
Belki de başka ve sönmüş bir gezegenin kıyametinden kaçmış yaratıklarızdır, altın sarısının içinde yaşadığımız bir planete konuk olmuşuz, burası metal yorgunluğuyla çökerek uluduğunda, omurgaları Süleyman'ın sütunları gibi yıkıldığında, gideceğimiz yere kültürümüzü de götüreceğiz doğallıkla ve bitip tükenmeyen bir kıyamet korkusuyla yaşayıp duracağız biz, ölümsüzlük bu korkuyu yenmemizi sağlamayacak, varlık ve yokluk ikilemi bizim vazgeçilmezimiz ve baş tacımızdır kaçınılmazlıkla...
Kıyamet korkusu, masallarımız, söylencelerimiz, ninnilerimizdir bizim. Gönüllü tasarımlarımız, tanrılarımız, büyücülerimiz, dehşet veren cadılarımız ve içgüdüsel korkularımız, tümünün dışa vurumu, yinelemenin eşiğinde durduğumuz sürece, Adem peygamberse, Havva ana tanrıçamızdır. Adem biricikti, kime yalvaçlık yaptı ki, biz onu yüceltiyoruz, sözün büyüsüne beleyerek, armağanlar veriyoruz, peygamberlik zanaatı, konuşmaya erdikten, yazı ortaya çıktıktan sonrasıysa, Adem ilk insan olabilir mi... Roma valisi ve Tibet laması değildi evet ama Adem konuşmayı bilmiyordu, cennetten kovulmuş, dili tutulmuştu bir kere... Çünkü insanoğlu son derece yetenekli ve edebiyat için, estetik ve akan zaman için, yaşayan bir kozmik bilinç o!..
Adem peygamber değil, bir sabıkalıydı gerçekte ve günahı Havva'nın üstüne yükleyerek, insanlığını gösterdi ve yeni bir düzen kurdu, şer'in üstüne, bu düzen değişmedikçe Habil ve Kabil savaşımı sürecektir. Bundandır ki gerçekte, kötülüğün türevleri ve saltanatını yıkmak için çabalıyordur tüm insanlık!..
Yaşam evrene açılan bir pencere... Elem verici konu, Çökilyas dağının yamaçlarında, gece yanan ışıklar altında, bir yunus balığı gibi kıvranan İsabey kasabasında, evlerin penceresi yok denecek kadar azdı, güneş sızardı odalara, hiç unutmam ışığın içinde tozdan bir dünya vardı sanki, kıpırdaşan, yüzen, uçuşan, dönüp duran iplikçikler, niçin bir mikro evren olmasın, şaşardım bunları içiyor, yutuyor muyuz biz diye... İçimizde onlar var belki de ve biz kendimizi bir şey sanıyoruz. Bir tozanız, bir tozan bizim gerçekliğimiz.
Bologna'da ortaçağdan kalan evler ve sokaklar varmış, bizde en eski yapı, yol, yolak, çeşme kaç yılları geçiyordur acaba... Çok üzülüyorum dünyamız ahvaline, biz neden böyleyiz; göçebeyiz, aydınlanma yaşamadık, pederşahiyiz, dinlerin kölesiyiz, hepsi saçma geliyor, bir adım ötemizde onca şey varken, Efes tapınağını görmüyor muyuz, Yedi uyurları bilmiyor muyuz, Selimiye'yi yedi ceddimiz yaşamadı mı?... Mimarimiz yok, estetik duygumuz sıfır bizim. Dağda, kırda herkes kendi evini yapıyor, 'Kırlangıç yapar yuvayı, çamur sıvayı sıvayı' . Doğuda sultan saraylarının erki, kaç yüzyıldır kedi köpek kulübeleri denli bir ziynet bile yapmıyor acaba!.. Neden şatolarımız yok bizim, neden bir sayınç ve hayranlıkla seyredeceğimiz evlerimiz yok, tahta ev yapmış çok tasalananlar geçmişte, yalnızca bir dünyayı küçümsemenin ve öbür tarafa borçlanmasız gitmenin görkemiyle açıklanamaz bu, reaya ne yapsın, 'Şalvarı şaltak Osmanlı, eyeri kaltak Osmanlı, ekende yok, biçende yok, yiyende ortak Osmanlı', Osmanlı'yı yerden yere vuran bir cehlin cennetine kim sığınmak ister ki, geçmişimizi aşağılarsak, bizi bekleyen karalar bağlamak mıdır, uyandığımızda yanımızda kimseleri bulamayabiliriz, size bıraktık dünyayı, kimsecikler olmasa da, kendinizi aşağılayacak kadar, insan sevmez, kadir bilmez, tanrı tanımaz mısınız bakalım yine de!..
Biz başkalarına bel bağlamayı alışkanlık haline getirmiş bir toplumuz, tanrı kültüne, batı kültürüne, el kapılarına... Bizim bel kemiğimiz yok mu, kim layık gördü bizi bu tutsaklığa; öncelikle kendimiz!.. Kulluk diye tutturmuşuz, kölelikten evrilme bir sözcüğe sevdalanmışız, öznesine sıkı sıkıya bağlı bir oyuncağı sonsuza dek taşıyan, deliliğin edimleriyle oyalanan bir varsayımın görünmez prangasına, dünyaya gelip de bir kalem oynatmayan, bir fidan sulamayan, bir emeği üretmeyen, var oluşun çayırlarında, panayırlarında ter akıtmayan, bir verime katılmayan, bir pergelin kadranıyla oynamayan bizden değildir. Tanrı tapınmamızı değil, el ele olmamızı, kendisine yardımcı olmamızı istiyor, kul değil adı üstünde insan arıyor ve gerçekte yerini onlara terk etmeye hazırlanıyordur. Amaçsız, değişkesiz, ufuksuz, sonuçsuz ve sürgit yenilenmesiz bir varoluş biçiminin ne anlamı var, sığlık ve durağanlık karanlığın şarkısıdır, 'Her şey değişip akmada, bu hal beni hayran bırakmada!..'
Yaşanılanlara, olmuş ve olacak olanlara bakın, tasımlayıp, düşleyin, kolaylıkla duyumsanıyor bu döngü, görünüyor, tanrının işini kolaylaştırmayanlar, ona sığınarak, tembelliğin yamaçlarında uyuklayan onu yadsıyan kurnazlardır. ... Kederimizin Efendisi penceresiz kör evlerde büyüsünler diye yaratmadı bizi, kim ki onun kulu duyumsuyordur kendini, yaşamı ve rabbini yadsıyor, hiçliyordur, biz ona bağlanmayı değil, ona sığınmayı değil, ona layık olabilmeyi, onun katına çıkabilmeyi, varabilmeyi başarmalıyız, buda insanı ve onun var ettiği dünyada sürüp giden yaşamı yüceltmekle olasıdır, gerçekte tanrı bizden bir şey istemiyor, yarattığı insanı yüceltmeyi ve var ettiği yaşamın hakkını vermemizi istiyor, o zaman ki biz ona layık olacağız ve o bizimle belki gurur duyabilecektir artık, ona sığınmak, bizim suçumuz ve onu aramak, bizim en büyük günahımızdır. Kutsanacak bir şey varsa yaşamdır ve tapılacak biri varsa insandır. İnsanı eziyor, hiçliyor ve böylelikle tanrıyı sürgit yadsıyoruz biz. Tapınmak günahlarımızı çoğaltıyor, sığınmak acılarımızı artırıyor ve onu aramak iki yüzlülüğümüzün kanıtına, utanmazlığımızın ve kurnazlığımızın onulmaz acımasızlığına dönüşüyor artık. Alışkanlıklarda değişir, biz tanrının 'gölgesini' çiğnemeyi bırakmalı ve ona, yaratana kin duyan kahredici ve pişman edici, göz yaşlarıyla dolu yaratıklar olmaktan kurtulmalı, kurtulabilmeliyiz...
Tanrı ne demek istedi kutsal kitaplarda...
Onun kutsal kitabı evren...
Ve o soruyor, düşünmekle ne yapmak isteyebilir ki insan?..




**************************

O kitap okumaya başlamıştı hvapur hareket etm eden önce
musa geldi isa takdis etti  musa artık ayrı muzevi yarı Yahudi dedi
karadan y ürüyerek denize vapura geldi asa vesaire
çok zekisiniz, ancak gelişiminiz durursa aniden komik bir figür haline gelirsiniz, hayat daha büyüktür.alkış kölelik sisteminin zarif bir tezahürüdür
eleceğin dünyasında inşalar öldürülecekhitler haklı çıktıafrika parya ve serfler topluluğu olacak          en iyiler abd ve asya da en üst sınıf mars ta yaaşyacakhattopluca öldüürlecekler gerekirseta mars ın sömürgesi olacak dünya işsiz sınıf en kalabalık sınıf olacak  işsiz kölelertopluca öldüürlecekler gerekirse anlaşıldı tavuk çifliklerindeki tavuklar gibi davranacaklar insanlara insan atıl varlık olacak gereksiz üzt insan siber yuttaş ya da sınıf yaşayacak
yaşamakta annlam değiştirecek tabi
işsizle doğrudan cennete gidecekler simülasyonlarla en az bir yıl sümülasyon yaşamı sürcekler cennet te saacaklar kendilerini oysa ölü olacaklar birer
ama bune gerek duyuluşa tabi yoksa ölüm en eacımasızından onları bekliyor oalcak

palyatifizm ajanı, yıldızlar karanlık tünelden elmas parıltıları gibi göklerden dökülünce aydınlandım o an

düşünce geliştikçe iyilik ve kötülükte ona paralel olarak gelişir, bir şey değişmaz yani, insanın biricik yazgısı budur, bunu değiştirmelidir.




CORONAinsanların   kutsanmış kederlere  gereksinimi var, korkularına alışmak, ölümü arzulamak, hatta  özlemek,      öbür dünya provaları yapmak gibi genlerine  işlemiş dürtüleri var. dağınık gölgelerin ısıttığı güneşin öğleden sonralarında, vurulmuş bir kartal gibi  çırpınan  bayrakların altında sabahlamak, savaşlar icat etmek,        ölüleriyle  sohbet ederek günahlarından arınma çabaları, borcun ve borsanın oyunlarıyla zaman geçirmek,  dünya g ailleriyleoyalanmak,  kendini esarete v er mek,                         açl ı ğ ı ve                              tokluğu tamak ya da  denem ek, düşlerin peşinde              b aşl adığı  yere dönmek gibi tutuk uları olan tuhaf  bir mahluk, alabildiğine garip bir      hayvan o...




















 

VIII / Türkân

Saf ırk olamaz, eğer Adem ve Havva'dan geldiğimize inanıyorsanız, yok,  Darwin amcamıza tapıyorsanız gene olamaz, çünkü o evrildiğimizi söylüyor, evrilmiş ve yedi yıldıza dağılmışız. Kökümüz bir ama, rengimiz, dilimiz, dinimiz farklı, çünkü kültürlerimiz farklı. Bizi ayıran el ve ayaklarımız değil, düş evimiz, o da değil, içindekiler!..

Güney Amerika'nın bukalemunu Borneo’dakine benzemiyor, kutup ayısı Hindistan’dakine, hiçbirimiz saf değiliz ama insanız ortak yönümüz bu…

Bu durumda Türk'ü nasıl tanımlamak gerekir. Bir toplumun, dünya odeonunda bir kimlik edinebilmiş toplumun özellikleri şu; Bir, diğerlerinden dili farklı olacak, iki, kültürü farklı özellikler taşıyacak, üç, inançları benzerleri olsa da, bir öbek oluşturacak ve o öbeğin oymağından olacak. İslam veya Hıristiyan gibi örneğin. Dört, coğrafyası olacak, ön Asya da yaşar, Hindustanîdir ya da Afrikandır gibi... Bir Mısırlı için İngiliz toprağında oturur denemez yani. Buna benzer başka özellikler de vardır ama temel unsurlar ve olay ufkunun belirgin sınırları neredeyse bunlar...

Konuya girecek olursak, bizim padişahlar Türk değildi diye, batı sömürgeciliğinin uzantısı rentuistik (kiralık) görüşlerimiz var. Bu görüşler o kadar sığ ve çok ki, sağır ve dilsizleştirilmiş bir toplumun engin yorgunluğu bunlar diyebiliriz…

Konuyu nereden sürdürelim, Polonyalı büyükbabası yüzünden, Nazım Prusyalıdır demeliyiz o zaman, Einstein Museviydi, bu atom bombasının bulgunu, bilimsel münafık olma talihsizliğiyle suçlanabilen bilim adamı, Alman değil demek ki, yetmez Amerikalıda değil, oysa yukarıdaki kategorilere göre o Amerikalı sayılmalıdır artık ve öyle ama!..

Nabokov Rus ama Swing’in ülkesinden, orada yaşıyor, doğru Nabokov İngilizce yazıyor. Bu örneklerin artmasına gerek yok, Romanoflar, Habsburglar, Frank ve İngiliz kraliyetleri tarih boyunca birbirinden kız alıp verdiler. Kimse Deli Petro Afrikalı, Elizabeth Portekizli bir çandırın kızı, Sezar bülbül besleyen bir hahamın oğluydu demiyor. Bizim köyün adı İsabey, kuşkuluyum ben, İsa Eboli’de durdu ama bu köye de uğramıştır diye, öyküler methettim kuşkularım üstüne!..

Bu insangiller, ülkesinin katıksız yurttaşları sayılıyor ama bizim bilisizlik ve ülkesini ileriye taşıyacağım derken uçuruma sürükleyen haimatloslarımıza göre ne padişahlar Türk, ne de Buhara diyarında yaşamış Ömer Hayyam, bakın burada çelişki de var, İngilizce yazan her yazar, Nabokov gibi İngiliz olmayabilir, yurtlağında İngilizce, dahası ay üstünde İngilizce yazan insanlar var, bizde Erje Ayden var, Amerikalı ama Türk yazar olduğunu söylüyor, çünkü Türki kültürün ağır bastığı bir şey yazarsanız, Türksünüzdür doğallıkla...

Konu karışık değil, ağır basma ve kendini nasıl tanımladığınla, tanımlandığınla ilgili... Padişahlar Türk değil demek, 600 yıl bu toprakları koruyup, elden geldiğince yüceltip, 1919 da yıkılmaya yüz tutmuş bir uygarlığı yadsımak olur… Negatif kompleks değil, beyin yoklağanlığı demek gerekir ne yazık ki... Örneği de yok, Osmanlıyı savunmak başka, yiğidin hakkını Oğuz’a vermek başka, İngilizler İskoç kraliçesi Mary Stuart'ın başını taçsız bıraktı, tarihte erk kavgasında başı kesilmiş kadın yok bu topraklarda, bir Antuvanet'ide yok, Mikat sınırlarından önce ihrama girip giyotine tevlit olmuş bir nisası da yok!..  Bir şeyi kötülemek için emsallerine de bakacaksınız, insanlığın alfabesiyle uğraşmak çok acı!.. Osmanoflar yıkıldı evet, hangi imparatorluk yıkılmadı ki dünden bugüne, 1900 imparatorluk çağlarının bitiş tarihi. İlanı 1917, 1923 de olabilir. Öyleyse Osmanlıyı eğretileyeceğinize, Ruslar, ötekiler yıkıldığı halde yükselirken, siz neden bu hallere düştünüz Fanus-u Jiyal’e bakacaksınız. Gerekçeleriniz kof ve idiotik, Ruslar ve Almanlar 1945 e kadar birbirine peşrev çekti, taş taş üstünde bırakmadı, peki siz neden hala viranesiniz. Ne deseniz boş, olağan şüpheliyiz hepimiz, bize bir şeyler olmuş, redingot değil, frakta değil, huni giydirmişlerdir belki de bize...

Konuyu değiştirip bugüne gelelim, bakın neden geri kalıyoruz biz...

(Her gün 4 sayfa boş bulmaca sayfası verip, çeyrek sütun bilim sanat teknoloji sayfası ayırmayan, küfrün baş harflerini gazeteye adını veren basının, uzaktan kumanda ve kuşkusuz yurtsever köşe yazgaçlarına göre, padişahlar Türk değilmiş ha, yabancı kadınlarla evliymiş, bu bellek zehirlenmesine uğramış zatlar, Romanofları, Habsburgları, Kingdom ve Frenkleri incelemiyor mu, dünyanın bütün imparatorlukları birbiriyle gerdeğe giriyor deyim yerindeyse, prenses alıp veriyor, bu alelusul bir barış paktı yerine geçiyor belki de, bir hoşgörüye dönüşüyor, bu manipülasyon tacirleri ve yurtlak simsarlarına göre, Musevi Marks, Alman olamaz, Einstein Amerikalı değil, Danimarka'dan göç eden Germenik Saksonlar, İngiliz olamaz ve biz inanın Türk olamayız, Polonyalı paşanın evlatçığı Nazım'ı da yurtttaşlıktan çıkardınız, hapse atıp, ömrünü çaldınız aziz yurtseverlerim…

Şunu bilmeliyiz, bu kadar skolastik düş evine sahipsek, bu moronistik bakışlara denebilir ki, iki yüze yakın ülke arasında, ortanın sonuna doğru demir atmışız biz yüz yıldır, sözün kırbacıyla gelebildiğimiz yer bu, bu beyin kurbanlığı insanlarla, gardırop gurbetçisi sakatatlarla daha ne kadar oyalanacaklar, düşlerimiz dağlanacak ve iflah olmayacağız bu hurafelerle ne yazık ki!.. Çözüm başka kültürlerin kuyrukçuluğu değil, kendiniz olmaya ant içmeniz, eşsiz Nazım ve şiirle felsefeyi içselleştiren Yunus’un meftunu olmak ne yazık ki! Çünkü sonuç ortada, biz makus talihli bir terör cumhuriyetiyiz ve çocuklar bu ülkeden kaçmanın yollarını arıyor iç güdüsel olarak, bu fason ulusalcılık, yapsatçı, karaborsacı, komisyoncu bir dünyadaşlık ne yazık ki…

Türk olmak anayla babayla olur mu... Her kim ki, bu toprağın kültürünü, dilini ve sosyal gerçekliğini yüceltme çabası içindedir, teknoloji, ilmi ve bilimi için canını dişine takar Türk odur. Cenin artığı değil!.. Bütün dünyada böyledir bu!.. Türklük, nüfus kaydı değil, birikimin, sosyal, teknolojik katkıların, geleneklerin ve geleceğe yığdığın ve senin yarattığın, göz alıcı kültür lokomotifi olmanın adıdır.

Padişahlar Türk değil, biz etrakı bidrakız... Kayı boyundan Osman Gazi Türk değil de, eşi görülmedik bir ahmaklığın duayeni, rivayetler kahramanı Lennieler mi Türk!..

Anarşizan bir özgürlük içindeyiz biz, komediyle yaşıyoruz her anlamda, alaysama, satirik bir yaklaşım, temel sayılır her konuda, kanımıza işlemiş. İnsana yakışır bir tek haber yok basında, burası Teksas, burası Mozambik, burası Burkina Faso’yla kıyaslansın yeter diyenler için. Bunlar batının misyoner uşakları, sizi fistanla, donla, eşarpla, Madonna'nın jartiyeri, Liberace’ın esprileriyle oyalıyorlar ve -narin dilinizi- satıyor, Polyannacılık oynuyorsunuz ve sonuçta siz bir elemanısınız kölecil dünyamızın, siz başkasının mallarının satış ve rekolte kurbanısınız, deneği, kobayı, envanteri ve iş güç hamalı klonlarısınız. Bir adınız yok. Sıra gecesinin portföyü, alım satım endeksleri, gelir grubundan bir zavallı, bir kategorisiniz siz!.. Yükselen dövizin sizi aşağılamak olduğunu bilecek, onunla varsıl olmaya çalışan bir sömürgesiniz ve iflah olmayacaksınız, hem de yüz yıldır, başkaları aya giderken, siz ay falı açıyorsunuz evciklerinizde gün boyu, hepiniz toplaşıyor, boş gözlerle bakışıyorsunuz yirmi dört saat!..

Kütüphanedeki kitaplara bunları okudun mu diye fars gözüyle bakan, ama ömründe eşyalara verdiği parayı, çocuğundan esirgeyen maymunlarsınız!..

O zaman padişahlarınız Türk değil elbette!..

Hiç kimseler, bu kadar gericil ve emsallerinin basamaklarında gözü kalmış bir sürünün günahını üstüne alacak kadar bonkör olamaz!.. Sürç-ü lisan ettikse affola!..