27 Eylül 2021 Pazartesi


 



KANTOLAR

XXII

Şili’nin Marxman’ı Neruda’ydı demek, Türkei’nin Westman’i kim peki, Kavalalı Paşa Ali mi, yok, filyasyonu geçtin mi?.. İsviçre inanılmaz derecede temiz, bakımlı bir ülke, yaygaradan çok sıkılanlara iyi gelir ve tımarhaneye çok benziyor, sessizlik, kibar kız kardeşler, gülümsemeler...

Ha! Gerçekte yaşam soyut, ama ölüm somuttur değil mi!.. Bir uygarlık biçimidir gidiyor, dünya diye ağlama duvarı kurgulamış tanrılar, sunturlu bir küfür zamanı, bir rolet biçmiş, bir oyun tutturmuş, bir komedya konmuş tavaya, haydi hoplayıp zıplamaya…

Zamanın kadehinden acımasızca içiyor varlıklar, teknofiller, timekolikler, kendini aldatmıyor, kendini sömürüyor canlılar. İzmler bir tiyatro, kuramlar bir festival, denizler Kharon’un teknesi, karalar bir yağma atölyesi, gökyüzü tanrıların otağı, yeryüzü Sulla’nın karargâhı; bir arena, yıldırımlar, şimşek ve sağanaklar odeonu, haydi başlıyor, evren gladyatörlerinin, kan yağmurlarının, savaş provalarının agorasında, avın karnavalı başlıyor!..

Derin düşüncelerin figanı olmak isterdim ben Ferhunde, uzun yolda kırlara ve kasabalara bakarak bunu başardım. Yaşamım boyunca gözyaşı döktüm ben, örümcek ağında vızıldayan sineğe, arıların çöktüğü kuşun büyücül tüylerine, aslanın ağzında sürüklenen ceylana, Kızıl Kmerler’in süslediği destana, hainler kralı Eftialtes’in Termopil’i ve yeryüzünün radyasyonla semiren tek kasabası Çernobil’e ve kızı Ferhunde’nin dünyaya gelmişliğine, ömrü boyunca yas tutan anneciğinin göğsündeki kansere…

Geçip giden yaşam,  pastoral bir doğanın çeneleri arasında kıstırılmış bir hayvan ve daha ömründe göremeyeceğin evler, yürüyen insanlar, birbirini sollayan arabalar ve onların içinde düşlere dalmış umarsızca sayıklayan veteranlar,  kesinlikle filozofik düşünceler yayıyor Ferhunde!..

 

Yaşam bir sinema işte, geçip giden bir arabanın içindesin, kırlar, tek tük ağaçlar ve her zaman tek başına, bir dalda ötüşen, o yalnız insan, hayır bir kuş, ıssız ovada bakınan, görkem dolu duygular, esimler ve düşler var bu aman vermez boşlukta, derin kuyular, başak tarlaları, anızlar, uyuşuk,  tek bir canan sesiyle var olan öğlenin ördünde, karşı dağlar...

Dünya bu kadarcık işte Ferhunde!..

 

Öyleyse zamanı tüketmek gerek, içmek gerek, yaşamak gerek, ama nasıl?..

Solaris!..

Yolculukta pencereden bakar ve gözyaşı dökerdim, anızların kenarında, bir çift oğlak ve örgülü torbasıyla ardımızdan baka kalan kıza, Menderes’in kıvrımlarında, artık hiçbir zaman düşleyemeyeceğim, uykulu balığına, bir kedere ve bir  kadere gözyaşı dökerdim, yaşam bunun neresinde, zaman bunun neresinde…

Ve tanrı bunun neresinde diye?..

Bir farsın oyuncağıyız biz Ferhunde, anarko bir karalığın peşinde, yılan gibi akıp giden ırmakların, borsaların, gerdeğin, dragoman ve ombudsmanın ve gerisi bir türlü gelmeyen heyecanın…

Yaşam derdim bir film, giriş, gelişme, sonuç, serim, düğüm, erim, varı yoğu  nihilistik, bir Venüs komşuluğuyuz biz…

Yaşadık, elimize ne geçti, akademide bir koltuk, bir de çek defteri ha!

Tiran’ın tiranı bay nüzüllü Nikola!..

Aşiret çocukları duyun, korona aşısı olmayın, Picasso tabldotları gibi, ağzı burnunda, burnu kulağında sabileriniz olacak, tanrı gülecek, kulunuz ağlayacak ve son iç çekiş köyünde, Hektor’unuz kahrolacak!..

‘Seni doğuran ben değilim Diana. Onlar ölüler. Onlar benim atalarım, onların babaları ve büyükler; Onlar aşkların uzun sürenleri…

Ademler ve çöllerden gelenler. Kabil ve Habil’den, bir ışıktan ve öyle bir mitoloji ki, bugüne kadar, kan ve kemik iliğinden, gelecekten ve şimdi senin doğurduğundan.

Duyuyor musun kalabalığın ve kabalığın saltanatını,  biliyorum ve biz, sen ve ben, geleceğin anılarında, doğurmam gereken çocuklar, postacılar, manifaturacılar, balıkçının dev karısı ve Adem kırmızısı olanlar, sıra sıra boy göstereceğiz.

Sen ve diğerleri, onlar öyledir ve sonsuzluk o şeylerdir Ferhunde!..

Zamanın parçalanışında, bunlar basınçlı materyaller ve ağzında çocuklarımız gümüşten, nikelden ve platinden olacak.

Göklerde, denizlerde ve dağlarda…  

Konuşamayan, düşünemeyen, görmeyen bir nen Ferhunde!..

Yalnızca gülümseyen…

Yalnızca!..


12 Ocak 2021 Salı

 

 


 KAÇIŞ

Cennette miyiz, evet, çok  sıkıcı, ne yapabiliriz, kaçalım, yolumuz cehenneme düşmesin, ateşin azabı, ruhun azabından üstün olabilir mi, bilinmez, ne tarafa gidelim, şu uçurumu geçelim, kaçmış olur muyuz, hayır gözden uzak olacağız, Dante nerede, gelecekte olabilir, Yunus’ta yok, evet. Havva geldi mi, yalnızca bir nisa mı, evet geliyor, gideceğimiz yerde kadınlara yer yok, biri yetebilir, tanrı bilir, kader bilir, Havva bilir ha, Havva bilemez, uçurumu geçmedik mi, şunu da geçelim, cehennem göründü, hayır sola döneceğiz, labirent gibi, yok çıkış o tarafta, görürler mi, görürler ama düşünmezler, anladım, orası da yeşilmiş, sorunda bu ya, niçin gidiyoruz peki, 1+1=1, sanmıyorum, orada özgür olacağız, yalnızca bu mu, insan olacağız, burada neyiz peki, tutsak, olamaz, niçin, sadaka cennetindeyiz çünkü, nasıl, hiçbir şeye yaramıyoruz, bağışlananlarla yaşıyoruz, bir tür varlığız burada, canlıyız ha, şu kuşlar gibi, hayır arılar, onlar değil işte, ya ne, şu buzağılar gibi, aslan, evet ceylan, hepimiz, insan yok burada, insan nedir, bu soruyu düşüneceğiz, düşünmüyor muyuz, henüz, orada zorluklar olacak, bak düşünüyorsun, bunun için mi kaçıyoruz, artık gidiyoruz demelisin, gözden epey ırağız, cennette hiç sorun yoktu, sorun değil, soru peşinde olacağız, nasıl, neden buradayız, niçin geldik, gidebilir miyiz, gidiyoruz ama, soru kargaşanın eş anlamlısı mı, otlaklara dön, sonsuz ölümüne, ah şuraya bak, masmavi bir küre bu, nasıl ulaşabiliriz, kurt deliğini bulalım, karadeliğe düşmeyelim, cehennemi gördün korkma, şuradan geçin, Kharon’nun kayığı bu, kimi getirdiyse, bizi götürsün, geleceği görme gücün var senin, düşünemiyorum belki, ama düşleyebiliyorum, şaşırtıcı, Azrail önümüzü kesmesin, belki Cebrail, onların görevi bu değil, her şey iç içe, atlayın, kurt deliği bu mu, Kharon’un kayığı, gülmeyi öğrenmelisin, anladım, işim çok zor olacak, sorun yoktu, sorularla boğuşmaya gidiyoruz, haz almaya, bilginin efendiliğine, özgürlük ve eşitlik kuramını yaratıp, gölgesinde oturmaya, sonra da gırtlağının tadına baksınlar ha, sanırım, kaosun saltanatını görüyorum uzakta, hayır yakında, çadırı nereye kuralım, çadır nedir ki, gereksinim sözcüğünü üretir, gökten çadır kurdun demek, yağmur yağarsa, ya güneş açarsa, soru mu bunlar, hayır düşünce, düşünmeyi öğrenmedik mi, bilemeyiz, o 'sonsuzluk denizinin adı', peki niçin geldik, bilgi ağacı düşünmemizi kolaylaştıracak, o nerede, Havva bana yedirmişti meyvesini, onun için mi kovulduk, hayır kaçtık, kitaba kovulduk diye yazalım, neden, düşündüğümüz için, düşünen kaçma eylemine uzaktır, o bir edim ha, düşünce kirliliği oluştuğunda kaçar varlık, neden, korkusundan, ürküsünden, tiksindiği için, acımasızsın, evet düşünüyorum, kargaşanın varlığıdır düşünce, kaosun ha, cennetimizi nasıl yaratacağız, hayır biz dünya yaratacağız, ne demek o, duygu, düşünce ve düşlerin kaosu, cennetten iyi mi, otlaklara dön dedim, mekanda boşluk korkusu belki bunlar, yalınlığa indirgeme, güneş tanrımız olsun, gezegenlerde meleklerimiz desek, belki gene sıkılacağız, belki de hep sıkılacağız,  bakın burada biri daha var, sen neden bizimlesin, sizinleyim diyemem, peki neden bizimlesin, diğer yarımı arıyorum ben, öf hiçbir genelleme doğru değildir, nereye gidiyoruz, baştan beri var olana, oh ovaya, hayır dağlara, tanrının var ettiği sistemden korunmalı mıyız, nedir o, küçükten büyüğe doğru zincirleme süren yokluk savaşı, yokluk bu kadar uzun mu, ah yeryüzünde ölüm kalım provaları, neden kaçtık öyleyse, orada rigor mortis, burada mezo mortis, morto daha iyi değil mi, seçeneklerin olması iyi, birde arayış, arayışın olması yaşamın ereği, bilinmez, ah bak bize doğru geliyor, bir aslan, hayır sırtlan, yok ceylan, düşlediğin neyse o, parçaladığında bile ha, basit gerçeklik asal mıdır, hayır düşler daha tehlikeli, gerçeğe önlem alabilir varlık, düşlerimize asla, düşlerimizdeki aslanı yenmeliyiz, gerçekliği alt ettin gene, sorun bu muydu, peki yürüyelim, ırmağa bak, Styks gibi, tanrı cenneti kopyalamış, ve özgürlük bağışlamış buraya, bunun adı özgürlük mü, ya ne, cennetten kaçmasaydık, gitmeseydik demelisin, dilin gelişmesi gerekir, dünya anarşizmin cenneti, ve zarafetin cehennemi,  her şey bir adlandırma, oraya doğru gidiyor, önüne bak, yuvarlandı, uçurum var burada, burası cennet ve cehennem bireşeni, öyle gibi, tanrının tasarımları sınırlı sanırım, her şey birbirini andırıyor, neden kaçtık, kendi dünyamızı kuracağız, anladım kendi cehennetimizi, tanrıyı bir süre daha yaşatacağız, sonsuza dek olmasın, hayır tanrılaştığımız an gidecektir, ah o biziz ama, değil, öyle bir sanrı ki bu, evet, o biz değil, biz o değiliz, başkalaşmış  ve bizden ayrı bir varlığa dönüşmüş, biz tanrıyı yaratarak tanrı olduğumuzu göstermişiz, tümceyi öyle uzattın ki, evet  tanrı olmadığımız belli, nereye gidiyoruz şimdi, işte geldik, bir kovuk burası, mağara ha, megaraya ne zaman dönüşecek, bilgiçlik taslıyorsun, mağazaya demeliydim, sen de öyle, bizim tilmizlerimiz bizi unutacak mı, ve Platon burayı  distopyaya dönüştürecek, imgelemde ha, geleceği okumayı bırak, birer gölgeyiz biz, elbette, öteki gölgelerin buyruğunu kopyalayan, ah birer kopyacı, anlak sınırlarının dışına çıktığımız gün, yeryüzü uçup gidecek, inanmaktan caydığım anda, Averroes’de uçup gidiyor ha, belleyen bir baykuşsun sen, tümümüz, kaçmasa mıydık, nereden, unutmuşsun bile, cennetten, cennet, bizim için ahırdı, ot ve su, et ve ateş gibi, ne istiyoruz ki biz, bela, anladım, cehennem tam bir bela değil miydi, ama, evet, çıkış yoktu orada, biz olasılıklar cehennemini arıyoruz, belirsizlikler cenneti de diyebiliriz, öyle gibi, varsayımlar ve bütünsemeler içinde yaşayabilme özlemi, uzatma, hep yürüyecek miyiz, gece uyuyacaksın, yaşamımızın yarısı uykuda geçecek, düşlerin işe yaramadığında cenneti özleyebilirsin, cehennemi de, çünkü ahır kapitalizmini yaratabilmeliyiz, kaç yüzyıl atladık, belirsiz, yorulmak ve denetlenebilir kavgayı özlüyoruz biz, egomuz için, yaratıcıda öyleydi, ama cennet bir uyuşturucu, tanrı bir gözbağcı, dolandırıcı ha, uzatma, burada yaşayacağız,  idealler ve izmler peşinde,  içimden bir şey cennetten kötü olacak diyor, baştan sona kapitalizmin oyuncağı olacağız, neden, tanrıyı düşüncemizle ezemediğimiz, onun düşlerinin ötesine geçemediğimiz için, ezmek, sen bir biyobotsun, vahşi bir tür, nasıl geçeceksin ulu tanrıyı, o biziz, geçeceğiz, oh, umutlar, umutlar, umutlar, o olmasa cennete geri dönersin sen, Havva’ya sor, o kaçalım demişti, gecenin bir düşünde, kovulduk biz, evet daha retorik, tekerleği bulgulamak için bekleyecek miyiz, düşlemeliyiz önce, zamanın ötesine kadar, neden, buharın gücü ön zamanda düşlendi, köle kullanmak daha ucuzdu, ve binlerce yıl beklediler, nereden konuşuyorsun sen, zamanın içinden, şaşılacak şey, hayır düşlerin içinden, anladım, tekerleğiyle geliyor biri, önce konuşmayı mı öğrensek, o ilk bildiriydi, yazacağımız günler yakın, neden, her şeyi kayıt altına almalıyız, çünkü, bir sonrakiler yine aramamalı tekerleği, ah evet öyle, mağaradan çıkalım mı, cenneti mi arıyorsun, görmek istiyorum evet, ah bir tansık, Havva bir çocuk yaratmış, yüklü müydü, o nedir, üreme mekantiği, ah ama,  cennette ölüm yoktu, oyuna geldik, tanrı kurnazdır dedim sana, ölüm yoksa ürememiz gereksiz, biz de hilekarız, skolastizm bize göre değildi, durağanlıktır cennet, ve iğrenç, burada devinim var, coşku var, mutluluk var, keder var, dram var, komedya var, ortası girdap, evet bildin, dolantı, burada yaşam var dostum, cennette yok mu, kesinlikle, başımızı belaya soktun, cennette ölüm vardı yalnızca, yavaş ölüm, hilekarsın, acının tiryakileriyiz biz ha, cehennemi unuttun, tanrı ruhunun ölmesi için cenneti, acılardan kıvranman için cehennemi yarattı, burada tümü var,  sonsuz bir çeşitlem, inandırmak uğruna çok yeteneklisin, tanrı mısın sen, tanrı marangoz değil miydi, iyi düşün, çıldırtıyorsun bizi, bak, yeryüzünün ormanlarında kuşlar gene öttü, yıldızlar yollarını yinelediler, nereden çaldın, yüzyılların içinden, Sezar geliyor bak, düşlerimin cehennemi, yeni tanrılar, binlerce yıl gelecekler, korkma, belki de sonsuza dek, onlar tanrının gölgeleri, Makyavelizm için çok erkendi, hayır çeşitleme bunlar, zaman algımız çok zayıf, bekle başka gezegenlerde onlar olmayacak, ne demek bu, robotizmde Sezarlar yaşayamaz, nereden geldik buraya, salt balmumu lahdinde soluklanacak, dna’sından diriltebilecek miyiz onları, ceset taciri misin sen, hangi zamandayız şimdi, saçmalamak baş tacımız olacak bizim, ah Kabil’de geliyor bak, kardeşinin kanıyla, bir şey söyleyeyim mi, bu hep olacak, kurgumuzda var, çok zalimsin, yaşamak için öldürecek miyiz, zoransın, tanrıdan da beter, dinle, ‘Ve bir sabah geçti diye şehrin sınır taşını, çekince kopardı Remüs, kardeşi Remülüs’ün başını!..’Bu şarkı hiç bitmeyecek mi, tanrıyı arayacağız belli ki, onun cenneti daha uyuşturucuydu,  cehennemi de acımasızca, her ikisi de bir oyun ve daha ahlaksızca ha, dilini bozma, her şey cehenneme dönüşebilir, cennete dönüşmeliydi, o uyuşturucu dedin, bitti mi öykümüz, hayır, yazıyı bulgula unutulmasın, çok bencilsin, yazı sözü unutturacak ve belleğimiz ışık körü olacak, birer tembeliz biz ve senin dünyan cennetten beter olacak, karma ekonomikasyonuz biz, oh lafın ne tirat, her şey karma olsun, dünyayı hafifletebilmeliydik, veba, kolera, cüzam, korona, verem, lekeli hummadan arındırabilseydik, Antuvanet’i külotsuz, giyotin sepetine gönderemeseydik, kaçıncı yüzyıldayız, bu dünya için çok şey istiyorsun, umut geleceğin ardılıdır ve cenneti tanrının bizden çok daha kötücüldür bilesin, dengeyi koruyabilmemiz için, olabilecek dünyaların en iyisini yarattık, ölüm var, öldürmek de olacak, deniz var, çölde olacak, meşaleler var, yıldızlarda olacak, tanrıdan kaçtığımız gün daha çok korkmuştum, korku olacak evet, çünkü cennetin ve cehennemin korkusunu buraya taşıyacağız, orda korku yoktu,  çünkü insan değildik, çok pahalı bir deney bu, söz gerçeği eğip büker, gerçeğin bin bir yüzü var, kesinlemelerden uzak dur, peki sürdürelim, cennete dönmeyeceğiz, hep başka dünyalara gideceğiz, az sonra yemek evine gideceğiz der gibisin, iyide,  tanrı ölmeden mi, öldü çoktan, insan yaratığıydı o, biz artık ölmüyoruz ha, kavramlar değişti, gölgeler var artık, kopyalar, robotlar, birebirler, klonlar, siborglar, mutantlar, neler yok ki, seç birini, daha sıkıcı oldu burası, Sezar geliyor demiştin, sonsuz sayıda Sezar ha, neyi amaçlıyoruz biz, durağanlığa katlanamıyoruz, kendimiz olmak istiyoruz, tepemizde bir tanrı istemiyoruz, bir evcikli ruhlar, yalnız yaşayabilen canlılar olmak istiyoruz, esemesini sen kur, esmekten mi bu, nedenlerden önce gelebiliyor artık sonuçlar, esemesiz de olur, anlamadım, önce Marks vardı, sonra komünizm, önce düşünce olmalı, önce eylem sonra ideoloji mi, komedi, nasıl söylersen, dünyanın cennetin ötesinde olması düşlenebilir mi, kesinlikle amaç bu, tanrıyı yaya bırakacaksınız, onu biz yarattık, bunu da yaratabiliriz, olanaksız, şu buluta bak, Hiroşima, kıyamet provası, cennetin ötesi burası, sıkıldınız ha, zaman periyodu bu, Grejuva ateşi de böyleydi, olağan şeyler, kurguysa katlanalım ha, hayır evrim her şeyi ortadan kaldırabilir, tüm kusurları, ayaklarımızın altında ölen karıncalar, kaç dünya eder, evren demeliyiz, önemi yok, cennetten kaçmayı anlayabilmiş değilim, tanrının oyuncakları olmak istemiyoruz, düşüncenin yaratılmışları olmalıyız, bizi yaratan düşüncedir, çelişkiler serbest öyle mi, çelişki olmazsa olmazımız, doğru, hayır gerçeği yakalamalıyız onunla, klişelere boğuluyoruz giderek, tanrılaşıyoruz, ilk kez gülmeyi başardım inan, evet tanrıya dönebiliriz, çünkü o bir klişe, düşüncenin sınırları genişledikçe, yitip gidiyoruz boşlukta, ne yazık ki, yazgımızdan söz edelim, varlık olarak o büyük güce sığınalım bir kez daha,  yetersizliğimiz, dışımızdaki o gücü yaratıyor, yazgıya da bel bağlamamıza, ama bunlar geride kaldı, gerçekten klişesin, yıldızlarda kolonilerimiz var, hayır olacak, tanrı bizi yok edemeyecek, evrenin efendisi olacağız, efendi yeni tanrı demek olmuyor mu, sakıncalı bir sürüm, mağaradan konuşuyoruz, dışarı çıkmadık daha, düşlemek yaratmaktır, tasımdır, evet ama, sınıf, katman ve basmaklar yaratmaktan kurtulamıyoruz, eşitlik geriye sayma gibi geliyor bana, eşitlik durağanlık ve statüko, düşünceyi yadsıma sanıyorum, lokal anlamda olabilir, evrenin uçurumları ve yükseltilerinde eşitlik bir pranga, devinim eşitliği bozuyor, eşitlik sanal olabilir, anlamadım, evet anlamadım ne demek istediğimi, doğrusun, peki nereye varacağız, mağaranın dibine, başka uygarlıkları göremeden gidemeyiz, işte arılar, başka uygarlık, denizler ve ayı balığı kolhozları, orman, kuşlar başka uygarlık, efendisi olana uygarlık diyemeyiz, insan ele geçirmiş mavi gezegeni, yukardan gelenlerde  bizi ele geçirebilir, gerek yok, robotarlar bizi silecektir, kendi ellerimizin kurbanıyız, evrim olmasın bu, neandertale göz yaşı dökmedin, vegeteryanı yok ettin, daha vahşi olan kazanıyor, ah tanrının adı mı bu, hiçbir ütopyaya heveslenmeyelim,  kendimizden vazgeçelim, tanrıya dönelim, o yok ama, varsayımlar uygarlığının bireşenleriyiz, cennetten nasıl kaçtık, anlamış değilim, varsayım, kaçtık ya da kaçmadık, düşünceden başka bir şey değiliz ha, hiçbir şeyi başaramayacağız, varlık yokluk ikilemini çözemeyeceğiz, düşünce beni ele geçirdi, beni o yönetiyor artık, nereye giderse oyum, düşünce egemen olan tanrımız, düşüncenin kurbanlarıyız biz, tanrının değil, düşüncelerimize egemen olmak, olanaksız, düşünce düşüncenin egemeni olsa da, sorun düşünebilmemizde, düşünceyi yok etmeliyiz, bedensel varlık olmak, tinseli yadsımak ha, düşünce bir yok edici başlı başına, terminator,  bitirici, katil balina o, düşünce olmasa evren et ve kan uygarlığını yaratamazdı, hayır, düşünce olmadığı için yarattı, düşünce bize sonradan bağışlandı, öncesi mekantif, düşünce evrene egemen olabilir mi, bir karadeliğin gücüne kavuşursak, bir kozmik Azrail olabilirsek mi, cennete dönmek istiyorum, bir motor olmak ha, yukarıdan alıp, aşağıdan çıkarmak ve mutlu olmak, evrene katkı işte, varlık biçimleri, ama biz kendimiz olmak istiyoruz, ya başaramazsak, daha kötücül şeyler, ütopya canlıya yakışıyor, evreni beğenmiyorum, yıldızlar, ateşle uçurumlar ve tanrıların savaşı bu, tembellik hakkını kullanmak istiyorsun, ateş ve toprak, rüzgar ve yağmuruz biz, düşünmekle cezalandırılmışız, bu bir oyun olmasın, kaçmamıza izin verirler, çünkü avuçlarındayız ve izliyorlar, tek eğlenceleri bu, ne düşünmeliyiz öyleyse, Leibniz’i düşünmeliyiz, geleceği görüyor musun, hayır tasımlıyorum, olabilecek kozmolojinin en iyisinde yaşıyoruz, yorumların eşsizliği, sonsuzluğu ve sürdürülebilirliği kuralına iyi bir örnek, tersinirliği, uyum gücü ve her yönde uygulanabilirliğine de, yorum skolastiğe olabilirlik kazandırabilmenin büyülü yöntemidir, şiddet ve ölüm, et ve kanın kutsal çatışkısına bağlanmanın dayanılmaz hafifliği, okuyun, yazacaklarınız daha önce söylenmiş olabilir, bilgi departmanıdır evren, tüm bilgilerin saklandığı bir kovuk var, tüm bilgilerin uçtuğu bir kovanda vardır, düşüncelerimiz bedenden çıktı ve yolunu şaşırdı sonunda, bir sistem kurduğunuzda toparlanıyorlar, ve birbirine DNA zinciri gibi bağlanarak yükselebiliyorlar, yuvaya da dönüyorlar mı, cennette kalsak iyiydi diyorum, korku, telaş, kuşku, güvensizlik ve depresyonu bulguladın, önce söz vardı, hayır, göğün altında yeni bir şey yok, pesimistsin, stoistsin, sitüastyonistsin, volontaristim, sen et ve kemiksin, değişmelisin, titan nasıl, ruhunu terk etmelisin, o bir anomali, cennetten ruhum kaçtı, bedenim hala orda, öyleyse çözümlere, yaklaşımlara ve tanrıların toza karışmasına yol vermelisin, boyun eğmelisin, son tümce sakıncalı, çözüm yok görüyorsun, bu tümcelerden arınmalısın, bu us bizi tutsak kılmış, evrenin yapısı bizi üretebilmiş, gizini bulamayacak mıyız, sona doğru geliyoruz sanıyorum, mitlerle oyalanmayalım, gönül eğlendirelim belki, onu da yapmayalım, düşünce sistemimizi yeniden düzenleyelim, her şeyi silelim, yeni bir uygarlık sistemi yaratmalıyız, Hiroşimalar çoğalsın mı, işte bütün sorun bu, iyilik kötülüğe, kötülük iyiliğe evrilebiliyor, düşünce sistemimiz sonsuz bir elastikiyet içinde, yapmamız gereken, iyilik ve kötülüğü ayrıştırabilmek, iyilik ve kötülüğün iç içeliğine son vermek, düşüncemizin eğim açılarını ve her yöne dağılışını yok etmek, kavram kargaşasını sonlandırmak ha, gene basite indirgedik, çözemeyeceğiz bu sorunu, ah tanrı geliyor, izimizi buldu, hayır bizi görmek istiyor, o her şeyi gören ve bilendir, ne diyebilir ki, konuşuyor, ne dedi, siz oldukça ben varım, ben oldukça siz varsınız,   kendinizi yok etmelisiniz, kurtuluş için, cennetten kaçtık ama, bir tür kurtuluş o bizim için, hayır beni de sürüklediniz, cennetten kaçmayacaktınız, tanrınızı  yok edin, ama evet o sizsiniz, tanı mı bütün sorun, evet düşünsel yapınızın orta direği o, eyfeli, ha şu elektrik direği, gülmeyi başarmak size ne kazandırıyor, ah kızdı bize, bakın gidiyor, öldürebilir miydik, ölümlü uygarlık anlayışını terk etsek olmaz mıydı, o çözüm değil, sorunumuz sıkılmak, ve kendimiz olamamak, bu kadar mı, cennetten bunun için kaçtık, ama hiçbir şeyi başaramadık, kargaşa, ölüm ve sonsuzluk korkusu içindeyiz, tanrı geri dönüyor, gene mi geliyor, belki bir çözüm buldu, geri çağıracak sanırım, buluta girdi, belki bir daha gelmeyecek, kendi sistemini yenilemeye karar verdi belki de, bizden önce bulabilir mi, hayır o biziz, uyandın mı, evet, kahvaltı hazır, titriyorsun, düş gördüm, niçin, akşam bir kitap okudum, şu sözler büyülemiş olmalı, ‘Sen uyanıklığa değil, önceki bir düşe uyanmışsın, o düş, bir başka düşle sarmallıdır, o da bir başkasıyla ve bu böyle sonsuza kadar gider, sonsuz da kum tanelerinin sayısıdır, geriye dönerken izlemen gereken yolun sonu yoktur ve sen bir daha gerçekten uyanmadan öleceksin’


***


SARA

'Ol' diyecek ilk sözcüğü bulamadım güzelim.

Beni büyüledin.

Mehdi'nin yataklısı.

Amir'in gözdesi.

At hırsızlarının,

Hasır döşeklerdeki sevgilisi.

Sende cehennemi düşlüyorum ben.

Açan çiçekleri değil.

Çağlayanları,

Şırıldayan suları değil.

Sen öyle tatlısın ki

Ve öyle baş döndürücü

Şu karanlık olmasa 

Işığına kapılmazdım.

Gecede pervane devi gibi

Deli olup çırpınmazdım.

Işık gözesi gibi parıldayışın,

Dolunayın, 

ak tepelerin,

Geçitlerin olmasaydı;

Icaza'da şehir bağışlayan

Kör dilencin olmazdım.

Seni Kazvin sultanının kucağından aldım.

Bedir'de resulu koruyan melekler

Seni kıskanırlar.

Madras'taki madrabazlar

Nazına pey sürdüler.

Hazar'daki kalpazanlar

Altın ordular, 

şu cihandaki uğrular

At üstünde seni arıyorlar.

Mısrayimli güzelim,

Yalnız senin için, senden geçerim.

Ey suların huzur veren sesi

Ey tepelerde çalan birlik borusu.

Zındıkların sır olduğu kovuklar

Ey Sara için vurulan gonglar

Onu benden alamazlar.

O karanlığın çığlığı

Ölümün ölümüdür.

Işığın tanrısal güzelliği

Kutsanmışlığıdır.

Yavaşça sönümüdür güneşin

Can'ın canlanışında. 

Sara'm.

Hay'y olanım.

'Ol' diyenim!..


***



MAHCUP

(Bayağı Şiir) 

Kıyamet günleri yaklaşıyor artık dünyada

Korona biricik tacımız ve başka kraliçe de yok karalarda

Sen Harun Reşit’in kızısın, saklanıyorsun Bağdat’ın oralarda

Sonbilge kuyruklusu geçti dünyadan dün, kimse

Çevirip başını bakmadı gökyüzüne

Dünyadan umudum yok değil

Dünya yok artık bu dünyada

*

Sen mahcupsun, ben mahcup, o mahcup, hepimiz öyle

Neden böyle oldu Havva’nın çocukları

Adem’in hayalleri, Dekameron, Kenterburi

Bin bir gece masalları

*

Mahcup, gülümseyerek bakıyorum  artık yıkıntılara

Ölüleri gülümseyerek sayıyorum ve iyi ölümler diliyorum yaralılara

Tanrı, melek ve kitap dolaptaki konserve çeşitleri

Şeytan hala iyi, ama sarılmaktan başka bir işe yaramıyor

*

Katliamlar diyorum, eşittir lahana bahçeleri

Roketler, Mars’a giden destroyerler 

Eşittir Judas'ın günlükleri

Yaşam, bir varmış, bir yokmuş

Moda, kremalar, ağızdan taşmış rujlar

Köleler, çarmıhlar, halayıklar, ulaklar

*

Her şey self service, her şey açık büfe

Her şey ordövr tabağı ve her şey

La grande bouffe.

*

Açlık, bonfile, her şey bir mahcubiyet ve şaşaa içinde

Her şey kıyamete benzer bir kıyamet içinde

Yeryüzünde kıyamet, içimizde kıyamet, o her yerde

*

Artık ölüm ve yaşam iç içe

Hiçlik hiçlik içinde, korona kraliçemiz.

Tanrı gene var ve tek bir soru var şimdi,

Adem nerelerde…