23 Kasım 2021 Salı
27 Eylül 2021 Pazartesi
KANTOLAR
XXII
Şili’nin Marxman’ı Neruda’ydı demek, Türkei’nin
Westman’i kim peki, Kavalalı Paşa Ali mi, yok, filyasyonu geçtin mi?.. İsviçre
inanılmaz derecede temiz, bakımlı bir ülke, yaygaradan çok sıkılanlara iyi
gelir ve tımarhaneye çok benziyor, sessizlik, kibar kız kardeşler,
gülümsemeler...
Ha! Gerçekte yaşam soyut, ama ölüm somuttur değil mi!..
Bir uygarlık biçimidir gidiyor, dünya diye ağlama duvarı kurgulamış tanrılar,
sunturlu bir küfür zamanı, bir rolet biçmiş, bir oyun tutturmuş, bir komedya konmuş
tavaya, haydi hoplayıp zıplamaya…
Zamanın kadehinden acımasızca içiyor varlıklar, teknofiller, timekolikler, kendini aldatmıyor, kendini sömürüyor canlılar.
İzmler bir tiyatro, kuramlar bir festival, denizler Kharon’un teknesi, karalar
bir yağma atölyesi, gökyüzü tanrıların otağı, yeryüzü Sulla’nın karargâhı; bir arena,
yıldırımlar, şimşek ve sağanaklar odeonu, haydi başlıyor, evren gladyatörlerinin,
kan yağmurlarının, savaş provalarının agorasında, avın karnavalı başlıyor!..
Derin düşüncelerin figanı olmak isterdim ben Ferhunde,
uzun yolda kırlara ve kasabalara bakarak bunu başardım. Yaşamım boyunca gözyaşı
döktüm ben, örümcek ağında vızıldayan sineğe, arıların çöktüğü kuşun büyücül tüylerine,
aslanın ağzında sürüklenen ceylana, Kızıl Kmerler’in süslediği destana, hainler
kralı Eftialtes’in Termopil’i ve yeryüzünün radyasyonla semiren tek kasabası
Çernobil’e ve kızı Ferhunde’nin dünyaya gelmişliğine, ömrü boyunca yas tutan
anneciğinin göğsündeki kansere…
Geçip giden yaşam,
pastoral bir doğanın çeneleri arasında kıstırılmış bir hayvan ve daha
ömründe göremeyeceğin evler, yürüyen insanlar, birbirini sollayan arabalar ve
onların içinde düşlere dalmış umarsızca sayıklayan veteranlar, kesinlikle filozofik düşünceler yayıyor
Ferhunde!..
Yaşam bir sinema işte, geçip giden bir arabanın
içindesin, kırlar, tek tük ağaçlar ve her zaman tek başına, bir dalda ötüşen, o
yalnız insan, hayır bir kuş, ıssız ovada bakınan, görkem dolu duygular, esimler
ve düşler var bu aman vermez boşlukta, derin kuyular, başak tarlaları, anızlar,
uyuşuk, tek bir canan sesiyle var olan öğlenin
ördünde, karşı dağlar...
Dünya bu kadarcık işte Ferhunde!..
Öyleyse zamanı tüketmek gerek, içmek gerek, yaşamak
gerek, ama nasıl?..
Solaris!..
Yolculukta pencereden bakar ve gözyaşı dökerdim,
anızların kenarında, bir çift oğlak ve örgülü torbasıyla ardımızdan baka kalan
kıza, Menderes’in kıvrımlarında, artık hiçbir zaman düşleyemeyeceğim, uykulu balığına,
bir kedere ve bir kadere gözyaşı
dökerdim, yaşam bunun neresinde, zaman bunun neresinde…
Ve tanrı bunun neresinde diye?..
Bir farsın oyuncağıyız biz Ferhunde, anarko bir
karalığın peşinde, yılan gibi akıp giden ırmakların, borsaların, gerdeğin,
dragoman ve ombudsmanın ve gerisi bir türlü gelmeyen heyecanın…
Yaşam derdim bir film, giriş, gelişme, sonuç, serim,
düğüm, erim, varı yoğu nihilistik, bir
Venüs komşuluğuyuz biz…
Yaşadık, elimize ne geçti, akademide bir koltuk, bir
de çek defteri ha!
Tiran’ın tiranı bay nüzüllü Nikola!..
Aşiret çocukları duyun, korona aşısı olmayın, Picasso tabldotları
gibi, ağzı burnunda, burnu kulağında sabileriniz olacak, tanrı gülecek, kulunuz
ağlayacak ve son iç çekiş köyünde, Hektor’unuz kahrolacak!..
‘Seni doğuran ben değilim Diana. Onlar ölüler. Onlar
benim atalarım, onların babaları ve büyükler; Onlar aşkların uzun sürenleri…
Ademler ve çöllerden gelenler. Kabil ve Habil’den, bir
ışıktan ve öyle bir mitoloji ki, bugüne kadar, kan ve kemik iliğinden, gelecekten
ve şimdi senin doğurduğundan.
Duyuyor musun kalabalığın ve kabalığın saltanatını, biliyorum ve biz, sen ve ben, geleceğin anılarında,
doğurmam gereken çocuklar, postacılar, manifaturacılar, balıkçının dev karısı
ve Adem kırmızısı olanlar, sıra sıra boy göstereceğiz.
Sen ve diğerleri, onlar öyledir ve sonsuzluk o şeylerdir
Ferhunde!..
Zamanın parçalanışında, bunlar basınçlı materyaller ve
ağzında çocuklarımız gümüşten, nikelden ve platinden olacak.
Göklerde, denizlerde ve dağlarda…
Konuşamayan, düşünemeyen, görmeyen bir nen Ferhunde!..
Yalnızca gülümseyen…
Yalnızca!..
12 Ocak 2021 Salı
Cennette miyiz, evet, çok sıkıcı, ne yapabiliriz, kaçalım, yolumuz
cehenneme düşmesin, ateşin azabı, ruhun azabından üstün olabilir mi, bilinmez,
ne tarafa gidelim, şu uçurumu geçelim, kaçmış olur muyuz, hayır gözden uzak
olacağız, Dante nerede, gelecekte olabilir, Yunus’ta yok, evet. Havva geldi mi,
yalnızca bir nisa mı, evet geliyor, gideceğimiz yerde kadınlara yer yok, biri
yetebilir, tanrı bilir, kader bilir, Havva bilir ha, Havva bilemez, uçurumu
geçmedik mi, şunu da geçelim, cehennem göründü, hayır sola döneceğiz, labirent
gibi, yok çıkış o tarafta, görürler mi, görürler ama düşünmezler, anladım,
orası da yeşilmiş, sorunda bu ya, niçin gidiyoruz peki, 1+1=1, sanmıyorum,
orada özgür olacağız, yalnızca bu mu, insan olacağız, burada neyiz peki,
tutsak, olamaz, niçin, sadaka cennetindeyiz çünkü, nasıl, hiçbir şeye
yaramıyoruz, bağışlananlarla yaşıyoruz, bir tür varlığız burada, canlıyız ha,
şu kuşlar gibi, hayır arılar, onlar değil işte, ya ne, şu buzağılar gibi,
aslan, evet ceylan, hepimiz, insan yok burada, insan nedir, bu soruyu
düşüneceğiz, düşünmüyor muyuz, henüz, orada zorluklar olacak, bak düşünüyorsun,
bunun için mi kaçıyoruz, artık gidiyoruz demelisin, gözden epey ırağız,
cennette hiç sorun yoktu, sorun değil, soru peşinde olacağız, nasıl, neden
buradayız, niçin geldik, gidebilir miyiz, gidiyoruz ama, soru kargaşanın eş
anlamlısı mı, otlaklara dön, sonsuz ölümüne, ah şuraya bak, masmavi bir küre
bu, nasıl ulaşabiliriz, kurt deliğini bulalım, karadeliğe düşmeyelim, cehennemi
gördün korkma, şuradan geçin, Kharon’nun kayığı bu, kimi getirdiyse, bizi
götürsün, geleceği görme gücün var senin, düşünemiyorum belki, ama
düşleyebiliyorum, şaşırtıcı, Azrail önümüzü kesmesin, belki Cebrail, onların
görevi bu değil, her şey iç içe, atlayın, kurt deliği bu mu, Kharon’un kayığı,
gülmeyi öğrenmelisin, anladım, işim çok zor olacak, sorun yoktu, sorularla
boğuşmaya gidiyoruz, haz almaya, bilginin efendiliğine, özgürlük ve eşitlik
kuramını yaratıp, gölgesinde oturmaya, sonra da gırtlağının tadına baksınlar
ha, sanırım, kaosun saltanatını görüyorum uzakta, hayır yakında, çadırı nereye
kuralım, çadır nedir ki, gereksinim sözcüğünü üretir, gökten çadır kurdun demek,
yağmur yağarsa, ya güneş açarsa, soru mu bunlar, hayır düşünce, düşünmeyi öğrenmedik
mi, bilemeyiz, o 'sonsuzluk denizinin adı',
peki niçin geldik, bilgi ağacı düşünmemizi kolaylaştıracak, o nerede, Havva
bana yedirmişti meyvesini, onun için mi kovulduk, hayır kaçtık, kitaba kovulduk
diye yazalım, neden, düşündüğümüz için, düşünen kaçma eylemine uzaktır, o bir
edim ha, düşünce kirliliği oluştuğunda kaçar varlık, neden, korkusundan,
ürküsünden, tiksindiği için, acımasızsın, evet düşünüyorum, kargaşanın
varlığıdır düşünce, kaosun ha, cennetimizi nasıl yaratacağız, hayır biz dünya
yaratacağız, ne demek o, duygu, düşünce ve düşlerin kaosu, cennetten iyi mi,
otlaklara dön dedim, mekanda boşluk korkusu belki bunlar, yalınlığa indirgeme,
güneş tanrımız olsun, gezegenlerde meleklerimiz desek, belki gene sıkılacağız,
belki de hep sıkılacağız, bakın burada
biri daha var, sen neden bizimlesin, sizinleyim diyemem, peki neden bizimlesin,
diğer yarımı arıyorum ben, öf hiçbir genelleme doğru değildir, nereye
gidiyoruz, baştan beri var olana, oh ovaya, hayır dağlara, tanrının var ettiği
sistemden korunmalı mıyız, nedir o, küçükten büyüğe doğru zincirleme süren
yokluk savaşı, yokluk bu kadar uzun mu, ah yeryüzünde ölüm kalım provaları,
neden kaçtık öyleyse, orada rigor mortis, burada mezo mortis, morto daha iyi
değil mi, seçeneklerin olması iyi, birde arayış, arayışın olması yaşamın ereği,
bilinmez, ah bak bize doğru geliyor, bir aslan, hayır sırtlan, yok ceylan,
düşlediğin neyse o, parçaladığında bile ha, basit gerçeklik asal mıdır, hayır
düşler daha tehlikeli, gerçeğe önlem alabilir varlık, düşlerimize asla,
düşlerimizdeki aslanı yenmeliyiz, gerçekliği alt ettin gene, sorun bu muydu,
peki yürüyelim, ırmağa bak, Styks gibi, tanrı cenneti kopyalamış, ve özgürlük
bağışlamış buraya, bunun adı özgürlük mü, ya ne, cennetten kaçmasaydık,
gitmeseydik demelisin, dilin gelişmesi gerekir, dünya anarşizmin cenneti, ve
zarafetin cehennemi, her şey bir adlandırma,
oraya doğru gidiyor, önüne bak, yuvarlandı, uçurum var burada, burası cennet ve
cehennem bireşeni, öyle gibi, tanrının tasarımları sınırlı sanırım, her şey
birbirini andırıyor, neden kaçtık, kendi dünyamızı kuracağız, anladım kendi
cehennetimizi, tanrıyı bir süre daha yaşatacağız, sonsuza dek olmasın, hayır
tanrılaştığımız an gidecektir, ah o biziz ama, değil, öyle bir sanrı ki bu,
evet, o biz değil, biz o değiliz, başkalaşmış
ve bizden ayrı bir varlığa dönüşmüş, biz tanrıyı yaratarak tanrı
olduğumuzu göstermişiz, tümceyi öyle uzattın ki, evet tanrı olmadığımız belli, nereye gidiyoruz
şimdi, işte geldik, bir kovuk burası, mağara ha, megaraya ne zaman dönüşecek,
bilgiçlik taslıyorsun, mağazaya demeliydim, sen de öyle, bizim tilmizlerimiz
bizi unutacak mı, ve Platon burayı
distopyaya dönüştürecek, imgelemde ha, geleceği okumayı bırak, birer
gölgeyiz biz, elbette, öteki gölgelerin buyruğunu kopyalayan, ah birer kopyacı,
anlak sınırlarının dışına çıktığımız gün, yeryüzü uçup gidecek, inanmaktan
caydığım anda, Averroes’de uçup gidiyor ha, belleyen bir baykuşsun sen, tümümüz,
kaçmasa mıydık, nereden, unutmuşsun bile, cennetten, cennet, bizim için ahırdı,
ot ve su, et ve ateş gibi, ne istiyoruz ki biz, bela, anladım, cehennem tam bir
bela değil miydi, ama, evet, çıkış yoktu orada, biz olasılıklar cehennemini
arıyoruz, belirsizlikler cenneti de diyebiliriz, öyle gibi, varsayımlar ve bütünsemeler
içinde yaşayabilme özlemi, uzatma, hep yürüyecek miyiz, gece uyuyacaksın,
yaşamımızın yarısı uykuda geçecek, düşlerin işe yaramadığında cenneti
özleyebilirsin, cehennemi de, çünkü ahır kapitalizmini yaratabilmeliyiz, kaç
yüzyıl atladık, belirsiz, yorulmak ve denetlenebilir kavgayı özlüyoruz biz, egomuz
için, yaratıcıda öyleydi, ama cennet bir uyuşturucu, tanrı bir gözbağcı,
dolandırıcı ha, uzatma, burada yaşayacağız,
idealler ve izmler peşinde,
içimden bir şey cennetten kötü olacak diyor, baştan sona kapitalizmin
oyuncağı olacağız, neden, tanrıyı düşüncemizle ezemediğimiz, onun düşlerinin
ötesine geçemediğimiz için, ezmek, sen bir biyobotsun, vahşi bir tür, nasıl
geçeceksin ulu tanrıyı, o biziz, geçeceğiz, oh, umutlar, umutlar, umutlar, o
olmasa cennete geri dönersin sen, Havva’ya sor, o kaçalım demişti, gecenin bir
düşünde, kovulduk biz, evet daha retorik, tekerleği bulgulamak için bekleyecek
miyiz, düşlemeliyiz önce, zamanın ötesine kadar, neden, buharın gücü ön zamanda
düşlendi, köle kullanmak daha ucuzdu, ve binlerce yıl beklediler, nereden
konuşuyorsun sen, zamanın içinden, şaşılacak şey, hayır düşlerin içinden,
anladım, tekerleğiyle geliyor biri, önce konuşmayı mı öğrensek, o ilk
bildiriydi, yazacağımız günler yakın, neden, her şeyi kayıt altına almalıyız, çünkü,
bir sonrakiler yine aramamalı tekerleği, ah evet öyle, mağaradan çıkalım mı,
cenneti mi arıyorsun, görmek istiyorum evet, ah bir tansık, Havva bir çocuk
yaratmış, yüklü müydü, o nedir, üreme mekantiği, ah ama, cennette ölüm yoktu, oyuna geldik, tanrı kurnazdır
dedim sana, ölüm yoksa ürememiz gereksiz, biz de hilekarız, skolastizm bize
göre değildi, durağanlıktır cennet, ve iğrenç, burada devinim var, coşku var,
mutluluk var, keder var, dram var, komedya var, ortası girdap, evet bildin, dolantı,
burada yaşam var dostum, cennette yok mu, kesinlikle, başımızı belaya soktun, cennette
ölüm vardı yalnızca, yavaş ölüm, hilekarsın, acının tiryakileriyiz biz ha,
cehennemi unuttun, tanrı ruhunun ölmesi için cenneti, acılardan kıvranman için
cehennemi yarattı, burada tümü var,
sonsuz bir çeşitlem, inandırmak uğruna çok yeteneklisin, tanrı mısın
sen, tanrı marangoz değil miydi, iyi düşün, çıldırtıyorsun bizi, bak,
yeryüzünün ormanlarında kuşlar gene öttü, yıldızlar yollarını yinelediler,
nereden çaldın, yüzyılların içinden, Sezar geliyor bak, düşlerimin cehennemi, yeni
tanrılar, binlerce yıl gelecekler, korkma, belki de sonsuza dek, onlar tanrının
gölgeleri, Makyavelizm için çok erkendi, hayır çeşitleme bunlar, zaman algımız
çok zayıf, bekle başka gezegenlerde onlar olmayacak, ne demek bu, robotizmde
Sezarlar yaşayamaz, nereden geldik buraya, salt balmumu lahdinde soluklanacak,
dna’sından diriltebilecek miyiz onları, ceset taciri misin sen, hangi zamandayız
şimdi, saçmalamak baş tacımız olacak bizim, ah Kabil’de geliyor bak, kardeşinin
kanıyla, bir şey söyleyeyim mi, bu hep olacak, kurgumuzda var, çok zalimsin, yaşamak
için öldürecek miyiz, zoransın, tanrıdan da beter, dinle, ‘Ve bir sabah geçti diye şehrin sınır taşını, çekince kopardı Remüs,
kardeşi Remülüs’ün başını!..’Bu şarkı hiç bitmeyecek mi, tanrıyı arayacağız
belli ki, onun cenneti daha uyuşturucuydu,
cehennemi de acımasızca, her ikisi de bir oyun ve daha ahlaksızca ha,
dilini bozma, her şey cehenneme dönüşebilir, cennete dönüşmeliydi, o uyuşturucu
dedin, bitti mi öykümüz, hayır, yazıyı bulgula unutulmasın, çok bencilsin, yazı
sözü unutturacak ve belleğimiz ışık körü olacak, birer tembeliz biz ve senin
dünyan cennetten beter olacak, karma ekonomikasyonuz biz, oh lafın ne tirat,
her şey karma olsun, dünyayı hafifletebilmeliydik, veba, kolera, cüzam, korona,
verem, lekeli hummadan arındırabilseydik, Antuvanet’i külotsuz, giyotin
sepetine gönderemeseydik, kaçıncı yüzyıldayız, bu dünya için çok şey istiyorsun,
umut geleceğin ardılıdır ve cenneti tanrının bizden çok daha kötücüldür
bilesin, dengeyi koruyabilmemiz için, olabilecek dünyaların en iyisini
yarattık, ölüm var, öldürmek de olacak, deniz var, çölde olacak, meşaleler var,
yıldızlarda olacak, tanrıdan kaçtığımız gün daha çok korkmuştum, korku olacak
evet, çünkü cennetin ve cehennemin korkusunu buraya taşıyacağız, orda korku yoktu,
çünkü insan değildik, çok pahalı bir
deney bu, söz gerçeği eğip büker, gerçeğin bin bir yüzü var, kesinlemelerden
uzak dur, peki sürdürelim, cennete dönmeyeceğiz, hep başka dünyalara gideceğiz,
az sonra yemek evine gideceğiz der gibisin, iyide, tanrı ölmeden mi, öldü çoktan, insan
yaratığıydı o, biz artık ölmüyoruz ha, kavramlar değişti, gölgeler var artık,
kopyalar, robotlar, birebirler, klonlar, siborglar, mutantlar, neler yok ki,
seç birini, daha sıkıcı oldu burası, Sezar geliyor demiştin, sonsuz sayıda
Sezar ha, neyi amaçlıyoruz biz, durağanlığa katlanamıyoruz, kendimiz olmak
istiyoruz, tepemizde bir tanrı istemiyoruz, bir evcikli ruhlar, yalnız
yaşayabilen canlılar olmak istiyoruz, esemesini sen kur, esmekten mi bu, nedenlerden
önce gelebiliyor artık sonuçlar, esemesiz de olur, anlamadım, önce Marks vardı,
sonra komünizm, önce düşünce olmalı, önce eylem sonra ideoloji mi, komedi,
nasıl söylersen, dünyanın cennetin ötesinde olması düşlenebilir mi, kesinlikle
amaç bu, tanrıyı yaya bırakacaksınız, onu biz yarattık, bunu da yaratabiliriz, olanaksız,
şu buluta bak, Hiroşima, kıyamet provası, cennetin ötesi burası, sıkıldınız ha,
zaman periyodu bu, Grejuva ateşi de böyleydi, olağan şeyler, kurguysa
katlanalım ha, hayır evrim her şeyi ortadan kaldırabilir, tüm kusurları,
ayaklarımızın altında ölen karıncalar, kaç dünya eder, evren demeliyiz, önemi
yok, cennetten kaçmayı anlayabilmiş değilim, tanrının oyuncakları olmak
istemiyoruz, düşüncenin yaratılmışları olmalıyız, bizi yaratan düşüncedir,
çelişkiler serbest öyle mi, çelişki olmazsa olmazımız, doğru, hayır gerçeği
yakalamalıyız onunla, klişelere boğuluyoruz giderek, tanrılaşıyoruz, ilk kez
gülmeyi başardım inan, evet tanrıya dönebiliriz, çünkü o bir klişe, düşüncenin
sınırları genişledikçe, yitip gidiyoruz boşlukta, ne yazık ki, yazgımızdan söz
edelim, varlık olarak o büyük güce sığınalım bir kez daha, yetersizliğimiz, dışımızdaki o gücü
yaratıyor, yazgıya da bel bağlamamıza, ama bunlar geride kaldı, gerçekten
klişesin, yıldızlarda kolonilerimiz var, hayır olacak, tanrı bizi yok
edemeyecek, evrenin efendisi olacağız, efendi yeni tanrı demek olmuyor mu,
sakıncalı bir sürüm, mağaradan konuşuyoruz, dışarı çıkmadık daha, düşlemek
yaratmaktır, tasımdır, evet ama, sınıf, katman ve basmaklar yaratmaktan
kurtulamıyoruz, eşitlik geriye sayma gibi geliyor bana, eşitlik durağanlık ve
statüko, düşünceyi yadsıma sanıyorum, lokal anlamda olabilir, evrenin
uçurumları ve yükseltilerinde eşitlik bir pranga, devinim eşitliği bozuyor,
eşitlik sanal olabilir, anlamadım, evet anlamadım ne demek istediğimi, doğrusun,
peki nereye varacağız, mağaranın dibine, başka uygarlıkları göremeden
gidemeyiz, işte arılar, başka uygarlık, denizler ve ayı balığı kolhozları,
orman, kuşlar başka uygarlık, efendisi olana uygarlık diyemeyiz, insan ele
geçirmiş mavi gezegeni, yukardan gelenlerde
bizi ele geçirebilir, gerek yok, robotarlar bizi silecektir, kendi
ellerimizin kurbanıyız, evrim olmasın bu, neandertale göz yaşı dökmedin,
vegeteryanı yok ettin, daha vahşi olan kazanıyor, ah tanrının adı mı bu, hiçbir
ütopyaya heveslenmeyelim, kendimizden
vazgeçelim, tanrıya dönelim, o yok ama, varsayımlar uygarlığının
bireşenleriyiz, cennetten nasıl kaçtık, anlamış değilim, varsayım, kaçtık ya da
kaçmadık, düşünceden başka bir şey değiliz ha, hiçbir şeyi başaramayacağız,
varlık yokluk ikilemini çözemeyeceğiz, düşünce beni ele geçirdi, beni o yönetiyor
artık, nereye giderse oyum, düşünce egemen olan tanrımız, düşüncenin
kurbanlarıyız biz, tanrının değil, düşüncelerimize egemen olmak, olanaksız,
düşünce düşüncenin egemeni olsa da, sorun düşünebilmemizde, düşünceyi yok
etmeliyiz, bedensel varlık olmak, tinseli yadsımak ha, düşünce bir yok edici
başlı başına, terminator, bitirici,
katil balina o, düşünce olmasa evren et ve kan uygarlığını yaratamazdı, hayır,
düşünce olmadığı için yarattı, düşünce bize sonradan bağışlandı, öncesi
mekantif, düşünce evrene egemen olabilir mi, bir karadeliğin gücüne kavuşursak,
bir kozmik Azrail olabilirsek mi, cennete dönmek istiyorum, bir motor olmak ha,
yukarıdan alıp, aşağıdan çıkarmak ve mutlu olmak, evrene katkı işte, varlık
biçimleri, ama biz kendimiz olmak istiyoruz, ya başaramazsak, daha kötücül
şeyler, ütopya canlıya yakışıyor, evreni beğenmiyorum, yıldızlar, ateşle
uçurumlar ve tanrıların savaşı bu, tembellik hakkını kullanmak istiyorsun, ateş
ve toprak, rüzgar ve yağmuruz biz, düşünmekle cezalandırılmışız, bu bir oyun
olmasın, kaçmamıza izin verirler, çünkü avuçlarındayız ve izliyorlar, tek
eğlenceleri bu, ne düşünmeliyiz öyleyse, Leibniz’i düşünmeliyiz, geleceği
görüyor musun, hayır tasımlıyorum, olabilecek kozmolojinin en iyisinde
yaşıyoruz, yorumların eşsizliği, sonsuzluğu ve sürdürülebilirliği kuralına iyi
bir örnek, tersinirliği, uyum gücü ve her yönde uygulanabilirliğine de, yorum
skolastiğe olabilirlik kazandırabilmenin büyülü yöntemidir, şiddet ve ölüm, et
ve kanın kutsal çatışkısına bağlanmanın dayanılmaz hafifliği, okuyun,
yazacaklarınız daha önce söylenmiş olabilir, bilgi departmanıdır evren, tüm
bilgilerin saklandığı bir kovuk var, tüm bilgilerin uçtuğu bir kovanda vardır,
düşüncelerimiz bedenden çıktı ve yolunu şaşırdı sonunda, bir sistem kurduğunuzda
toparlanıyorlar, ve birbirine DNA zinciri gibi bağlanarak yükselebiliyorlar,
yuvaya da dönüyorlar mı, cennette kalsak iyiydi diyorum, korku, telaş, kuşku,
güvensizlik ve depresyonu bulguladın, önce söz vardı, hayır, göğün altında yeni
bir şey yok, pesimistsin, stoistsin, sitüastyonistsin, volontaristim, sen et ve
kemiksin, değişmelisin, titan nasıl, ruhunu terk etmelisin, o bir anomali,
cennetten ruhum kaçtı, bedenim hala orda, öyleyse çözümlere, yaklaşımlara ve
tanrıların toza karışmasına yol vermelisin, boyun eğmelisin, son tümce
sakıncalı, çözüm yok görüyorsun, bu tümcelerden arınmalısın, bu us bizi tutsak
kılmış, evrenin yapısı bizi üretebilmiş, gizini bulamayacak mıyız, sona doğru
geliyoruz sanıyorum, mitlerle oyalanmayalım, gönül eğlendirelim belki, onu da
yapmayalım, düşünce sistemimizi yeniden düzenleyelim, her şeyi silelim, yeni
bir uygarlık sistemi yaratmalıyız, Hiroşimalar çoğalsın mı, işte bütün sorun
bu, iyilik kötülüğe, kötülük iyiliğe evrilebiliyor, düşünce sistemimiz sonsuz
bir elastikiyet içinde, yapmamız gereken, iyilik ve kötülüğü ayrıştırabilmek,
iyilik ve kötülüğün iç içeliğine son vermek, düşüncemizin eğim açılarını ve her
yöne dağılışını yok etmek, kavram kargaşasını sonlandırmak ha, gene basite
indirgedik, çözemeyeceğiz bu sorunu, ah tanrı geliyor, izimizi buldu, hayır
bizi görmek istiyor, o her şeyi gören ve bilendir, ne diyebilir ki, konuşuyor,
ne dedi, siz oldukça ben varım, ben oldukça siz varsınız, kendinizi yok etmelisiniz, kurtuluş için,
cennetten kaçtık ama, bir tür kurtuluş o bizim için, hayır beni de
sürüklediniz, cennetten kaçmayacaktınız, tanrınızı yok edin, ama evet o sizsiniz, tanı mı bütün
sorun, evet düşünsel yapınızın orta direği o, eyfeli, ha şu elektrik direği,
gülmeyi başarmak size ne kazandırıyor, ah kızdı bize, bakın gidiyor,
öldürebilir miydik, ölümlü uygarlık anlayışını terk etsek olmaz mıydı, o çözüm
değil, sorunumuz sıkılmak, ve kendimiz olamamak, bu kadar mı, cennetten bunun
için kaçtık, ama hiçbir şeyi başaramadık, kargaşa, ölüm ve sonsuzluk korkusu
içindeyiz, tanrı geri dönüyor, gene mi geliyor, belki bir çözüm buldu, geri
çağıracak sanırım, buluta girdi, belki bir daha gelmeyecek, kendi sistemini
yenilemeye karar verdi belki de, bizden önce bulabilir mi, hayır o biziz,
uyandın mı, evet, kahvaltı hazır, titriyorsun, düş gördüm, niçin, akşam bir
kitap okudum, şu sözler büyülemiş olmalı, ‘Sen
uyanıklığa değil, önceki bir düşe uyanmışsın, o düş, bir başka düşle
sarmallıdır, o da bir başkasıyla ve bu böyle sonsuza kadar gider, sonsuz da kum
tanelerinin sayısıdır, geriye dönerken izlemen gereken yolun sonu yoktur ve sen
bir daha gerçekten uyanmadan öleceksin’
***
SARA
'Ol' diyecek ilk sözcüğü bulamadım güzelim.
Beni büyüledin.
Mehdi'nin yataklısı.
Amir'in gözdesi.
At hırsızlarının,
Hasır döşeklerdeki sevgilisi.
Sende cehennemi düşlüyorum ben.
Açan çiçekleri değil.
Çağlayanları,
Şırıldayan suları değil.
Sen öyle tatlısın ki
Ve öyle baş döndürücü
Şu karanlık olmasa
Işığına kapılmazdım.
Gecede pervane devi gibi
Deli olup çırpınmazdım.
Işık gözesi gibi parıldayışın,
Dolunayın,
ak tepelerin,
Geçitlerin olmasaydı;
Icaza'da şehir bağışlayan
Kör dilencin olmazdım.
Seni Kazvin sultanının kucağından aldım.
Bedir'de resulu koruyan melekler
Seni kıskanırlar.
Madras'taki madrabazlar
Nazına pey sürdüler.
Hazar'daki kalpazanlar
Altın ordular,
şu cihandaki uğrular
At üstünde seni arıyorlar.
Mısrayimli güzelim,
Yalnız senin için, senden geçerim.
Ey suların huzur veren sesi
Ey tepelerde çalan birlik borusu.
Zındıkların sır olduğu kovuklar
Ey Sara için vurulan gonglar
Onu benden alamazlar.
O karanlığın çığlığı
Ölümün ölümüdür.
Işığın tanrısal güzelliği
Kutsanmışlığıdır.
Yavaşça sönümüdür güneşin
Can'ın canlanışında.
Sara'm.
Hay'y olanım.
'Ol' diyenim!..
***
MAHCUP
(Bayağı Şiir)
Kıyamet günleri yaklaşıyor artık dünyada
Korona biricik tacımız ve başka kraliçe de yok karalarda
Sen Harun Reşit’in kızısın, saklanıyorsun Bağdat’ın oralarda
Sonbilge kuyruklusu geçti dünyadan dün, kimse
Çevirip başını bakmadı gökyüzüne
Dünyadan umudum yok değil
Dünya yok artık bu dünyada
*
Sen mahcupsun, ben mahcup, o mahcup, hepimiz öyle
Neden böyle oldu Havva’nın çocukları
Adem’in hayalleri, Dekameron, Kenterburi
Bin bir gece masalları
*
Mahcup, gülümseyerek bakıyorum artık yıkıntılara
Ölüleri gülümseyerek sayıyorum ve iyi ölümler diliyorum yaralılara
Tanrı, melek ve kitap dolaptaki konserve çeşitleri
Şeytan hala iyi, ama sarılmaktan başka bir işe yaramıyor
*
Katliamlar diyorum, eşittir lahana bahçeleri
Roketler, Mars’a giden destroyerler
Eşittir Judas'ın günlükleri
Yaşam, bir varmış, bir yokmuş
Moda, kremalar, ağızdan taşmış rujlar
Köleler, çarmıhlar, halayıklar, ulaklar
*
Her şey self service, her şey açık büfe
Her şey ordövr tabağı ve her şey
La grande bouffe.
*
Açlık, bonfile, her şey bir mahcubiyet ve şaşaa içinde
Her şey kıyamete benzer bir kıyamet içinde
Yeryüzünde kıyamet, içimizde kıyamet, o her yerde
*
Artık ölüm ve yaşam iç içe
Hiçlik hiçlik içinde, korona kraliçemiz.
Tanrı gene var ve tek bir soru var şimdi,
Adem nerelerde…

